Önce bilmek gerek…

Tahammülsüzlüğün sınırı nedir? Birilerine tahammül edebilmek için, inandığı değerlere saygı duymak yeterli midir?

Öyle bir hale gelmişiz ki. Araştırmadan, öğrenmeden, bilmeden, bilenleri araştıranları yerden yere vururcasına kınıyoruz. Kendi bildiklerimiz yada bize öğretilenleri tek doğru sanabiliyoruz. Sonrada sinir katsayısı yükseldikçe, karşımızdakini düşman sanıp saldırıyoruz. Çünkü haklıyız arkadaş… O kadar…

Ne kadar güzel dimi. “Hep – ben, hep – ben” demek. Her cümleye ben diyerek başlamak. Deli gibi eleştirirken, sizi eleştirenlere “hop arkadaş” demek. Eleştiriye açık olmalı insan diyerek sadece kendi eleştirilerinize haklılık gerekçesi yaratmak..

İçinde yetiştiğiniz toplumun size dikte ettiği gerçeklere inanıp sadece onların anlattıklarını gerçek sanmak. Hatta onların oku dediğini okumak, okuma dediğini okumadığınız gibi okuyanlara da kızmak. Ondan sonrada o doğruları yada doğru sandığınız değerleri insanlara hakaret edercesine  anlatmaya ve hatta ikna etmeye çalışmak…

İnandığı değerlerin yanlış olduğunu ispatlayanlara kulağını tıkayıp, bildiği doğrunun peşinde gitmek.. Kör olduğu halde etrafındakileri körlükle suçlamak.

Nasıl bir anlayıştır bütün bunlar. Nasıl ve kimler tarafından oluşturulmuştur. Kendi gibi olamayanları hep nefretle görmek, aşağılayarak süzmek. Herkesin kendi istekleri doğrultusunda yaşamasını istemek.

Ey dostlar! Nereye gidiyoruz… Bu kadar teslimiyetçi olmadan yaşamak bu denli zormu. Özgür düşünce nerede? Özgürlükler sadece kendimiz gibi düşünenlere verilmiş bir hakmı?

Bu adam ne saçmalıyor dediğinizi duyar gibiyim. Ama ben ne dediğimi çok iyi biliyorum, başka bilen varmı onu merak ediyorum…

Konuşmaya başlamadan önce dinlemeye hazır olmak gerek diyorum ve doğru bildiğiniz her şeyin aslında koca bir yalan olabileceğini asla aklınızdan çıkarmayın diyor ve susuyorum…

Reklamlar

16 comments on “Önce bilmek gerek…

  1. Ben ilahiyat okuyorum. Bir gün sınıfta bir arkadaş hocaya hocam doğru olan budur dedi. Hoca, nereden biliyorsun doğru olduğunu deyince öğrenci, İslam’a göre böyle dedi. O zaman İlahiyat Fakültesinde Doçent olan hocamız: nereden biliyorsun İslam’ın doğru olduğunu? dedi.

    Seni kesinlikle çok iyi anlıyorum ve yazının tamamına katılıyorum. Bizim en büyük sorunumuz bu. Hepimiz kendimizce doğrumuzu bulmuşuz, bilmediklerimiz gereksiz ve yanlış bildiklerimiz de zaten yanlış. Bu mantık bizi hep yanlışa götürecek. Doğrusu eleştiri ve diyalog tarafı.

  2. İşin başı edep ve nezaketten geçiyor diye düşünüyorum.İnsanlar edep ve nezaket çerçevesinde fikirlerini ortaya koyabilmeli ve bu fikire karşı olanlar da yine edep ve nezaket çerçevesinde dinleyebilmeli,eğer isterlerse konu ile ilgili görüşlerini yine edep ve nezaket çerçevesinde dile getirebilmeliler.Farklı görüşte olanlar “öcü”değil,bu bir anlaşılsa sorun kalmayacak aslında.En kötüsü ve hiç tasvip etmediğim taraf ise görüşlerin “dikte”ettirilmeye çalışılması.Kimin buna ne hakkı var?! Dinde bile tebliğ vardır,zorlama yoktur.Allah’ın emirleri bile bu doğrultudayken bizler kim oluyoruz ki kendi görüşlerimizi dikte ettirme gayreti içine giriyoruz.Doğrular edep ve nezaketle dile getirilir,herkes nasibince alacağını alır,olay bundan ibarettir..Farklı görüşlere tahammül edemeyen ve kendi görüşü dışındakileri yok sayan,küçümseyen ve onları düşman gözüyle görenlerin ise bir an önce büyümelerini,bu çocukça tavırlarını düzeltmelerini,insan olmanın erdemini kavrama yolunda ilerleme kaydetmelerini bütün kalbimle diliyorum..Yüzünüzden tebessümünüz hiç eksilmesin 🙂

    • Sevgili İhyaca;
      Böyle mektup başlığı gibi bir başlık oldu kusura bakma. Ama yazdığın yorumu çok samimi ve gerçek bulduğum için öyle başladım.
      Anlatmaya çalıştıklarımın özünde de edep var aslında. “Edepsizlik yapma” diye başlarız çoğu zaman, karşımızda bizi dinlemeden kendi doğrularını ısrarla kabul ettirmeye çalışanlara, farkında değildir ama yaptığı edepsizlikten başka bir şey değildir.
      Maalesef karşıt görüş hep korkulacak ve kesinlikle yanlışmış gibi düşünülür. Dinlemek için çabası bile yoktur. Çünkü kesinlikle yanlıştır. Böyle bir saçmalık olabilirmi. Oluyor maalesef. Televizyonlardaki programları bile seyredemiyorum sırf bu sebepten. Yansız olan bir tane kanal yok.
      Zaten dinimizi anlayabilsek. Allah’ın emirlerini uygulayabilsek. En önemlisi dünyanın sadece bizim gibi düşünenlerle dolu olamayacağını görüp her türlü görüşe yer verip birbirimizi anlasak. Nasıl bir millet oluruz tahmin bile edemiyorum..
      Beni anladığınız, isyanıma ortak olduğunuz ve güzel yorumunuzla desteklediğiniz için çok teşekkür ediyorum..
      Sizin gibi insanların olduğunu gördükçe tebessüm yüzümden eksik olmaz zaten..
      Sağolun, varolun. Hayat size her zaman en güzel tarafı ile görünsün.
      sevgiler, saygılar..

  3. Kıymetli dostum,
    Şikayetçiyim..İstikrarınızı kaybediyorsunuz bilginize.İnsan bir işe girişmeden önce iyice düşünmeli,olaya her yönüyle bakmalı,değerlendirmeli,tartmalı,ben bu işi yapmayı istiyor muyum diye kendine sormalı,tatmin edici bir cevap alıyorsa o işe girişmeli.O işe giriştikten sonra ise o işi ciddiye almalı,istikrarlı bir şekilde yoluna devam etmeli.Bir yazayım aman ne olacak üç beş gün yazmasam da olur dememeli.Eğer böyle bir durum yaşıyorsa kendine dönüp sorgulama faslına girişmeli.Bir köşe yazarı olsaydınız yine aynı davranışları sergileyebilir miydiniz?Hayır,yapamazdınız,yapmazdınız.Dünyanın öbür ucunda bile olsanız o yazıyı yetiştirirdiniz değil mi?Bazı durumlar vardır,anlayışla karşılanır.Örneğin ne güzel tatil yapmışsınız,bu gereklidir,geçerli bir mazeret.Ama bunun dışında çok geçerli bir durum yoksa böyle yapmayın.Yaptığınız işi önemseyin,ciddiye alın.Tabii bu işi yapmak istiyorsanız..Tek meşgul olan siz değilsiniz hayatta,başkalarının girdiği postları hangi yoğunluk içinde girdiğini biliyor musunuz?!
    Dost hanesinde olmasaydınız bu yazı da olmazdı..
    Bir dost..
    Not:Okuduktan sonra silebilirsiniz..

    • Sevgili dostum İhyaca;
      Bu yorumunuzu okuyunca bir müddet kaldım, sonra tekrar okudum sonra bir daha okudum. Şaşırdım, mutlu oldum, gülümsedim ama en önemlisi gözümde sizin bana fırça (!) atan görüntünüzü canlandırıp saygı duydum.
      Çok teşekkür ediyorum, hassasiyetinizden ve bunu benimle paylaşıp şikayetçi olduğunuzdan dolayı.
      Haklısınız. Ancak “bir yazarım üç gün idare ederim” diye düşünmedim hiç bir zaman, düşünmemde. Çünkü burası sadece bana ait olamıyor bir müddet sonra bunun da farkındayım. Sorumluluğumun da bilincindeyim ancak bir köşe yazarı düşüncesinde yada hassasiyetinde olamayabilirim. Çünkü tek işim burada yazı yazmak değil. Ayrıca sırf bir şeyler yazmış olmak içinde yazı yazmak istemiyorum. Aslında belkide en büyük sorun blogspotların açılması oldu. İlginç dimi, sorun dedim. 🙂 Çünkü orayı da boşlayamazdım ve orada başka, burada başka konularda yazmaya devam ediyorum. Bütün bunlara ilaveten; işimin en yoğun dönemindeyim şu sıralar. Arada sırada fırsat buluyorum, ancak yorumlara cevap verebiliyor yada bir kaç yazıya göz atabiliyorum. Ama haklısınız bunlar bahane olmamalı.
      “Yaptığın işi önemse” demişsiniz ancak burada size hak veremiyorum çünkü bu işi çok önemsiyorum. Anlaşılan öyle yansıtamamışım, bunu tekrar gözden geçirmeliyim..
      Sizin dostluğunuz, samimiyetiniz beni çok daha güçlendirdi. Ayrıca yazdığınız yorumu silmem mümkün değil. Bana her umutsuzluk anımda lazım olacak çünkü.. 🙂
      Her şey için çok teşekkür ediyorum. Butün sözleriniz kulaklarımda çınlayacak gün boyunca bundan eminim.. 🙂
      Sağlık, mutluluk, huzur sizin peşinizi hiç bırakmasın. Tüm kötülükler sizin yolunuza hiç düşmesin. Sevgiler, saygılar. Allah’a emanet olun.
      Siz gerçek bir dostsunuz…

  4. Sevgili Volkan,
    Engin hoşgörünüzü ve olgunluğunuzu bildiğim için,dostluğumuza da güvenerek yazdım işte..Sizi üzen tarafları olduysa özür diliyorum 😦
    Anladığım kadarıyla her ikinizi de düşünmeye sevketmiş yazılanlar,bu bana yeter 🙂
    Fırçalamak demişsiniz ya,ne haddime,böyle söyleyerek beni mahcup etmeyin..
    Her ikinizin de kalemi kuvvetli olmasa yazarak ve sizi okumak zorunda bırakarak ne kendimi yorardım ne de sizi.Ama Rabbim madem ki sizlere böyle bir yetenek bahşetmiş,ve sizler de faydalı,güzel,okunası,düşündürücü yazılar yazabiliyorsunuz,istedim ki bu güzellikleri kesintisiz devam ettirin..
    Yorumların sonunda çok güzel dualar ediyorsunuz,içten oldukları o kadar belli ki..Allah sizden razı olsun,ettiğiniz dualar fazlasıyla sizi bulsun 🙂
    Mimde görüşürüz 🙂

    • Üzülmek mi dediniz. Olurmu öyle şey, aksine mutlu oldum..
      Fırçalamaktan ne demek istediğimi Kamil anlamıştır, yanlış anlamayın sakın, bir jest anlamında öyle söyledim. Yada uyandırma adına. çünkü ikazınız o kadar hoştuki inanın etkilenmedim desem yalan olur..
      Yazılarımla ilgili yorumlarınızda beni çok fazla motive ediyor ama bu kadarına layıkmıyım bilmiyorum… 🙂
      Çok teşekkür ederim. Ettiğim dualar, sizin samimi ruhunuzu hissettiğimden içimden geliyor..
      sağlıcakla kalın. sevgiler…

  5. aristotales der ki ; “erdemi olmayan kişinin en büyük düşmanı kendisidir.”
    herkes, her konuda aynı görüşte olmayabilir, bu çok doğaldır. Önemli olan; Karşıt görüş olduğunda yada eleştirildiğinde erdemini gösterebilmektir..eyvAllah

  6. kim ne derse desin herkeste bu karşıt düşünceyi kabullenememe durumu vardır..tamam özgür düşünce diye birşey var tabi ama o an hiçkimse tahammül edemez savunmadığı bir düşüncenin karşı taraf tarafından savunulmasına..ben gördüklerimi söylüyorum..ama tabiki bu nefret derecesine kadar gelmez..zaten ben kimseye nefret duygusu kadar kötü bir duyguyu ruhumda besleyecek kadar değer vermem…

    • Maalesef tuhaf olanı karşıt düşünceyi kabullenmeyenler, bunu kabullanmediklerini de kabullenmezler 🙂 Böylece sürer gider, çekeriz hayatın bir köşesinden nereye götüreceğine bakamadan. Kaybetmek istemeyiz ama kaybettiğimizi fark ettiğimiz de yine de doğru yolda olduğumuzu inatla söyleriz..
      Nefret etmek için önce sevmek gerek…
      sevgiler, teşekkürler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s