>Adsız hikayeler, ıssız adamlar..

>Sahil boyunda yürüyorsunuz, gözünüze yaşlı bir adam ilişiyor. Sakalları kıvır kıvır, saçları dağınık, sırtında kalınca bir parka, kesik parmaklı eldivenleri, soğuktan buruşmuş yüzü ve derinleşmiş göz çukurları ile oturuyor el arabasının başında.. Bir yerlerden bulduğu boncukları satıp karın tokluğuna yaşama ümidi ile.. Öylesine bakıp geçiyorsunuz yanından… ihtiyar bir satıcıdan çok, ümidi kırılmış bir çaresize benziyor.. Tezgahında bir çok farklı ürün var ama satmak için çabası yok, sadece tezgahının başında duruyor.. Sonra dayanamıyor dönüyorsunuz adamın yanına.. Buyur bile demiyor, bakmıyor yüzünüze.. Meraklanıp soruyorsunuz “nasılsın amca?”… Adam umursamadan “bir şeymi alacaktın?” diye soruyor.. Sorduğunuz soru kursağınızda takılıyor.. Hiçbir şey söylemeden ayrılıyorsunuz yanından.. Ama bir kere kafanıza takılmış bu umursamaz satıcı ihtiyar.. Düşünüyorsunuz “kim bilir ne hikayesi vardır” diye…

Sokakta, otobüste, minibüste yada herhangi bir yerlerde, yanından geçtiğiniz herkes yada aynı ortamda yan yana oturup sıranızı beklediğiniz bir bankada, kimse kimseyi tanımıyor belki, ama hepsi farklı dünyalardan ve mutlaka bir yerlerde bir şekilde yaşıyorlar.. hepsinin farklı dertleri, hepsinin hikayeleri var… Tabii sizinde… Bütün bunlar olurken kafanıza uymayan birileri ile bir ortak münakaşanız oluyor ve kim olduğunu bilmeden saldırıp, hep karşınızdakini haksız kendinizi doğrucu görüyorsunuz.. Yada bir mücadele uğruna her şeyini kaybetmiş adama mücadeleci ruhtan bahsediyorsunuz.. Yada ahkam kesiyorsunuz karşınızdakinin yaptığı işi bilmeden… Sonra bakıyorsunuz ki ahkam kestiğiniz konular aslında adamın yıllardır içinde olduğu yegane işi…

Hayatın içinde binlerce adsız vardır, binlerce isimsiz kahraman ve hepsininde bir hikayesi… Bu adamların hepsi elbette ki ak sakallı derviş kılıklı adamlar değildir.. Onsekizinde bir kızcağızda olabilir otuzunda güler yüzlü bir adamda… Mühim olan karşılıklı empatik yaklaşım yada anlama çabası.. Ama toplumsal sosyaliteden hızla uzaklaştığımız bu günlerde var mıdır karşısındaki adamın haklılığını savunacak yada insafsızca hesap sormayacak.. Etrafınıza biraz bakın bakalım… gördüklerinize her zaman baktığınız gibi bakmadan anlamaya çalışarak bakın.. Kızdığınız her şeyin bir parçası olduğunuzu düşünün.. İletişim için çaba sarf etmeden, size yaklaşan herkesten şüphelenmeden, korkmadan bakın.. Hikayeyi yazan sadece siz olamazsınız.. Aslında hiç bir şey dışarıdan göründüğü gibi değil.. Aslında hiç bir şey içimizde yaşattığımız dertlerimiz kadar önemsiz değil.. Aslında hiç bir dert, en önemli dert değil.. Ve aslında hiç kimse hak ettiği yerde değil.. O kadar çok batma hikayeleri vardır ki.. Villalardan gecekondulara düşenler gibi tersi de vardır ama tersini yaşayanlar bir gün başlangıç noktalarına dönecektir.. Kendisi olmasa da kendinden sonrakiler mutlaka yaşayacaktır bunu.. hayat hikayelerle olgunlaşıp, yolunu bulur.. toplum olmak içinde bu renkler şarttır zaten.. Eşit olmak, aynı duyguları, aynı çöküşleri aynı heyecanları yaşamak değildir.. Eşitlik sadece solunan havayı aynı oranda solumaktır, gerisi boş lakırdıdır…

Birde küskünler vardır ki, hayatın içinde yedikleri kazıklardan, yada hayal kırıklıklarından bıkmış ve kendilerini kapatmışlardır dış dünyaya.. Çekip gitmiştir ruhu aslında, yaşıyordur bedeni ile bir başına.. Uzattığınız hiç bir ele uzanmaz, hiç bir lafınızı ciddiye almaz, hiç kimseye güvenmez ve kimseyi de sevmez.. Ta ki, tüm samimiyetiyle yaklaşıp ona hak verip onu anlayana kadar.. Bu aşamadan sonra dolu yüreği açılır, paylaşmak istemese de hikayesini dinlemenize izin verir.  Sanarki tek hikayesi olan kendisidir.. İşte bundan kurtulamadığı için herkese küser. Oysa dünya milyarlarca hikaye üretmektedir her gün, her gece..

Hikayeleri paylaşmak bir erdemdir.. Toplum olmak istiyorsak, kendimizden ziyade başkalarını da düşünmeli kendi yaşadıklarımızı insanların suratına vururcasına, hesap sorarcasına anlatmak yerine onunda bir hikayesi olduğunu düşünmeliyiz.. Hayat zaten yenilerini sunacaktır bize… Hüzün sadece kaybedenlere ait bir duygu değildir.. Hikayeler, herkesin dünyasında bir ıssız adam olmak için yaşanmazlar.. Yaşanan hiç bir şey bizi diğerlerinden üstün olmak için yaşanmamalı.. Hikayelerin altında ezilmemeliyiz… unutmamalı ki insan olmak için, kaybederek yada kazanarak şekillenmek gerek.. Sadece kaybedenlerin hikayesi, acı çekenlerin hikayesi değildir gerçekler… Hayat kimilerini zorlarken kimilerini sırtından indirmez… Ama en sonunda bir kucaktır yada bir omuz bizi götüren sonsuz huzura…

Reklamlar

2 comments on “>Adsız hikayeler, ıssız adamlar..

  1. Ne kadar güzel bir yazı olmuş bu..ilk okumaya başladığımda sanki kişisel gelişim kitaplarındaki gibi “sen yapabilirsin istersen yaparsın” vari bir yazı oldugunu sandım ama onlar gibi içi boş bir yazı olmamıs..hayatın içinden gelıyo..

    Sevgiler..

    • Çok teşekkür ederim, güzel görüşleriniz için. O dediğiniz kişsel gelişim kitaplarını pek okumam. Yurt dışından kopyalanıp bize uyarlanmaya çalışılan ucubik yaklaşımlar gibi gelirler bana. Hayatın içinde olup, hayatın bana sunduğu renkleri paylaşmaya çalışıyorum.

      Sevgiler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s