Ya sonra…

Çok sıcak akşamlardan biriydi. Temmuz akşamları hep sıcak olurdu ama bu akşam bir başka sıcak vardı sanki. Sahile yakın yerlerde oturan hemen herkes evden dışarı atmış kendini sahil boyu geziyorlardı. Ellerinde dondurma yada bir paket çekirdek ile.

Denizi gören yerlere banklar serpiştirilmiş, kiminde bastonlu bir ihtiyar çift, kiminde ergenlik çağı heyecanı yaşayan gençler, kiminde de denizi seyrederek romantizmi yakalamaya çalışan çiftler oturuyordu.

Arzu, sevdiği adamın göğsüne başını dayamış, ellerini sıkı sıkı tutmuş konuşmadan denizi seyre dalmış, kafasının içinde kurduğu hayalleri yaşatmak istercesine öylece bakıyordu.. Sevdiği adamın denizle falan işi yoktu ama. O da gözünü göğe dikmiş yıldızları görmeye çalışıyordu. Yoğun şehir ışıklarının arasında yıldızlar pek de parıldayamazdı çünkü..

“Bir yıl kaldı” diye mırıldandı, Arzu’nun kalbini sevgi ışıltısıyla doldurmuş olan adam. Sesinde garip bir heyecan ve bir o kadarda merak vardı.. Arzu kafasını kaldırıp adamın yüzüne baktı. “neye?” diye sordu sessiz ve merak dolu bir ses tonuyla. Adam Arzu’nun yüzüne baktı, sanki uykudan uyanmış bir ifade ile, hiçbirşey söylemeden tekrar yıldızlara baktı.. Arzu gözlerindeki donukluğu görünce, ısrar etmedi, yaslandı arkaya doğru, kafasını göğe çevirip seyretti karanlık gökyüzünü..

Adam derin bir nefes aldı. “Yalanmıydı?” dedi.. Hiç susmadan devam etti.. “Yıllar önce küçücük bir çocukken,izlerdim. İzledikten sonra, diğer bölümü yayınlanana kadar da okulda, sokakta her yerde sonraki bölümde neler olabileceğini ve o yıl gelince bütün bunların gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini konuşurduk.” sonra kafasını Arzu’ya çevirerek sordu. “Sen de izlermiydin?” Arzu şaşkın şaşkın bakıyordu sadece, anlam vermek istercesine baktı. Adam sorunun eksik kalan bölümünü tamamladı, kafasını yeniden gökyüzüne çevirerek. “Uzay 1999’u?”

Arzu birden doğruldu, tebessümle karışık sinirli bir ifade ile.. “Neee?” diye haykırdı. “Sen burada oturduğumuzdan beri bunu mu düşünüyordun..? Adam Arzu’nu elini tuttu. “sakin ol!, biz küçükken bizim hayal dünyamızı dolduran bir filmdi o. Geleceğin nasıl bir şey olacağını o film sayesinde kurguladık.” dedi ve hayal dünyasını bugün nelerin doldurduğunu Arzu’ya anlatmaya başladı..

– O filmde en etkileyici bölüm, ışınlanma anıydı. Bir odaya giriyorlar ve üzerlerine akan yoğun ışık kümesi onları gitmek istedikleri mekana götürüyordu, hemde anında. O zamanki çocuk beynimizle biz bunun olduğuna inanıyorduk tabii ki. Çünkü filmlerin hayal ürünü olduğunu anlamak işimize gelmiyordu, küçücük dünyamız büyük hayallerle doluydu. İşte yıldızlara bakarken, acaba dedim, ışınlanmak istesem ne zamana giderdim, ışınlanmayı nasıl gerçekleştirebilirdim ve ne gibi sonuçları olabilirdi?

-Sonra senide aldım, yıllar sonrasına gittim. Hem ışınlandım hemde zamanda yolculuk. Evlenmiştik..

Evlenmiştik, derken adamın yüzüne yansıyan hüzün Arzu’nun gözlerinden kaçmamıştı..

-Sonra da pişman mı olmuştuk? dedi , içten bir tebessümle..

– Hayır, ama sen yoktun yanımda, senin yanında da ben…

Küçük bir sessizlikten sonra Arzu, ayağa kalktı “o zaman!” dedi “sen yanlış zamana gitmişsin” adamın elinden tuttu, kendine doğru çekerek. “hadi kalk, şimdiki zamana gidelim ve bakalım zaman bize kendi istediğimiz duyguları yaşatabilecekmi, ışınlanalım ay ışığında en romantik halimizi görebileceğimiz mekana…” sonra sıkı sıkı sarılıp kocaman öptü. “Benim ışınlanma şeklim de bu.. Şimdi gidiyoruz” dedi..

Bu hikaye elbette böyle bitmedi.. Ancak gelecekte ne olacağı çok mühim değil. Mühim olan geleceği görmenin insan zihninde bırakacağı hasar. Hayat, yaşanmışlıkları ile kişiyi şekillendirir. Yanlış olması gerekiyorsa yanlış olmalıdır. Geçmişe yada geleceğe giderek değiştirdiğimiz minicik olayların sonucuna katlanabilecek güçlerimiz olabilecekmidir.

Geçmişe dönmek, hepimizin istediği yegane hayaldir belkide. Hemen herkes, hayata yeniden olmasa da lise yıllarından tekrar başlamayı ya da o zamanki aklıyla o günlere dönmeyi hayal eder. Ama ya sonrasını kimse düşünmez.

Yapılmış anlık hataların telafisi açısından zaman içinde seyahat belki uygun olabilir ancak o zaman hata yapmamak için hiç bir çaba kalmayacak, belkide zaman içinde yaşayan ama mekan tanımayan yok olmuş insanlar olacağız sanki.

Zaman yolculuğuna hayır dedim galiba peki anlık ışınlanmayı nasıl yapacak ve bize yaşattıklarına nasıl katlanacaktık.

Başlangıçta kulağa çok hoş geliyor belki ama mesafelerin ve zamanın yok olması anlamına geliyor bir anlamda da. Görmek istediğiniz herkesi anında görmek, olmak istediğiniz bir yerde anında olmak. Biz ki, şimdiden kullandığımız teknolojiyi bile, bize birtakım duyguları unutturdu diye yerden yere vurup geçmişe sürekli gönderme yapıyoruz. Mektuplaşmayı, bayramlarda kartpostal atmayı özlüyoruz. Anlık seyahatte neleri özleyeceğiz, yada özlemek gibi bir duygu kalacak mı? Özlemediğimiz kişiler, bizim için anlamını her geçen gün kaybetmeyecek mi? Hani derler ya. “kısa süreli ayrılıklar, bazen sevginin en güzel pekiştirecidir” diye.. Her istediğimiz an sevdiceğimizi kollarımızda bulacaksak, hayata renk veren heyecanları kim yaşatacak bize??

Çok değerli dostum Kamil Cengiz (biryazarsam) böyle bir konu ile beni mimlemiş. Zor ama keyifli, üzerinde binlerce fikir yürütebilecek bir konu. Bu konu üzerinde çok okuduğunu da biliyorum. Biliyorum ki benim bakış açımdan da hoşlanmayacaksın ama ben diyorum ki böyle bir olay hiç bir zaman olmasın. ışınlanmak yerine mevcut araçlar hızlansın. ışık hızına asla ulaşmayalım. Ne kadar tutucuyum dimi 🙂 Kesmiyor, biraz daha bir şeyler yazılsın istiyorum ve bende sadece yusuff u mimliyorum.

Işınlama nasıl gerçekleştirilebilir, sonuçları neler olabilir?“ diye soruyorum sevgili kardeşim Yusuf, kabul edersen.. 🙂

Reklamlar

10 comments on “Ya sonra…

  1. Vay be! Bakış açın harika. Aslında keşke bir anlık ışınlama olaydı da geçmişe gidip gelseydik, o zaman olup da teknoloji yüzünden kaybettiğimiz güzellikleri görseydik bakalım o zaman kimse ister miydi?

    Eline, yüreğine sağlık. İlhamımı aldım. Teşekkürler.

    • Teşekkür ederim. Ben aslında hayata hep gülümseyerek bakan bir insanım , yazdıklarımın içinden hüzün nasıl çıkıyor anlayamıyorum. 🙂
      Ama Kamil’ de öyle bir sormuş ki, ister istemez geçmiş gelecek arasında dolaştık sonrada mevcut zamanda mekan değişikliği yaptık. Kolay iş değil tabii.. Karışıyor insan 🙂

  2. Eveeet son 5 aydır bloglarda gerçek hayattan daha çok görüştüğüm değerli arkadaşım! Yazın ve hikayen çok güzel olmuş da senin bakış açından hoşlanmayacağımı nereden çıkarttın bilmiyorum! Aşkolsun! 🙂 Tam da senden bekleneni yapmış bütün sorulara cevap verirken hiçbir soruma cevap vermemişsin. 🙂 🙂 🙂
    Benim mimlediğim üç kişi de yazılarını yazmışlar sağ olsunlar. İkinci olarak sana geldim. Şaka bir yana gerçekten güzel anlatmışsın hissettiklerini. ihyaca’nın blogunda da söyledim; ışınlama konusundan bahsettiğimiz andan itibaren sen de dahil herkeste bir zamanda yolculuk düşüncesi hakim olmuş. Benim ışınlamadan kastım tamamen maddesel anlamda mekan değişikliğiydi. Ama olsun, her yazılandan aldığım gerçekten güzel düşünceler var, seninki de dahil. Ve sanıyorum daha bu konuyla ilgili çok blog yazısı okuyacağız mimin devamında.
    Beni kırmayıp kalemini ustaca konuşturduğun için çok teşekkür ediyorum. Neyse daha Gelibolu’ya gideceğim. 🙂 Orada görüşürüz. 🙂

    • Yok ben zamanda yolculuk olarak algılamadım ancak konuya öyle giriş yaptım çünkü ışınlanmanın ardından gelecek olan durum zamanda yolculuk olur diye düşündüm. Ayrıca devamında gelecek sorulara da cevap olsun dedim 🙂
      Öyle bir konu attın ki ortaya daha neler çıkacak kestiremiyorum ama hoş oldu doğrusu..
      Geçek hayatta görüşmek mi dedin. Ben seni sadece buradan tanıyor gibiyim sanki 🙂
      Gelibolu’ya selam söyle bende gelirim birazdan 🙂

  3. Güzeldi yazın,ilk okuduğumda beğen tuşuna basıp yorum yapmaya fırsatım olmadan çıkmıştım,ancak yeni fırsatım oldu geldim,bana yaptığın yorumuda daha bugün onayladım,eğer nedenini merak edersen benim bloga teşriflerini beklerim,,,tabi ben blogumun başında olamıyacağım,sen ihyaca nın getirdiği pastayı yiyebilirsin istersen sanada ayırmıştım 🙂 sevgiler,selamlar olsun…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s