Üniversite mezunu fil yavruları…

Üniversite bitirmek, hatta iki üniversite bitirmek.. Ama İsmet İNÖNÜ kim diye sorunca, “herhalde önemli bir adam olacaktı” demek. Atatürk’ten sonraki cumhurbaşkanı kim diye sorunca da “Turgut Özal değil miydi?” diye sormak.. Öylede sorsan böylede sorsan olmuyor.

İsmet İnönü tamamen bir örnek. Türkiye’nin komşularını sorsanız. İlk önce Almanya yada Amerika deyiverirler. En acısıda 29 Ekim’de ne oldu diye sorduğunuzda “bayram değilmiydi o” demeleri. Tamam hadi kabul ettik diyelim. Ne bayramı diye sorunca.. Şeker bayramı diyenler bile var. Şaşırmayın sakın. Ben alıştım.

Hayat çoktan seçmeli olunca, soru sorup ta şık vermezsen, cevabı olan soruda olamıyor haliyle.. Bunları yıllardır herkes yazar çizer ama hiç kimse de çözüm bulmak için uğraşmaz. Sonra da fil yavrusu gibi üniversite mezunları dolar memleketimin her köşesinde. Avazı çıktığı kadarda bağırır “üniversite mezunuyum” diye.. Ama iş de versen çalışmaya niyeti yoktur pek. Bir yerde haklıdır çünkü o üniversiteyi bitirmek için harcadığı paraları biriktirse belkide kendi işinin patronu olabilecekken okuma uğruna heder etmiştir hepsini. Şimdi de ister tabii haklı.. Öyle karın tokluğuna çalışmak içinmi ilkokul üçüncü sınıfta dershanelerde sürtmeye başladı.. güzel bir lise kazanayım diye az mı uğraştı. Sonra okuduğu güzel liseyi kazanmasıda yetmemiş gene dershanelere gitmiş lisede okuduğu yıllar boyunca. En sonunda kapak atmış üniversiteye. Öyle böyle bitirmiş. İsteyecek tabii..

Hatırı sayılır bir okulda ingilizce öğretmeni olan bir arkadaşımla geçenlerde sohbet ediyorduk. Şöyle bir diyalog geçti aramızda. Laf nereden geldiyse onun çalıştığı okula geldi. Çok lüzumsuz bir şekilde “sizin okul gerçekten iyimi o kadar” dedim.. Tabii dedi hafiften böbürlenerek. “SBS’de ciddi yüksek puan alanlar giriyorlar o okula..” “Peki ya üniversiteye sokma durumu nasıl?” diye soruyorum gereksiz işgüzarlık yaparak.. “Hemen hepsi bir üniversiteye giriyor.” dedi gülümseyen gururlu bir ifade ile.. “Yani eğitim iyi bayaa” dedim. Birazda şaşırmış bir ifade ile.. “Evet tabii üst düzeyde” dedi.. “O zaman.. sizin okuldan dershaneye giden yoktur herhalde.” dedim merakla ve mutlu olmayı düşündüğüm cevaba hazırlık yaparak.. Ne dese beğenirsiniz.

“Hayır hepsi gidiyor, hemde birinci sınıftan itibaren….”

Ortam salağı gibi kaldım.. Bunu söylerken de oldukça gururlanarak söylüyordu çünkü. Yani dershaneye gitmeleri ona göre gerekli bir şarttı… şimdi ne denirdi ki bu adama. Ama dayanamadan sordum.. “O zaman bu kadar yüksek puanla bu okula girmenin anlamı ne?” Üniversiteyi kazandıran dershane ise ne işleri var bu okulda diye düşünmüştüm çünkü.. Arkadaşım gayet sakin bir ses tonu ve inanılmaz pişkin bir ifade ile. “Dershanelerde test tekniğini çalışıyorlar. Yoksa üniversiteyi nasıl kazanacaklar ki” dedi.. Daha fazla uzatmak anlamsız olacak tı. Farklı dünyaların insanı olduğumuzu anladım. Allah’a şükrettim bu arkadaşla çok samimi olmadığım için. “Hımm anladım” dedim. belki bir ümit, ısrarla savunduğu konunun yanlış olduğunu anlar diye ama yok hala bana, yaptığı işin doğru olduğunu anlatan saçma bir gururla bakıyordu. Tatmin olmadığımı anlayınca devam etti.. “Ama okuldaki sosyal faaliyetler çok güzel..” Suratına manasızca baktım “Yani” dedim.. “O kadar yüksek puanla çocukları güzel folklor oynasın diyemi aldınız okula?” Anlamadı sanırım… bir şeyler daha diyecekti ama daha fazla uğraşmadan yanından ayrıldım. İşte dedim memleketimin üniversite mezunlarının bu kadar fil yavrusu olmasının sebebi bu gururlu!, donanımlı! öğretmenlerimiz… Nedenmi fil yavrusu?. Fil yavruları güçlü ve büyük görünürler hatta bir şey sanırsınız onları ama aslında yavrudur işte. Birilerine ihtiyacı hep vardır. Hortumundan dolayı sesi çok çıkar ama o kadar… sadece ses çıkarır, anlamlı bir melodi duyamazsınız..

Eğitim öğretim için çuvalla para alan özel okullar bile dershanelere mahkumken, bizde kalkmış üniversite mezunlarına o kim bu kim diye soruyoruz. Hakikatten saçmalıyoruz. Bu kadar yüksek beklenti olurmu be…

Reklamlar

17 comments on “Üniversite mezunu fil yavruları…

  1. Tüm okullarımızda verilen öğretimin yanlış olduğunu farkında olan çok az insan var ve onlardan da çok azı farkında olduğuna uygun davranıyor.

  2. Kalemine sağlık. Çok önemli bir konuya değinmişsin. O kadar içler acısı bir durum ki ; sadece bugünü etkilemekle kalmıyor, henüz hayatta bile olmayan gelecek nesillerin yaşamını da cehenneme çevirebilecek bir cehalete yol açıyor. Acil çözüm (ler) gerektiren bir felaket.

    • Acil çözüm gerektiriyor doğru söylüyorsun da ne yapıcaz acaba.??? Neresinden başlamak lazım? Milli eğitim bakanından mı, müdürlerden mi, öğretmenlerden mi? Yoksa gidelim mi artık sahil kasabasına balık tutmaya…

      • En alttan… Kendimizden başlamak doğrusu olsa gerek. Daha önce kendi yazımda belirtmiştim. Çocuklarımıza her şeyi öğretemeyiz ama onlara kitabı sevdirirsek her şeyi öğrenebilecekleri bir araç vermiş oluruz. Senin hep söylediğin balık tutmayı öğrenmek örneğinde olduğu gibi. Çocuklarımıza bu bilinci vermek, okullara gerekli tepkiyi göstermek gibi çok şey var. Ayrıca sen birşey yapmaya başlamışsın bile, işte bloğunda birilerine ulaşmaktasın. Bu da bir şey değil midir?

  3. Aslına uzunca bir yorum yazdım ama sildim..Eğitim sisteminde ters giden bir şeyler var demek isterdim ama bence herşey ters…

    Doğru sözlerin üzerine fazla söylenecek söz kalmıyor…

    Kalemine/kalvyene kuvvet…

    • Bence silme.. İçinden geldiği gibi olsun.
      Ama ne kadar ilginçtir ki.. Eğiten de eğitilen de mutsuz, eleştiriyor. Her kes bu sistemle bir yere gidilemeyeceğinin farkında Ama gel gör ki icracılar sanki uzaydan yönetiyorlar ülkeyi, tabandan gelen huzursuzluğa kulak asıp düzeltme adına en ufak bir çaba sarf etmiyorlar. Bizde kendi çapımızda uğraşıp duruyoruz.
      Oysa eğitimdir bir milleti millet yapan, eğitimdir bir ülkeyi özgür ve tam bağımsız kılacak olan..
      Teşekkürler…

  4. Kamil Cengiz;
    Haklısın dostum kendimizden başlayalım.. biz başladık diyelim.. Ama bunun farkında olmayanları başlatmak gerek, bizim kendi çapımızda yapacaklarımızla nereye kadar. Sakın demeyesin sen usul usul üstüne düşeni yap gerisi gelir. Yok öyle olmuyor, devir sadece sen üstüne düşenleri yap devri değil çünkü. Devir hep beraber ayağa kalkma, uyanma , çalışma devri. Hemde çok çalışma…

    • Yaptığını küçümseme Volkan, küçümsüyorsan da yapma. At karaya vurmuş bir denizyıldızı denize, ne kaybedersin… Attım da ne oldu deme!
      Kusura bakma kelimelerin içimden gelişi gereği emir kipinde yazdım ama, güzelim hayvanı eline alıp evirip çevirip iyice incitmemek de lazım.
      Kardeşim kendine iyi bak, sen yaz ben okuyacağım…

      • “Emredersin” diyesim geldi 🙂
        Ben neyi küçümsüyorum anlayamadım çünkü. Hayatımda yaptığım hiç bir işi küçümsemedimki. Sadece belki bazen mütevazi olmuşumdur ama sanırım aynı şey değil..
        Teşekkürler.. Görüşmek dileği ile..

  5. sadece sınav kazanmaya odaklı bir toplum olmuşuz gerçekten.başka türlü adam olunmaz sanıyor, üniversite kazanılamazsa hayatın sonu gibi düşünülüyor. maalesef yıllardır böyle. ben de liseden itibaren kurtuluşum üniversite diye düşünüyordum.aslında böyle bir eğitim sisteminde , böyle az gelişmiş ,ekonomik olarak güçsüzsen hele, başka yoluyok gibi gözüküyor.üstelik henüz düşüncelerin yeterince olgunlaşmamışken böyle bir sınava giriyorsun , belki ne istediğini bile tam olarak tespit edemeden.ama sadece genç nesil değil ki yaşadığı ülkenin nerede olduğunu bile bilmeyen.geçen gün tv de sokaktaki yaşlılara da sordular türkiye hangi kıtada diye .cevaplar çok kötü şaka gibi .ben bu konularla ilgilenmiyorum gibi absurd cevaplar da var .öf ya bunu söylemek istemiyorum ama bu tiplerle aynı toplumda yaşamak utanç veriyor, ayaklarının altına tuz sürüp keçilere yalatmak istiyorum

    • Emel hanım hoş geldiniz..
      Ayaklarının altına tuz sürüp keçilere yalatmak 🙂 🙂 Tamam çareyi bulduk süpersiniz..
      Maalesef bu haldeyiz ama geçicidir bunlar diye düşünelim. Halka rağmen halk için çalışmak gerek çünkü.. Her türden insanlar olacak mühim olan onlara yön verebilecek yöneticilerin olabilmesi. elbet bir gün olacaktır..
      Teşekkürler..

  6. keşke böyle aptal bi sınav yerine herkes yeteneklerine göre istediiği bölüme girebilse..okullarda konservatuarlar gibi her alanın yetenek bölümü açılsa örneğin edebiyat için ayrı bir yetenek bölümü..öğretmenlik için ayrı..mühendislk için ayrı..sözlü ve yazılı bi sınav istense..hem o zmn herkes yeteneğine ve ilgisine göre meslek sahibi olmuş olur..tek bi sınavda türkçe matematik soruları yapılarak herkesin istediği bölmü kazanması imkansız..benim dediğim uygulama yapılırsa o zmn sizinde dediğiniz gibi dersanelere gerek kalmaz..herkes yeteneği doğrultusunda çalışmalar yapar ve en sonundada işinde gayet başarılı ve istekli bireyler ortaya çıkar..tabi bu ülkede bunun gerçekleşmesi imkansız..ne hayallerin nede yeteneklerin ortaya çıkmasına izin verilen bir ülkede yaşıyoruz..fırsat tanınmıyor hiç bir şeye..hep bir baskı hep bir koşul hep bir gereksiz uygulama…bu puanlamalara ve bu sınavlara çok karşı bir insanım.hangi bölümde okuyorsa okusun bir genç öncelikle herşeyi geçtim şu sisteme inat hayallerini gerçekleştirmeli ve yeteneklerinin üzerine yürümeli bence..

    • Evet Nehir keşke öyle olsa. Ama çok da zor değil. Bugün ünüversitelerde okuyanlar yarın söz sahibi olduklarında bugünlerini unutmasalar…. Keşke… 🙂
      sevgiler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s