Haberin olsun…

Buralarda bir şeyler yazarken fonda televizyon açık. Tam 20 dakikadır yazıp yazıp siliyorum. Çünkü geçen haberler beni başka diyarlara götürüyor. Aklım almıyor, kapatayım televizyonu diyorum sonra vazgeçiyorum. Her şey çocuk katilleri ile başladı. Oradan bir başka çocuk katliamı. Oradan yazdığı kitaptan dolayı tutuklanan gazeteciler. Bu tutuklanmadan kitabın tirajı artacak diye yorum yapan bir devlet büyüğü.  Özgürlük çığlığı attığını sanarak, bölünme çığlığı atan bir şarlatan. Sonra Libya’ya geçiyoruz bir yandan Kaddafi öte yandan Obama açıklama yapıyor. Bilmem ne ülkelerinde Libya’nın geleceğini tartışıyorlar. Sonra “asla müdahale edilmemeli” veya “bizim orada ne işimiz var” diyen biz değilmişiz gibi,  Libya’ya TSK’dan bir grubun gittiğini duyuyorum. Libya’yı halledemeden Suriye’ye Esad’ın çöküşüne geçiyoruz. Haberler insanın içini karartıp geleceğine korkuyla bakmalarına zemin hazırlıyor.. Böylece devam ediyor kavgalar gürültüler.. usulca yerimden kalktım ve televizyonu kapattım.. Nihayet.. Bir sessizlik var şimdi…

Düşündüm biraz, bir çıkar yol aramaya çalıştım. Gelecek nesilleri düşündüm. Üçüncü dünya savaşını canlandırdım. Açlık sefalet, nükleer patlamalar… İyice karamsar oldum. Sonra biyolojik savaşlar geldi aklıma.. Birden durdum.. Bırakıyorum her şeyi bir tarafa.. Yarın işe falanda gitmeyeyim. Öyle sokaklarda sürteyim, hava da güzel..

Pencereyi açtım, biraz deniz havası soluyunca aklım başıma geldi.. Merak edilecek bir şey yok. Bu haber programlarını yapanlar, biliyorlarmı ki hemen her evde bu ve buna benzer travmalar yaşanıyor. Biliyorlarmı ki hemen her evden birileri ertesi gün sokağa çıkıp kin ve nefretle birilerini, boğazlama girişiminde bulunacaklar… Bilmiyorlar-mı? insanlarımız televizyondan ne duyarsa onunla yaşıyor.. Öyleyse neden bu kadar iç karartıcı sunuşlar. Neden bu kadar gerçekçi görünüpte yalan dolanla halkın kafasını karıştırma arzusu.. Neden konuşan insanların sadece işinize gelen bölümünü veripte insanları o kişiye karşı kışkırtma arzusu..

Bütün bunlar tamamda… sadece bunlara inanan halkı nasıl doğru yola sokacak, nasıl bu ülkenin geleceğini sağlam ellere teslim edeceğiz.. Neden yüzyıllardır kandırılıyoruz ve neden hiçbir fikrimiz olmayan konulara bile hitabı güçlü birinin anlatmasını ikna edici bularak inanıyoruz.. Göz göre göre uçuruma koşuyorken, neden elimizdekilerle yetinmeyip hep daha fazlasını alma uğruna gerekirse kendi vatanımızı satacak kadar şerefsiz olabiliyoruz…

Olmuyor.. kalkıp televizyonu açıyorum tekrar… Reklam var. Öylesine bakıyorum.. Sonra bitiyor reklam ve haberleri sunan spiker, gülen yüzüyle hepimize güzel geceler diliyor.. İşte budur.. Ben bu adamın anlattıklarından bu kadar şişmişken, bu olanları bana anlatan arkadaşın gülen gözlerini görünce kendime geliyorum.. Bütün bunlar kimin umurundaki diyorum. Adamın işi buymuş falan umurumda değil. Bana bu kadar berbat haberleri getiren adamın benim sıkıntılarıma ortak olması gerekirdi diyorum. Sonra bir dizi ardından insanı geri zekalı hissettirecek bir yarışma.. İşte al sana terapi.. Haberlerde şişen toplumun gazını gece yarısına kadar aldınız.. Bravo.. Bir insan ancak bu kadar güzel maymun edilir….

Olaylara uzak olmayalım, içine girdiğimiz her konuyu öğrenmeye çalışalım. Hiç olmazsa fikrimiz olsun körü körüne teslim olmaktan iyidir.. Yoksa gerçekten maymun olmasak bile bir muz uğruna takla atan yaratıklara dönüşeceğimiz kesin..

Reklamlar

8 comments on “Haberin olsun…

  1. Ben televizyon mevzusunu epeyce sınırlandırdım. Özellikle seyretmemi gerektirecek bir program yoksa hiç bakmıyorum bile. Sadece akşam üstü haber kanallarını şöyle bir beş on dakika tarayıp geçiyorum. Sen sigarayı ben televizyonu bırakma aşamasındayım anlayacağın. 🙂

    • Sigara işi kolay ama haberleri sulandıranlardan kurtulmak daha zor. Dedikodunun en tehlikelisi yani toplumsal dedikodu boyutundayız sanki. Dünya savaşı çıkaracaklar haberleri yok.. Belkide çıktı bizim haberimiz yok.. 🙂

  2. ”Yoksa gerçekten maymun olmasak bile bir muz uğruna takla atan yaratıklara dönüşeceğimiz kesin..” Yok mu sanıyorsunuz …o kadar çok ki böyleleri…

    Hatta senin insanları uyutuyor diye anlattığın programları heyecanla izleyen bir kitle var..Dizi film saatine göre plan yapanların olduğu bir ülkedeyiz…

    Haberlerden nefret ediyorum çünkü haberler de reating odaklı..Haber okumak daha mantıklı geliyor bana en azından mimiklerle tepkisini gösteren spiker bozuntuları olmuyor karşımda..Haberi okuyorum yorumu kendim yapıyorum…

    Tv izlemiyorum diyemiyorum (cnbc-e ve belki olmasa hiç izlemem) benim de izlediğim programlar var..İnsanların çok fazla yönlendirildiğini düşünüyorum ..Doğru bildiklerimizin bile zamanlara doğrularımız olmaktan çıkarıldığını düşünüyorum tv sayesinde..

    Neyse yorum dediğin bu kadar uzun olmaz…Ben yabancı dizileri seviyorum (keşke sevmeseydim) haberleri izlemeyi sevmiyorum taraf olduklarından dolayı..

    Şİmdi haberler izliyorum içime fenalık geldi ben bi şu tv yi kapayım…Hayırlı günlerr site sahibi…

    • Aslında izlememek çözüm değil belki ama neden böyle olduğumuzu anlayamıyorum. Nereye doğru gittiğimizi düşünmekten çok önceden vazgeçmiştim ama bu esarete nasıl düştüğümüzü kavrayamıyorum.. Televizyonlarda soruyorlar halka . “Kuzey Irak nerede?” diye bilen yok. Sonrada diyorum kendi kendime sanırım bu haberleri bir tek ben izliyorum yada benim gibi düşünenler. Çünkü o soruyu bilmemek için haber programlarına yan gözle bile bakmamış olmak lazım. Zira her gün defalarca anlatılıyor Kuzey Irak.. Ya da diyorum bu televizyoncular tutturmuşlar bir kurgu dalga geçiyorlar kim varsa seyreden..
      Hayırlı akşamlar… teşekkürler..

  3. Ya Trt1 ya da Kanaltürk’ün haberlerini seyrediyorum bunlar yaygara koparmıyor.

    Yazıyla ilgili de bir eleştirim var. Bence çok güzel olmuş ama o son paragraf olmasaymış daha güzel olurmuş.

    • Yusuf kardeşin benim derdim yaygara değilki. Tarafsız olamamaları ve haberleri reating uğruna sulandırıp sunmaları. Yani bizi yanıltarak reating toplama çalışmaları.
      Son paragrafın neresini beğenmedin? Fikrimiz olması gereken bölümünü mü yoksa muz uğruna takla atan maymuna dönmüş halimizi mi?
      Eğer ikincisiyse sorun yok, çünkü o sadece bir temenni idi öyle olmama adına. Ama ilkini beğenmediysen sorun var demektir çünkü fikir olmadan fikir yürütmemek için gerçekten bir fikir sahibi olmak zorundayız bunun içinde doğrulara ulaşıp öğrenmek gerekir…
      Saygılar… Teşekkürler.

  4. Keşke bütün sıkıntılarımız usulca yerimizden kalktıp ve televizyonu kapatmakla bitseydi…Kolay değil biliyorum.

    • Bazen en zor sıkıntılarımız bile ayağa kalkıp yaptığımız işi yapmaktan vazgeçmekle biter gider..
      Tıpkı nefret ettiğimiz biriyle karşılaştığımız an elimizi uzattığımızda, uzatılan elin geri çevrilmemesi ile o kişiye karşı düşündüğümüz tüm olumsuz duyguların oracıkta bitmesi gibi..
      Kolay olmayacak bende biliyorum…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s