Görme, duyma, konuşma…

Arkadaş, tamam siyasete girmeyelim. Hiç siyaset yapmayalım, konuşmayalım, hatta konuşulan ve yazılanlarla ilgili yorum da yapmayalım. Ama olabilirmi ki bu? Tüm komşuları ile problemli olan, yanıbaşında kurulan birliklerin burun kıvırdığı, parçalanması için sabah erken kalkanın bir takım işler çevirdiği bir ülkede yaşayacaksın ve siyasetten, siyasetçiden uzak kalacaksın..

Hemen hemen tüm gazete ve televizyonlar biliyoruzki yanlı yayın yapıyor. Birileri sürekli bağırıyor, “kandırıyorlar sizi!” diye. Birileri biz süper çalışıyoruz, herşeyi çok iyi yapıyoruz, en büyük biziz diyor. Birileri birilerini sürekli tutuklayarak susturuyor. Bir diğeri 30 yıl önce alkışlara boğulup, halkın yüzde doksanyedisinin kabuluyle cumhurbaşkanı olmuşken bugün o yıllarda daha cenin halinde bile olmayanların ağzında malzeme oluyor. Adamı yerden yere vuruyorlar “darbeci” diye.. Üstelik sorsan kimdir? nedir? çoğu, 7’nci cumhurbaşkanı olduğunu bile bilmiyor.. Ama ahh işte.. O birileri varya.. Onlar diyor kötü bu adam, fikirsiz ama öngörüsü yüksek kardeşim de patlatıyor “darbecilere ölüm” diye..

Kimseyi savunmuyorum, yada koruyup kollamıyorum. Dedim ya lafın başında, siyasetten kaçarken nelerin içine girdiğimizi göremiyoruz diye.. Sızlanmam ondan. Yakınlarda seçim var ya hangi gazeteyi açarsan aç, manşetten akıyor tarihi bir sorgulama yada karalama kampanyaları. Şimdi hiç siyasete bakmayalım, uzak duralım.. Çok güzelll. Gazetelerin sadece magazin ve spor sayfalarını okuyalım, televizyonlarda bir dizi kestirelim gözümüze yada kim nerede ne yapıyor, aç kalan insanlar nasıl hayvana dönüşüyor olmadı yemek yerken ne kadar kabalaşabilir yada ne kadar rezil yemek yeriz onu izleyelim. sonra da gene haykırsın biri yüzümüze “uyutuluyoruz!” diye.. E ama karar verin yahu…

Amerika’da nasıl oluyor bu durum.. Neden Amerika? Adettendir.. Hemen bir kıyaslama icap eder.. Yurt dışında yapılanlarla desteklemezsen kimse sallamaz seni..

Halkın umurunda olmuyor hiç birşey. Geçmişinde yapılmış hatalarından dolayı yargılanmış pek bir siyasetçisi yoktur. Hata yapanları da oldukça çoktur. Hadi onu geçtik. Seçim zamanları yapılan kampanyalarda kimse yalan söylemez. Söyleyecekse de pek anlamı olmaz.. Çünkü halk, söylenenlere değil kampanyayı iyi yapana oy verir. Bizde almışız örnekleri oradan, asmışız her tarafa boy boy pankartlar, bayraklar, flamalar, resimler. Bakan yada etkilenen varmı?? Belki üç belki beş kişi. Değermi bu kadar masrafa?? Yazık sadece yazık..

Zaten halk kendi dünyasında yaşar oralarda, siyasetçi memleketi bir şekilde yönetiyordur. Çünkü işi odur ve halkta onu memleketi yönetsin diye seçmiştir. Oraya oturttuğu adam memleketin çivisini sökmeyi değil memlekete bir çivi daha çakmayı düşünür.

Ama bizde nedense ayar bir türlü tutmaz. Memleketi yönetenler, memleketten çok kendini düşünür. Farkındamıdır ülke yönettiğinin tartışılır. Çünkü vatandaş çok çeşitli olduğundan herbirine ayar vermek zordur. “Amerika çünkü yaklaşık üçbin yıldır tek millet olarak yaşamıştır!!..” Bu sebepten yönetenlerin işi kolaydır.. İşte kıyaslandığımız ülke.. 300 yıllık bir geçmişi var ve ülkede gerçek anlamda Amerika topraklarında oluşmuş hiçbir nesil yok ama adam ben japon’um diye pankart açıp devlete ait ne varsa yerlebir etmiyor.. Çok değil 65 yıl önce dedelerini yerle bir etmiş ülkenin topraklarında yaşıyor bu adamlar.. Ama hesap sormak akıllarından bile geçmiyor. Bitirmişler o günleri, sadece senede bir anıyorlar yada yaşıyorlar kendi dünyalarında. O zamanki yönetenlerin hatalarını şimdikilere sardırmadan hemde…

Tamam siyaset yapmayalım. Önce 30 yıl öncesini sonra 50 yıl ve en sonunda 80 yıl öncesini sorgulasınlar.. İşte bunlar hep yanlış yaptı biz düzelttik desinler. En sonunda neden geldik Anadolu’ya, buralar bizim değilki desinler. Biz de vatandaşlık görevimizi yapalım, oy kullanalım, okumayalım, izlemeyelim, konuşmayalım. Ne derlerse doğrudur, onlar her şeyin en iyisini bilir diyelim.. Denizi seyredip, akşam eve ekmek götürdüğümüze sevinelim. 3000 yıllık tarihimizle övünmeye devam edelim.. Ama siyasetten uzak duralım… Cesur insanları örnek almayı öğretelim çocuklarımıza, cesur olmalarını beklemeden. Konuşma(ma)ları gerektiğini öğütleyerek, adam olmasını isteyelim, araştırıp bilmesini istemeden… Maymuna çevirip, insan yetiştirdik sanalım… Yapalım bütün bunları, sonrasında da üç kişi bir araya gelince memleketi kurtaralım.. Hayırlı işler…

 

Reklamlar

15 comments on “Görme, duyma, konuşma…

  1. Çok iyi anlıyorum seni. Hak da veriyorum. Sen kimilerinin girmek istemediği konulara girebilirsin. Ben veya bir başkası bu konulara girmek istemiyor olabilir. Hatta bu konularla ilgili yorum da yapmak istemiyor olabilir. Ama bu senin tercihin. Tercihini kullanmak istedikten sonra kullanmalısın. Hele ki bu tercihini kulanmamak seni rahatsız ediyorsa ki gördüğüm kadarıyla öyle, kullan kardeşim. Ama, kimisine göre de bu tercihi kullanmak rahatsız edici olabilir. O yüzden kimseye niye bu konuda konuşmak istemiyorsun, benden başka farkında olan yok mu gibi şeyler dememelisin. Farkında olunan o kadar çok şey var ki!… Konuşmamanın çok zor olduğunu biliyorum. Benim de ağzımdan kaçırdığım siyasi eleştiriler olmuyor değil bazen. Ama ben tarihe olumlu yönde malolmuş devlet adamlarını hariç tutarak söylemek istiyorum; kendimi bütün siyasetçilere eşit mesafede ve aynı uzaklıkta hissediyorum. Siyasi bir anlayışı misyon edinmek istemiyorum. Bin türlü oyunun oynandığı dünya ve ülke siyasetinde ne kimseye kefil olmak ne de olumlu veya olumsuz tahmin edemeyeceğim sonuçları başından eleştirmek istemiyorum. Bugün karşısında olduğum ya da savunduğum bir politikanın sonuçlarına (kendi olağan fikir dünyam hariç) kefil olmak istemiyorum. Fakat, benim veya bir başkalarının bu tutumu seni alıkoymamalı, biliyorum ki senin bu konulardaki birikimin oldukça fazla. Değerlendirmek ve konuşmak istiyorsan kendini tutmana gerek yok. Bu tamamen senin tercihin. Lütfen bunu yazının aleyhinde bir eleştiri olarak kabul etme. Sadece senin üzülüyor olmana üzüldüğüm için bunları yazdım. Kendine iyi bak dostum…. 🙂

    • Sevgili dostum, beni anladığını çok iyi biliyorum ancak üzüldüğüm başka şeyler var. Yorumunda demişsin ki “Benim de ağzımdan kaçırdığım siyasi eleştiriler olmuyor değil bazen.” İşte ben bun üzülüyorum. Neden ağzından kaçsın ki, neden söyleyemeyesin. Bir şeyler söylenmeden, tartışılmadan doğruya ulaşmak mümkün mü. Elbette demiyorum ki sadece konuşun, susmayın. Önce öğrenin, doğrulara ulaşın ve asla da korkmayın diyorum. Çünkü sonrasında yanlış olan ama korkmayanların malzemesi oluyoruz. Bunun da aslında siyasetle alakası yok. Bizim karşıt görüşe tahammülümüz olmadığı için, bir türlü uzlaşıp doğru yolu bulamıyoruz. Artık bilmeliyiz ülke yönetirken ülke problemlerini çözmede tek doğru olamayacağını. Her şey halk içinse, halk ta millet olmayı öğrenmeli…
      Ayrıca sadece üzülmüyorum, kahroluyorum bu kadar duyarsız olabildiğimiz için..
      Sevgilerle.. iyi bak kendine, en yakında görüşmek üzere..

  2. Sevgili Volkan,
    Oldukça ateşli bir yazı yazmışsın..Bilindiği gibi politik yazılara iştirak etmiyorum ve yorum yapmıyorum,bu istisnadır.Nedenine gelince,senin de bildiğin gibi blog ana konum din ve tasavvuf.Bu öyle dikkatli yürünmesi gereken bir alan ki..Sen blogunda istediğin konuyu işleyebilir,istediğin konuda göndermeler yapabilirsin,ben yapamam,yapmam.Taraf olamam,bir kesimin sözcülüğünü yapamam,yapmam,yapmamalıyım.Neredeyse yüzde yüzü müslüman olan bir ülkede isterim ki herkes bloguma kendi yeri gibi gelsin,merak ettiği soruların cevabını alsın gitsin.Bu gelenler ister bir partinin koyu bir taraftarı olsun,ister karşı partinin bir milletvekili olsun,hatta ülkenin başbakanı,ana muhalefet partisi başkanı olsun.Onlar da insan,merak ettikleri konular olabilir,boş vaktinde yazsın google’a,yönlensin blogumuza,bunu isterim.Bir de isterim ki geldiğinde kendini rahatsız hissetmesin,burası şucunun yeriymiş,bucunun yeriymiş diye düşünmesin,kendi yeri gibi huzurlu ve rahat olsun,sebeb-i ziyareti insan ve müslüman kimliği madem ..Senin blogunda yaptığın bir hata seni bağlar,bizim blogda yapılan bir hatanın faturası ise direkt dine ve dindarlara kesilir.Her ne kadar bu tutum doğru olmasa da pratikteki uygulama budur,aslında tam bir bıçak sırtı anlayacağın,hataya yer yok,olmamalı..Bu durumdan şikayetçi değiliz elhamdülillah,yanlış da anlaşılmasın.
    Yani demem odur ki sevgili dostum,insanların politikaya uzak duruşlarının kendilerine göre haklı pek çok sebebi olabilir..Bir şey daha var,iletişim araçlarının ve sosyal medyanın bu derece yaygın ve hakim olduğu bir zamanda kimsenin bilgisiz olduğunu düşünmüyorum.Haber dinlememişse,gazete okumamışsa bile kullandığı sosyal medya ağında gündem hakkında haberdar olmaması neredeyse imkansız..Politikayı açıkça konuşup tartışanların,açıkça konuşup tartışmayanlara
    karşı cephe almak yerine bu tercihlerine saygı duymaları bana çok daha demokratik geliyor,sözüm meclisten dışarı..Herkesin bir görüşü olabilir ama bazıları bu görüşünü oy sandığında dile getirmeyi seçebilir..
    Ben burada kendi durumumu paylaştım,bunu yazındaki göndermeleri üstüme aldığım için yazdığım sanılmasın sakın..Çünkü biliyorum ki kıymetli bir dostumsun ve bizler birbirimize farklı görüşlerimiz olduğunda bile edep,nezaket,hoşgörü pencerelerimizden bakabiliyoruz.Bizim yaşadığımız bu güzelliğin tüm ülkeye yayılması dileğiyle..Sevgiler,saygılar kıymetli dostum..

    • Çok teşekkür ederim. İnanın ki beni çok mutlu ettiniz bu yorumunuzla.. Çünkü bu yazıyı yayınladıktan sonra bir an için düşündüm, yanlış anlaşılabilirmiyim diye. Ama görüyorum ki olmamış böyle bir şey.. 🙂 Taraf olmadan, çok politik olmamaya çalışarak anlattım sıkıntılarımı. Sizin bu tip düşüncelerden uzak olduğunuzu biliyorum bu sebepten yorumunuz çok anlamlı oldu..
      Ben sizin bloğunuzu çok iyi anlıyorum. Yüklenmiş olduğunuz zorlukların da farkındayım. Gerçekten cesaretinizi de takdirle karşılıyorum.. Sizin ne tür bir görüşten olduğunuzu da hiç düşünmüyorum. Çünkü sizin ne taraftan olursanız olun, olumsuz bir insan olamayacağınızı anlamış durumdayım.. Bu sebepten sizin gibi insanları tanıdıkça da çok mutlu oluyorum.
      Yalnız küçük bir mesele var. Kusura bakmayın lütfen ancak insanların bilgiye ulaşıyor oldukları konusuna katılamıyorum. Çünkü sosyal medya ağından haber alınmasını pek mümkün görmüyorum, oradan alınan haberlerin doğruluğu hiç bir şekilde bilinmezken bana göre çoğu bilgi kirlilikten başka bir şey ifade edemiyor. Evet belki bir şeyler öğreniyorlar ancak anladıklarından değil, bakmış, izlemiş ya da okumuş olmak için okuyorlar. Çünkü çoğunu anlamıyorlar. Genç insanların içinde çokça bulunan biri olarak, yaptığım değerlendirmelerden söylüyorum..
      son olarak çok kıymetli dostum, diyorum ki… seninde dediğin gibi;
      Farklı görüşlerimiz olsun. Bu görüşleri birbirimize anlatırken, taşla sopayla değil edep, nezaket ve hoşgörü ile anlatmayı becerebilelim. Bunun tek yolu da korkmadan, cesur adımlarla olabilir. Korkan insan zamanla sertleşip, vahşileşebiliyor çünkü. Tıpkı baskı altında yetişen insanların üzerinden baskıyı kaldırdığınızda geçmişin intikamını alma adına her tarafa zarar vermeyi kendinde hak görmesi gibi…
      Sonsuz sevgilerle…

  3. İki yazı birbirine çok benziyor,aynı kalemden çıkmış gibi..Ama yazanların birbirinin yorumundan etkilenmediği bilinsin istedim üstteki yorumumla 🙂

    • Merak etmeyin o tarz bir düşüncem olmadı..
      Size benzer gelmiş olabilir ama ben aradaki farklılıkları oldukça net görebiliyorum. 🙂
      Güzellikler senin peşinden ayrılmasın sevgili dostum iyi bak kendine..

  4. Geçenlerde bir kitapta okumuştum; tam olarak demokratikleşmemiş, bizim gibi, toplumlarda siyasete karışmıyorum demek bir nevi vurdum duymaz olmaktır diyordu. Ne yalan söyleyeyim hak verdim adama. Zaten bizim toplumda aklı kafasının üstünde olanlar hariç herkes bir nevi siyasetin içerisindedir.

    Biliyorum bir önceki (siyasi) yazında bir nevi eleştirdim seni ama amacım konuşmayalım değildi, asıl ben bu blog kardeşliği içerisinde siyasete bulaşmak istemiyorum demiştim. Aşırı bir siyasi ortam içinde olmama rağmen siyasi konulara blogumda hiç yer vermedim. Sanırım bundan sonra yazacağım. Sen haklısın Abi. Selamlar…

    • Yusuf ne kadar güzel söylemişsin.. Benim anlatmaya çalıştığımın ana fikrini söylemiş adam..
      Bir önceki yazımdaki eleştirilerini ben saygıyla karşıladım asla aklına kötü bir düşünce gelmesin. Ben eleştiri olmadan gelişme olmaz derim sürekli. Bu sebepten rahat olmalı ve aklımızdan geçenleri paylaşmalıyız diyorum ya. Ama bıçak sırtı bir mesele olduğunu unutmadan, haddimizi aşarak zorlama yoluna gitmeden elbette. Birilerini ikna etmek için değil, bilgi paylaşımı için..
      Bloğunda yazarsan zevkle okur ve ilgili düşüncelerimi de seninle paylaşırım..
      Sevgiler Yusuf teşekkürler…

  5. Siz nasılsanız öyle yönetilirsiniz diye buyurmuş Peygamber Efendimiz (s.a.v.). Demek ki bizde bir sorun var. Bu yaşıma kadar hiç doğru düzgün yönetildiğimizi görmedim.
    Bizler oldukça bozulduk. “Pornoma dokunma” şeklinde pankartlar açana kadar. Daha nasıl iyi yönetilmeyi bekleyebiliriz ki?

    • Maalesef haklısınız.. Bu sebepten ben de diyorum ki biz düzeltelim kendimizi ve içimizden çıkaracağımız yöneticilerimiz de nasılsa düzgün olacaktır..
      Kötü örnekler olması düzgün yönetilmeyeceğiz anlamına gelmemeli. Mühim olan hak aramayı bilen insanlar olabilmektir. Ama doğru yöntemlerle ve ülke çıkarları doğrultusun da.. İnanın çok zor değil. Bu tip işler bir noktadan başlar ve çok kısa sürede her yöne yayılır..
      Teşekkürler, saygılar…

  6. Avrupada secim propagandasi yapacagim diye üc Ay önceden kafa sisireceksin diye bir sey yok televizyonlarda belli seviyelerde tartismalar oluyor yani bizde yine tam tersi bir durum söz konusu… Gecenlerde tesadüfen Sayin Erdoganin bir sehrimizde halka konusmasina sahit oldum akilli tahta verecekmis vay beee dedim makarnadan Akilli tahtaya 😦
    Uyan halkim uyan, satin aliyorlar seni, masallar anlatip uyutuyorlar… Kalk ve silkele üzerindeki gölgeyi, koru emanetini.
    Ayrica bu ülkede herkes, siyasi düsüncesini ifade edebilmeli Askerimizde siyasete girmeli neden girmesinler? TBMM inde en az 500 sandelye alirlar …PKK eger parlemontaya girdiyse Asker neden tutuklaniyor anlamiyorum… 😦

    • Murat durum böyle maalesef ülkemeizde ama mesele Ahmet, Mehmet meselesi değil. Halka isteyen istediğini söylesin. Ama ülke yönetimine aday olan insanlar, “benzin vardı da biz mi içtik” diyerek ülke yönetmesin. Dün böyleydi bugünde böyle oldu. Dün kömür verenler bugün akıllı tahta verir oldu. Bu iş değişmez, mühim olan biz değişelim. Politikacılara politikanın ve doğru siyasetin ne demek olduğunu biz öğretelim… Sonra da seçelim, oturtalım, ülkeyi emin ellere teslim edelim. Teslim ettikten sonra da vatan elden gidiyor deyip durmayalım… Yalanlara kanıp komik olmayalım yani…
      Sevgiler..

  7. Yutulacak, sindirilecek gibi degil, halkima güveniyorum.
    Tutuklu Vatan evlatlarinin serbest birakilip farkli zeminlerdede olsa ait olduklari yerlere dönmelerini temenni ediyorum.
    Saygilar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s