Ben en çok dönüşünü sevdim…

Bir zamanlar, çok da eski değil ama bir zaman öncesi zamanlar işte.. Sevmekten ürkerdim, tıpkı bir kedinin kendinden başka her şeyden ürkmesi gibi. Daldaki kuşların en ufak seste aynı anda hep birlikte havalanmaları gibi.. Tasvirlerimdeki alakayı kurmaya çalışmayın çünkü alakasızlıkları ancak benim sevgiden nasıl ürktüğümü anlatabilir. Sonraları anladım aslında ürktüğüm şeyin sevgi değil, sevgimin ölçüsü olduğunu.. Azmı çokmu seviyorum yada omu beni çok seviyor, benmi onu.. Zor işler..

Çok sevgili dostum İhyaca mimlemiş ve sormuş bana bu ürkütücü soruyu. tıpkı babanı mı, anneni mi çok seviyorsun dercesine..

Hayatımın değişik dönemlerinde bu “en çok” sıralaması çok değişmiştir. Tabii ailemi bunların dışında tutuyorum.. Sevmeyi anlamaya çalışırken, fedakarlığı ve paylaşmayı öğreniyorsunuz. Bunların hepsi küçük bir çocukken minicik yüreklerde başlıyor belki. işte benimde öyle oldu. Unutamadığım bir kaç “en çok” örneği beni her hatırladığımda heyecanlandırmıştır..

Ortaokul birinci sınıftaydım. Türkçe dersi en sevdiğim ders olmuştu. Şiirler yazıyorum, sürekli öğretmenimin gözünün içine bakıyorum, sorduğu sorulara cevabını bilmesemde cevap vermek istiyorum. Ders bitmesin istiyorum.. Çünkü öğretmenime deli gibi aşık olmuştum. Bir soru sorduğunda doğru cevabı verince yada yazdığım bir şiiri okuyunca başımı okşuyordu. Benim durumumu tahmin edersiniz. Ama bir gün.. Öğretmenim kitap istedi, tabii ben verdim. Sınıftaki hemen hemen herkes durumu bildiğinden, öğretmenin isteklerine benden başka hiç kimse tepki göstermezdi.. Kitabı aldı, bir şeyler okudu, ders bitiminde de bana geri verdi.. Eve gidince kitabı açtığımda arasında bir kağıt vardı. “bilgi formu” yazıyordu üstünde. Anlam veremedim. Ama okuyunca yıkıldım.. Öğretmenim bilgi formunu yanlışlıkla kitabın arasına koymuştu. O bilgi formunda da evli olduğu yazıyordu… Ertesi gün derste öğretmenime bilgi formunu çok sert ve üzgün bir ifade ile teslim ettim. Tabii bu olanlara anlam veremedi. O günden sonra derse olan ilgim de azaldı. Öğretmenim çok uğraştıysa da bir daha eski ilgiyi gösteremedim. Nedenini asla anlamadı kadıncağız, zaten sonraki sene dersimize de gelmedi..

O zamanlar benim en çok sevdiğim kişiydi, ölçüsü bile yoktu.. dünyalar kadardı belki.. Bir anda tükendi gitti.

Büyüdükçe sevginin anlık heyecan olduğunu düşünür oldum. Sonraki yıllar elektrik meselesi çıktı. Hani eskilerin yıldırım aşkı dediği şimdilerde elektrik alma meselesi oldu.. Bu sebepten anlık yüksek gerilimli durumlar. Devamı gelenler işte en sevilenler.. Ne kadar sevildikleri ancak kaybolunca çıkıyor ortaya. Yerleri dolmuyor, içinizde bir yerlerde bir tarafınız hep sızlıyor… Sonra görünce birden yeniden. Dönünce tekrar ve karşılıklıysa duygular işte o zaman değil dünyalar, ölçüsüz bir doğrusal çizgi kadar tarifsiz ve sonsuz sevgi çıkıyor ortaya…

Dostum İhyaca.. En çok sevileni ve bunun ölçüsünü sordun. Biraz etrafında dolaştım ama bil istedim arının çiçekten aldığı özün gramajı çok az olsa da kudreti çok yüksektir…

Her zaman en çok sevilen kişilerden biri olman, en çok sevdiklerinin de seni en çok sevmeleri dileği ile….

Reklamlar

22 comments on “Ben en çok dönüşünü sevdim…

  1. Çok içten,çok samimi bir yazı..Benim sizin için dileğim de şu:Rabbim sizi,güzel yüreğinizi görüp anlayabilecek ve bunun kıymetini bileceklerle karşılaştırsın ve size bu kişiyle iki dünya mutluluğu nasip etsin..
    Beni kırmayıp mimime icabet ettiğin ve bu güzel yazıyı yazdığın için çok teşekkür ederim kıymetli dostum..

  2. Kardeşim eve geç geldim. Yazını biraz hızlıca olsa da okudum. Açıkyüreklilikle ve samimiyetle yazılmış ve güzel bir kalpten çıkmış olduğu besbelli. Tebrik ediyorum. Dün yarıda bırakmak zorunda kaldım yazarken. Bu sefer en sona ben kaldım galiba. Neyse yapacağız bir şeyler artık. 🙂

    • Çok koşturuyosun bu günlerde. Dur biraz 🙂
      Zor bir soruydu. İnsanın kendi sevdiklerini sorgulamasını gerektiren bir soru olduğundan net bir şeyler söylemek kolay değil..

  3. Gördüğümüz gibi dünyevi sevgiler bugün var yarın yok. Şu bloglar aleminde bile kaç blog arkadaşı değişti. Yazılarını çok seviyorum diyen insanlar gördüm. Sonra hiçbir şey söyleme zahmetine bile girmeden yok olup gittiler. Kimler geldi, kimler geçti 4 yıl boyunca.

    Herkesten ve herşeyden daha fazla sevmedikçe birini, tam olarak da iman edilmiş olmuyor. İnşaallah bizler de O’nu (s.a.v.) herkesten daha çok sevmeyi becerebiliriz.

    • Haklısınız bugün var yarın yok belki ama yaşıyorsak ve hayatın içindeysek yarın olmayacak diye sevgiyi reddedemeyiz.
      Yok olup gidenlerin bir hikayesi vardır mutlaka. Üstelik ona sevgi demek de ne kadar doğru olur, iyi düşünmek lazım..
      Teşekkürler, saygılar…

  4. Bir zamanlar resime merak salmisdim, ilahi Volkan Bey kac yil öncesini hatirlattiniz. Güzel yazmissiniz yine 🙂
    Sagolun.

  5. güzel bir yazıydı, yüreğinize sağlık..yalnız öğretmene duyduğunuz ilgiyi, sevgi olarak değilde, hoşlantı olarak algıladım nedense 🙂 sevgiler & saygılar

    • Nasıl isterseniz öyle algılayın. O örnekte vurgulamak istediğim, o zamanlar sorsanız en büyük sevgim oydu ama bir anda bitti olurdu. Yani en çok sevmenin sürekli olamayacağından bahsettim..
      teşekkürler, saygılar…

    • Haklısın Yusuf ama olmuştu bir kere. Sonra da şamar gibi anladım gerçekleri Yani senin de dediğin gibi olamayacağını…
      Yazının özünde çok sevmek diye bir şey olamayacağını anlatmaya çalıştım ve o da bir örnekti işte..

  6. Merhaba,gelmişken sanada uğrayıp bir selam vermek istedim ama sanırım yoksun,olsun döndüğünde hoşgeldine gelirim bende 🙂 İyi gezmeler,selamlar….
    Yazını sonra uzunca okuyup yorumlayacağım 🙂 şimdi çıkış yapmam lazım…

    • Kadın olduğu için olmasa gerek 🙂
      Ama eminimki inanılmaz ilgiszi ve çok bağırıp çağıran bir kadın olduğundandır. Çünkü nefret edilen öğretmen profili böyle birşey…

    • Verdiğiniz linkteki mektubu biliyorum. Benim durumu anlatıyor ama ben bu fırsatı bulamadan evli olduğunu öğrenip konuyu kapatmıştım. Böyle bir mektup yazsaydım ne olurdu merak ettim ama 🙂
      Öğretmenin pratik zekası alkışlanacak türden..
      sevgiler, teşekkürler…

  7. malesef anlık hazlar peşinde koşmanın sevgiyi aramak diye adlandırıldığı bir dünyada yaşıyoruz..gerçek sevgi bence kişinin kendini vede içinde yaratmak istediği aşkı sevmesidir..bu aşk sadece karşı cins değil herşey olabilir..mesela ben içimdeki özgür yaşama duygusuna aşığım:) bu bana zarar verebilir..her aşk gibi..

    • Sevgili Nehir, hoşgelmişsiniz.
      Gelmiş ve de çok güzel söylemişsiniz benim gibi karşılıklı aşka çokda inanmayan bir adama söylenecek en güzel sözü söylemişsiniz. Aşkın sadece karşı cinse olmayacağını söyleyerek.. Sonuç olarak da gene haklısınız ne tür bir şeye nasıl bağlanırsanız bağlanın zarar göreceğiniz kesin 🙂
      sevgiler teşekkürler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s