Közde sucuk ve Nisan ayında kar mutluluğu

Nisan ayının başıydı, kış çok yıpratıcı geçmiş, hemen her gün ya kar yağmış yada fırtınayı andıran soğuk rüzgar esmişti. Şimdi bahar tüm güzelliğini sunarcasına gülümsüyordu bir ağız dolusu.

Araçtan iner inmez derin bir nefes aldım. Kış uykusundan uyanmış gibi hissediyordum kendimi. Ciğerlerime doldurduğum hava genzimi yakmış, temiz havayı vücudumun her köşesinde hissetmiştim. Fazla oyalanmadan yürüyüş planımıza son kez bir göz atıp yola koyulduk. Yaklaşık sekiz kilometre yürüdükten sonra yemek molası verecektik. Buda normal bir yürüyüş hızıyla yaklaşık iki sat demekti. Grup oldukça enerjik ve heyecanlıydı.

Herşey tamamdı ama bir sorunumuz vardı. Meteoroloji o gün için yağışlı diyordu. Buna rağmen artık yeter deyip yürüyüş yapmaktan bu sefer vazgeçmemiştik. Hepimiz mutlu hepimiz neşeliydik. Bu inançla ormanda ince bir patika gibi uzanan yola dizildik. Sağımız solumuz bize selam verircesine boynunu bükmüş kardelenlerle doluydu. Genellikle çam ağırlıklı orman, bizimle birlikte baharı karşılamaya hazırlanıyordu ama arada serpilmiş kestane gibi geniş yapraklı ağaçların yaprakları henüz tomurcuklanmıştı. Biraz yürüdükten sonra seyrine doyum olmayan bir vadinin üstünde uçsuz bucaksız manzara seyrinde bulduk kendimizi.. Manzara o kadar çekiciydi ki, içimizden biri “bırakın beni burada yaşayım” diyerek uzandı kayalıkların üstünde..

Yemek için mola yerine geldiğimizde öğlen olmuştu artık. Mevsim dolayısı ile bulanık çağıldayan bir derenin kenarında düzlük bir çayırlıkta yaktık ateşimizi.. Ateşten köz çıkarıp sucukları hazırlamak 30 dakikamızı aldı. Közde pişen sucukların cızırdayarak pişmesini izlemenin verdiği keyif ocak başında pirzola pişirmenin verdiği keyiften daha büyüktü. Ekmeğini alan sıraya geçmiş sabırsızlıkla sucuk bekliyordu. Sucuğun yaydığı koku hepimizi daha çok acıktırmıştı ama bana pişmesini izlemek ve o pişme sesini dinlemek daha çok lezzetliymiş gibi geliyordu. Bitmesin istedim. Ama 20 dakika sonra ateş sadece ısınmak için kullanılıyordu. Sucukların hepsi kısacık bir sürede tükenmişti.

Hava yavaş yavaş çiselemeye başladığında biz dönüş yoluna çıkmıştık. Yaklaşık 3 kilometre sonra bir köy kahvesinde bizi bekleyen aracımıza binip dönecektik. Çiseleyen yağmur yürüdükçe hızlandı ve sonra birden kara çevirdi. Evet nisan ayında kar yağıyordu. Hemde inceden değil lapa lapa türünden. Heralde beş dakika yağar geçer dedik ama hayır. Yürüyüş boyunca yağdı. Ağaç dallarında tuttu, görüntü muhteşemdi. Kar altında yürümek çoğu insan için zordur ama yağan kar eğer Nisan ayında yağıyorsa, doğayı her haliyle seviyorsanız ve en fazla bir saat içinde bir yerlere ulaşıp sıcak çay içeceğinizi, kuru kıyafetler giyeceğinizi biliyorsanız, sizden daha mutlusu olamaz heralde. İşte bu duygularla, gruptaki herkes çığlık çığlığa bıraktı kendini yağan karın kollarına.

Yürüyüş bittiğinde sırılsıklamdık. Meteorolojiyi iyiki dinlememişiz dedik. Belkide bunca zamandır hava kötü diye ertelemekle bile iyi etmemişiz diye düşündük. Köyde sıcak çaylarımızı yudumlarken kar hala yağmaya devam ediyordu. Gruptaki herkes yediği sucuğun lezzetini, karın altında yürümenin keyfini anlatıp duruyordu..

Bu yürüyüş bizim için yılın başlangıcı oldu.. Devamı ve sonrakileri fotoğrafları ile birlikte bekleyin…

Reklamlar

19 comments on “Közde sucuk ve Nisan ayında kar mutluluğu

  1. Keyifle okudum ne güzel anlatmıssınız..Bir de doga yürüyüşlerinde sucuk yenmesi gerektigini ögrendim..Daha önceki yazınızda da sucuk pişirmiştiniz:)

    • Çok teşekkür ederim. İnanın yazarken bende yaşıyorum..
      Doğanın sunduğu güzellikleri görmek ve yaşamak başka bir şey..
      devam edecek ama fotoğraflarımı yükleyemiyorum şimdilik.. 🙂
      saygılar..

  2. yaa ama yapan var yapamayan var niye özendiriyosun ki…ne diyeyim çok güzel anlatmışsın yine,allah keyfinizi bozmasın.

  3. En güzeli de aynı hobilere sahip, aynı şeylerden heyecan duyan ve aynı hedefi güden insanlarla bunu yapmak olsa gerek. Diğer yorumcular gibi ben de sucuğa değinmeden geçemeyeceğim 🙂 Çok severim. Her kim bunu icad ettiyse insanlığa çok büyük bir hizmet etmiş. Evde de yok. Sabah erken kalkıp alayım da kahvaltıya pişireyim bari, aklımıza düşürdün artık.

  4. hayırlı sabahlar kardeşim.nerde olucam verdiyiniz çay tarifini yaptım içtim zehirlendim.haberiniz yok:)yeğenlerim gelmişti onlarla ilgilendim biraz.ugrayamadım.bu arada sizler sağolasınız.ugramış merak etmiş yazılar bırakmışsınız.neyse yinede sağolun ya.benim yeğenimin adı da volkan size olan samimiyetimde ondandır.bağışlayın.ALLAH’a emanet olun.

    • 🙂 zehirlenmeniz mümkün değil, belki tadını beğenmemişsinizdir. Biraz tatlandırıcı iş görürdü..
      sizede hayırlı sabahlar teşekkürler, yeğenlerinize de çok selam..
      Sizde Allah’a emanet olun..

    • Sucuk yemek balık yemekten daha kolaydır Yusuf kardeşim..
      Bir yerlere gitmek düştüyse zihnine hemen bu hafta sonu gitmelisin yoksa bir daha gidemezsin. Aklına gelir gelmez uygulamalısın .. 🙂 Bu işler böyle…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s