>Trafik dediğin nedir ki..

>İstanbul’da yaşıyorsunuz ve Tuzla’dan Beylikdüzü’ne bir akrabanızı ziyarete gideceksiniz. Sabah 08’de yola koyuluyorsunuz arabanızla. Daha Pendik’te vazgeçsem mi diye düşünmeye başlıyorsunuz çünkü 1 saat geçmiştir bile. Oysa yolculuğa başlarken içinizde heyecan vardır uzun zamandır görmediğiniz insanları göreceksiniz. 
Küçükyalı’ya geldiniz en sol şeritte duruyorsunuz, merakla ön tarafları görmek istiyorsunuz, kazamı oldu neden duruyoruz diye. Ama bir sonuç alamıyorsunuz, trafik zaten ara ara akıyor. 
Saat 10 boğaz köprüsü ayrımına ancak ulaştınız ama orada trafik akmıyor bile. Etrafınıza bakıyorsunuz herkes bir uyum içerisinde. Direksiyonu ısıracak gibi oluyorsunuz çıkıp yürüsemmi diye düşünüyorsunuz. Trafik hafiften hareketleniyor bu sefer herkes şerit değiştirmek derdinde kendi yolunuzda bile gidemiyorsunuz. Küfür etmeyen bir adamsanız bile ağzınızdan dökülüyor en kallavisi, sinirleniyorsunuz ama nafile dönmek istesenizde dönemezsiniz artık. Saat 11.00 hala köprüye ulaşamamışsınız.  Kağıt helvadan salatalığa kadar çeşit çeşit ürün satanlar arabaların etrafında dolaşıyor. 
Köprü görünüyor uzaktan ama ulaşmak ne kadar alır kesitiremiyorsunuz, benzin durumuna bakıyorsunuz çeyrek depo kalmış idare eder diye düşünüp beklemeye devam ediyorsunuz. Arkadan bir ambulans yol istiyor uğraşıyorsunuz yolu açalım diye ufak manevralarla açıyorsunuz yolu, çakallık yapıp ambulansın arkasından gideyim diye düşünürken sizin gibi düşünen yüzlerce araç üstünüze çıkarcasına geçiyor etrafınızdan, o çabanızda size ancak 20 mt. kazandırabiliyor ve tekrar sıkışıklığın ortasında bekliyorsunuz. 
Saat 12 olmuş köprüye yanaştınız sadece 100 mt var hadi diyorsunuz hadi, köprü üstünde akar bu trafik ve öylede oluyor, köprüden geçiyorsunuz bir çırpıda. Ohh diyorsunuz artık gideriz, ama Mecidiyeköy’de bitiyor sevinciniz ve tekrar nedeni belli olmayan bir duraklama. Haliç köprüsüne kadar dur kalk gidiyorsunuz yavaştan. Topkapı’ya geldim sayılır diyorsunuz ama Topkapı’ya geldiğinizde saat 14 olmuş bile. Geçiyorsunuz Topkapı kavşağından sevinerek ve birden arabanız teklemeye başlıyor, birkaç metre gittikten sonra da duruyor. Benzin bitti. hadi bakalım..Çekiyorsunuz arabanızı ittirerek emniyet şeridine, tabii bu arada trafiğin felç olmasına yaptığınız katkılardan dolayı aldığınız takdirleri!! arkanızdaki araç şoförlerinin sevimli! bakışlarından anlıyorsunuz. Bırakıyorsunuz arabayı çaresiz, dörtlüleri yakarak İstanbul keşmekeşinin ortasında bir başına. Öylesine yürümeye başlıyorsunuz benzin istasyonu bulurmuyum diye. Yürüyorsunuz, yürüyorsunuz, buluyorsunuz bir benzin istasyonu bu seferde istasyondakiler pet şişeye benzin veremeyiz diyorlar. Anlatıyorsunuz durumu ”ben nerden bileyim doğru olduğunu diyorlar” ve hatta bununlada kalmayıp ”ya sen bu benzinle molotof kokteyli yaparsan, ya bir yerleri yakarsan” diye sana potansiyel terörist muamelesi yapıyorlar. Yalvar yakar oluyorsunuz kimlik kartımı bırakayım arabayı buraya getirip benzin alıcam diye yüzlerce söz veriyorsunuz önünüze kanun maddesini çıkarıp ”yasak” diyorlar. Peki çözüm nedir diyorsunuz, ”arabayı getirip öyle benzin alacaksın” diyorlar. Ama benzin bitti nasıl diyecek gibi oluyorsunuz ”eee kardaş trafiğe çıkmadan düşünecektin bunu diyorlar”. İşte o anda anlıyorsunuz bu şehirde yaşayan hiç kimse nasıl bir ortamda yaşadığının farkında değilmiş gerçekten….Ama sonunda kimlik kartını bırakıp eğer 30 dk içinde dönmezsem polise suç duyurusu yapmaları konusunda anlaşma yapıp benzini alıyorsunuz.. Saat kaçmı?? 16.00.. yani birazdan akşam trafiği başlayacak. Sevinçle arabanıza benzini koyup, benzinciye kadar gidip depoyu dolduruyorsunuz ve yola çıkıyorsunuz. Ama hava kararmaya başlamış trafik dahada boğucu hale gelmiş. Şirinevler’ e kadar gelmişsiniz artık ne kaldıki şurda diye düşünüyorsunuz. Saat 18’de Avcılar’dasınız. Telefon ediyorsunuz akrabalarınıza ”Bu akşam bir düğüne gideceğiz istersen sen de gel” diyorlar. Düğün nerede diye soruyorsunuz karşıda Üsküdar’da diyorlar….!!!
-Sen sabah gelecektin gelmeyince bizde herhalde işi çıktı diye düşündük.. diyorlar
Trafiğin ortasında hedefe ulaşmanıza çok az bir zaman kala yenilmiş, tükenmiş, meydan savaşı kaybetmiş yalnız bir komutan gibi bakıyorsunuz sessizce etrafa…..

Reklamlar

8 comments on “>Trafik dediğin nedir ki..

  1. >güncel hayat deyince aklınıza ne geliyor merak ettim doğrusu.. bu yazının mesleki bir yaklaşım yada sivilizasyonla ne alakası var.. hakikatten saçmalıyorsunuz…

  2. >Sivilisazyon,sizin gibi insanların, digerlerine kıyas ile daha duyarlı insanların tüm olumsuzluklara ragmen şeridini terk etmeden ilerlemesi ve trafik kurallarına uymasıdır.Meslek deyince ben sizi bir yazar olarak görüyorum.

  3. saat 01:20 ve ben resmen kahkahalarla gülüyorum iyi ki yanımda kimse yok 🙂

    Demek İstanbul trafiği böyle bir şey ama sen güzelliklerini düşün Volkan DENİZ,İstanbul’un güzelliklerini düşün, trafik ufacık bir ayrıntı 😀

    Ya diğer yazından sonra(sen tahmin ettin o yazıyı) bu yazıyı da okuduğum iyi oldu ..hala gülüyorum ya demek düğüne gideceklermiş 🙂

    Fıkra karakteri olabilir misin sen ? Olursun olursun hem de en süperinden 🙂 Bir de Karadenizliysen (!) senden süper Temel fıkrası çıkar 😉 Allah iyiliğini versin …

    Bir de seninle ilgili bir şey daha öğrendik (cımbızla çekiyoruz seninle ilgili ayrıntıları) demek Tuzla ha 🙂

    Neyse iyi ki öylesine bir arşiv yazılarına bakmışım çok güldüm bu yazı sayesinde:) Allah İstanbulluların yardımcısı olsun trafikte..Ruh ve akıl sağlığınızı korusun 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s