Mavi göldeydim…

Bahar geldi yaz gelecekti derken daha fazla bekleyemeden, attık kendimizi ormanın derinliklerine, size daha önce bahsettiğim fanatik yaban hayat fotoğrafçısı arkadaşımla. Çok keyifli, heyecanlı, görsellik açıdan doyumsuz yerler keşfettik. Bu yaz, doğayı seven, yürümek isteyen herkesleri götürebileceğimiz yerler keşfettik. Yalnız küçük bir problem oldu.. Fotoğraf mankinemizin pili biti. Daha doğrusu benim çektiğim makinenin pili bitti. Arkadaşın makinesi ile ancak kuş çekilebiliyordu çünkü yanına aldığı lens ancak o işi görür cinstendi. O sebepten sizlere ancak bir kaç fotoğraf sunabiliyorum.

İlk olarak bu mevsimde görülmeye  başlayan orkide görüntüsü ile başlayalım.

                                                                    

Fanatik yaban hayat fotoğrafçısı arkadaşım kayın ve meşe ormanı arasından geçen patika üstündeki izleri takip ediyor. Bir karaca yada tavşan peşinde..

İzlerden vazgeçip, muhteşem ormanda henüz yaprakları açmaya başlamış olan meşelerin içinde oksijen depolamaya başlıyoruz. Oksijen çadırının içinde gibiyiz..

Orman içinde uzunca bir yürüyüşten sonra papatya ağırlıklı bir düzlüğe çıkıyoruz. Hani koşup oynanan türden bir kır ama el değmemiş. En fazla yakın köylerden otlamaya gelen hayvanların uğrayabileceği türden bir yer..

Arkadaşım karaca izinden vazgeçti kuş peşinde..

Ben uzanmış yatıyorum papatya tarlasında, bir yandanda fotoğraf çekiyorum arada. Her nefes alışımda ayrı bir koku alıyorum. Her nefesimde tazeleniyorum. Muhteşem bir aroma sunuyor doğa.. Kalkıp gidesim gelmiyor bir türlü..

bendeniz 🙂

Tekrar dalıyoruz ormana.. Makinem teklemeye başladı..

Çok az görünebilecek bir orkide türü. (o öyle dedi..)

Buda son karemiz oldu, makinenin pili bitti , tüm yedek pilleri taktık ama red etti ısrarla..

Burdan sonra mavi göl filminin setine gittik. Evet ben ilk gördüğümde bu tepkiyi verdim. “anaa mavi göl filminin setimi burası?”. Öyle kaldık görünce. Muhteşem bir şelale, altında büyükçe bir göl. Fotoğrafı nerede diye soruyorsunuz biliyorum ama çekememiş olmanın verdiği üzüntümü anlatamıycam şimdi. Başka fotoğrafları da var ama kendi çektiğimi koymak istediğimden onu eklemedim.. Ama ısrar ettiğinizi hissettim, bu sebeple şöyle bir resim ekledim. Önceden çekilmiş karelerden. Azcık fikir versin diye. Bunun gibi bir şelalesi daha var üst tarafında…

Sonra dönüş yoluna koyulduk, hava kararınca dönebildik aracımızı bıraktığımız yere. Ama gece ormanın sesi bir başka keyifliydi. Tabii bu sesleri anlayana.. Yoksa derler ya orman geceleri ürkütücüdür diye. Koca bir yalandır aslında. Çünkü orman geceleri daha bir ürkek olur, hayvanların çoğu gece avlanır ve sizin varlığınızı hisseden hayvanlar sizi avcı olarak değerlendirdiğinden korkup kaçarlar. Kokunuzu yaklaşık üç-dört kilometreden alırlar. Nefes alışınızı bile duyarlar ve size kolay kolay yanaşmazlar. Belki çok aç kalmış hayvan sürüsüne denk gelebilirsiniz ama oda bizim ülkemizde pek mümkün olacak iş değil. Yani anlayacağınız ormandan korkulmayı bize hayal gücünde sınır tanımayan Amerikan filmleri öğretti Bizde korktuk. malum onlar ne derse o. Ama öyle olmadığını biliyorsunuz artık… 🙂

Reklamlar
By Volkan DENİZ Posted in doğa

12 comments on “Mavi göldeydim…

  1. Hoş geldiniz 🙂
    Blogspot’un açıldığına sevinelim mi üzülelim mi bilemedik.Evli evine köylü köyüne misali oldu sizleri artık buralarda göremez olduk.Arada uğrayın yine de,wordpress’i de ihmal etmeyin 🙂
    Yazı çok güzeldi,yine gitmiş kadar olduk sayenizde.Neresi olduğunu yazmamışsınız,bilmek isterdik.Belki okuyanların içinde gitmek isteyenler olabilir,herkesin adına sormuş olayım..
    Mim için bu akşam inşallah bloga yazacağım,okursunuz..

    • Çok teşekkür ederim. Ben blogspot açıldığı için buralardan gitmiş değilim. Orayada yazıyorum burayada. Ancak son zamanlarda işlerim biraz yoğun olduğunudan gerekli özeni gösteremedim. Blogspota bakarsanız oradaki yazılarım biraz daha felsefi, burası birazdaha naif. İki tane yavrum oldu ikisinide doyurmak gerekiyor ama ikisininde zevkleri farklı anlıyacağınız.
      Neresi olduğunu özellikle belirtmiyorum. Biraz gizemli olsun diye. 🙂
      Zaten gitmek isteyenler hadi gidelim diyerek gidemez. Ama bu seferlik kuralımı bozayım sizin için.
      Bu bölge Gebze Ağva arsında Gebzeye bağlı köylerden geçen ormanlık bölge. Şelale Hacıllı şelalesi diye geçiyor. Buraları bilenler bilirler. Dikenli köyünden Hacıllı köyüne kadar yürüyerek çıkardık bu parkuru.

    • Yusuf dünya aynı dünya, seni tutan kim. 🙂 Ayrıca av demişsin, av yok. Vuramam ben hayvancıkları. sadece fotoğrafını çekerim. En fazla balık avlarım.
      Teşekkür ediyorum sende her daim mutlu ol kardeşim…

  2. En sevdiğim çiçektir papatyalar. Buralarda bu kadar çoğuna rastlamak zor. İlla bir yerlere gitmek gerekiyor. Çocukken evin çevresinde kırlık alanlar vardı. Anneannemle dolaşırdım, en sevdiğim şeydi bu. Çocuklarla oynamaktan bile daha güzeldi benim için.

    Gebze’de miymiş burası? Köylerini pek bilmem ama ben de Gebzeliyim.

    • Gebze’de ama 55 km mesafede. Gebze’den Şile Ağva istikametine giden bölgede. Siz sanırım Gebze’de yaşamıyosunuz ama inanınki yıllardır Gebze’de yaşayıp burnunun dibindeki doğal güzellikleri bilmeyen o kadar çok insan varki. Nedense uzaklaşıyoruz doğadan ve sunduğu güzelliklerden. Oysa doktora da ilacada ihtiyacımız yok, doğanın şefkati sağlıklı yaşam için ideal bir çözüm..
      Birgün yolunuz düşerse o taraflara papaya tarlaları her tarafta sizi bekliyor..
      sevgilerle…

      • Çocukluğum Çayırova denen yerde geçti. Gençliğim de Gebze merkezde. Gebze çok değişken bir yer. Oraya ailemi ziyarete her gittiğimde bir yerlerin değiştiğini görüyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s