Silivri’deki utanç tablosu…

Eğer yolunuz Trakya’ya düşerse ve hatta Silivri’den geçerse, o gün orada görülen bir dava varsa lütfen hiç düşünmeden dalın dava salonuna. Görecekleriniz ve yaşayacaklarınız karşısında kanınız donacak, hayatınızı geçmişi ve bugünü ile birlikte bir daha gözden geçirecekiniz…

Ben öyle yaptım… girdim duruşma salonuna. Dava meşhur “balyoz” davasıydı. Sanıklar kalabalık, hüzünlü, ama enerjik. İzleyiciler buruk, heyecanlı ama çaktırmamaya çalışsalar da bitik.. Mahkeme başkanı sakin, sabırlı ama sabit.. Üyeler umursamaz, heyecansız ve donuk. Savcı ise tamamen şartlanmış, söylenenlere neredeyse kapalı..

Avukatlar ve sanıklar söz aldılar, konuştular, anlattılar.. Ortak merak suçlarının ne olduğu idi. Evet bir mahkeme var, sanıklar avukatlar herkes orada ama suçun ne olduğunu bilen yok. Tahliye ve beraat talepleri ile bitiyor tüm konuşmalar. İster istemez gözünüz kararı verecek hakimlere kayıyor. Öylece kalıyorsunuz çünkü dinlemiş yada anlamış bir halleri yok…

İlginç olan bunlar değil. İlginç olan sanık koltuğunda oturanların bu memleket için yaptıkları fedakarlıkların anlaşılamıyor ve düşünülemiyor olması… Hayatları pahasına çoğu zaman kendilerini düşünmedikleri gibi ailelerini de düşünmeyen, ülkesinin çıkarlarından başka bir işe kanalize olamayan, vatanını sevmekten asla vazgeçmeyecek ve ülkesi için ölmeye hazır olanlar yargılanırken belkide onların bu ülke için yaptıklarının onda birini bile yapmamış ve yapmayacak olanların bu insanları yargılıyor olması…

Herkes görevini yapacak elbette. Ama yürek dayanmıyor ki. Böylesi acımasız bir yargılama sürecini yaşayan başka bir milletin evlatları varmıdır. İnsan suç işleyebilir. Bu işlediği suçun nevi net olarak ortaya konur ve ceza neyse verilir. Ama bu davayı izleyen ben, suçlu göremediğim gibi, duruşma salonunu utanç içinde terk ettim. Çok büyük bir tarihi sürece tanıklık ediyor olmak ve sessizce duruşmayı izlemek beni çok  mutsuz etti. Sanık sandalyesinde oturanların hiçbiri ne ile suçlandığını bilmiyor. Avukatlar mahkeme başkanına ısrarla soruyor. “Biz aynı okuldan mezun olmadık mı?, aynı kanunları okumuyor muyuz?” diye. Öyleyse bu anlam karmaşası nedir diyorlar özetle.. Sonra bir başka avukat böyle bir davanın içinde olduğu için Türk hukukçusu olduğundan utandığını söylüyor. Herkes ama herkes utanç içinde ancak sonuç yok ortada. Onlar hala suçlu, bizler hala seyirci..

Türk subayını bu hale düşürenler, neyin yada kimlerin malzemesi olduklarının, hangi zihniyete hizmet ettiklerinin farkında değiller mi? Benim askerimi 2003 yılında kafasına çuval geçirerek tutuklayan Amerikalı subaylar bile bu yapılanların karşısında önemsiz kalıyor. En acısı da evet en acısı da kendi ülkesinde, kendi hukuk sistemi ile ve kendi hakimleri tarafından yargılanıyor olmak. Hemde terör suçu ile vatan hainliği ile… Bunun ötesi varmıdırki.

Bugün bu davada seyirciydim, yarın başka bir yerdeki davada sanık öbür gün bir başka davada  tanık olabilirim yada olabilirsiniz. Hiçbir şey yapamıyor olduğumuzu düşünsek de lütfen orada anlamsız suçlamalarla yargılanan insanları yalnız bırakmayalım. Salona girdikleri zaman gördükleri kalabalık karşısında yüzlerinde azda olsa beliren tebessüm belkide hissedebilecekleri nadir mutluluklardan biriydi ve bence bu kalabalık destek her gün artmalı. Korkmadan, cesurca. Türk gençliğine ve toplumuna yakışan budur.  Bugün aciz bırakılanın yanında olanlar yarın aciz kaldıklarında arkalarındaki destekle ayakta duracaklardır… Yoksa hep birlikte torunlarımızın utanacağı bir tarihi yazıyor olmaktan hepimiz suçlu olacağız..

Silivri’de çizilen utanç tablosunu gördüm ve utandım. Bize bugünleri yaşatanların bir gün bunun hesabını vereceklerini bilerek daha bir dik çıktım salondan. Ülkesini seven insanların hiç bir şartta eğilmeyeceğini bildiğimden…

Reklamlar

13 comments on “Silivri’deki utanç tablosu…

  1. Silivri’dekiler hakkında pek bir fikrim yok. Olayı hiç araştırmadım, detaylı da okumadım. Suçlu veya suçsuzlar bilmiyorum ama şu da var: Bu ülkede çok eskiden beri çok büyük hukuksuzluklar yaşanıyor. O kadar çok insan suçsuz yere yargılandı ki anlatılamaz. Buradaki fark medyanın bu insanları çok gündeme getirmesi. Özellikle İslami kesim bu hukuksuzluklardan çok darbe yedi ama hiçbirimizin ruhu duymadı.

    Bu ülkede çok büyük sorunlar var. Biz bunu yıllardır söylüyoruz. Bunu daha yeni anlayanlara da selam olsun.

    • Yusuf şunumu demek istiyorsun?. Bu ülkede özellikle islami kesim çok zulüm gördü kimsenin gıkı çıkmadı. şimdi sıra bunlarda…Umarım yanlış anlamışımdır. Çünkü hukuksuzluğun tarafı ve kini olmaz..
      Sen neyi yıllarca söyledinde biz duymadık acaba.. İşte sorunda bu zaten. Her haksızlıkta bir taraf olmak… Yazık beni üzen esasta bu zaten.. Bu anlayışla bizden bir halt olmaz…
      Sevgiler Yusuf, sağlıcakla…

  2. Öyle demek istemiyorum aslında ama şu da var ki şu an yaşanan şeylerden çok daha kötüleri yaşandı ama medya Silivri’dekilere verdiği değerin yüzde birini bile o olaylara vermedi.

    Tabi ki dün banaydı, bugün sana olsun oh olsun denmemeli. Sonuçta bugün sana olan yarın bana olacak yine. Gece ile gündüz hep dönüyor.

    Demek istediğim mazlum halkın feryadına kimse yıllarca kulak vermedi. Bu Ergenekon davasından sonra sanki birileri zulmün varlığını yeni yeni kavramaya başladı. Bence bu olumlu bir gelişme. Daha önce de dedim o insanları tanımıyorum. Fakat onlara üzülmüyorum da. Biz yapı gereği ne devleti, ne askeri, ne polisi severiz. Sevmediğimiz için de üzülmememiz normal ama eğer zulüm varsa da buna sessiz kalmak şerefsizliktir velev ki bu düşmanımız olsun.

  3. Biz derken Kürd halkının genelini kastediyorum. Yapı derken de kastım yapılanma değil. Yani bir nevi elimizde olmayan nedenlerle. Bizim için durum şudur: Hani bir memleketi birileri işgal eder ya, sonra askerler oraya yerleşir. O memleket halkının o askeri sevmesi diye bir şey olabilir mi?

    Tamam biz işgal altındayız demiyorum ama biz hep asker polisle korkutularak büyümüş insanlarız. Zamanında rütbesiz bir er köylerimize gelir, tüm ahaliyi meydanda toplardı da kimse çıt diyemezdi. Hala asker polis görünce korkuyoruz. Çünkü bize dost değillerdi, amaçları bizi korumak değil, bizim devlete karşı bir şey yapmamıza engel olmaktı. Hep baskı hep zulüm gördük. Biz nasıl sevelim askeri polisi.

    Siz hiç, akşam akrabanızın evinden dönerken, hiç yere, kanı beş kuruş etmez bir polisten dayak yediniz mi? Biz çok yedik işte. Bizim hiç bıçak koleksiyonlarımız olmadı. Çünkü küçük çakılarımız bile silah sayıldı.

    Evet biz sevmiyoruz. İnan bana onlar da bizi sevmiyor. Belki son yıllarda biraz değişmiştir ama tüm Kürd halkı her zaman askerin ve polisin gözünde terörist olmuştur. Ne yazık ki gerçekler böyle.

    • Off be Yusuf konuları nerelere getirdin.
      Şimdi ben en baştan başlasam. O anlattıklarını misliyle yaşadık desem. Ama hiçbir zaman askerimize de polisimize de taş atmadık desem. Sen gene bana inanmayacaksın. Biz siz diyeceksin sürekli.. Bu ülke hepimizinse eğer, bu ülkede hep beraber yaşayacaksak. biz siz olmadan yaşamayı başarabildiğimiz ve karşımızdaki insanlara saygı duyduğumuz kadar yaşarız özgürce..
      Askerden, polisten zulüm gördüm diye canın isteyince istediğin yeri patlatamaz devlete ait her tarafı yakıp yıkamazsın. Sonra da kalkıp biz hep zulüm gördük lafına sığınamazsın. Hukuk herkes içindir..
      Ama çok uzatmayacağım.. Sen önce kendini sıfırla. Arın şartlanmışlıklarından, ön yargılarından sıyrıl. Bu ülkenin vatandaşı olmayı öğren.. O zaman gel paylaşalım her şeyi….
      Hayırlı günlere…

  4. Ben zaten sıfırım. Ben de hiç taş atmadım. Hatta sadece ben değil benim gibi düşünen milyonlarca Müslüman Kürd askere, polise ters bile bakmadı. Taşları, molotofları onayladığımı mı sanıyorsun? Dünyada buna en karşı olan bizleriz. Çünkü bu yanlış işlerden en çok zarar görenler bizleriz.

    Biz zulüm gördük ama hiç zulmetmedik. Biz hem devletten gördük, hem Pkk’den gördük. Ben bu ülkenin vatandaşıyım. Bundan da hiçbir zaman utanmadım. Hiçbir zaman Türkler demedim, benim için hiç fark olmadı. Hala da yok.

    Ön yargılı değilim. Paylaşmaya da hazırım.

    • Tamam işte bende sana bunu anlatmaya çalışıyorum.. Bu anlattıkların sadece kürtlere mahsus meseleler değildir. Ben kürtleri senin tahmin edemeyeceğinden çok daha iyi tanıyorum. Birçok dostum arkadaşım var. Ama yoruldum artık.. İnsanlara hak aramak için haksızlık yapılmaması gerektiğini anlatmaktan. Yoruldum artık, dağlarda dolaşarak canının istediğini öldürerek hak aranmayacağını anlatmaktan. Ve kardeşim bıktım artık demokrasi yalanıyla uyutulup memleketi çarçur edenleri seyretmekten…
      Sana naçizane tavsiyem olayları yaşandığı yerlerden izlemeye ve öğrenmeye çalış. Nefrette etsen git duruşmaları izle.. Bir polis yada askerin psikolojisini azcık anlamaya çalış. Duyarak değil yaşayarak öğren ülkenin gerçeklerini.. Görmeye çalış duvarın arkasını…
      Beni yanlış anlama, sanki sürekli nasihat eder gibiyim.. Ama dedim ya yoruldum be Yusuf.. Yoruldum.. Artık istemiyorum bu tip lafları duymak.. İnsan olmak için, vatandaş olmak için yaşanmalı diyorum. Ülkeni sevmesen de, yaşadığın topraklara saygının kaybolmaması için..
      sevgiler…

  5. Yusuf bu arada. Sana çok teşekkür ediyorum. Bu tip bir yazıya içinden geldiği gibi yorum yapma cesaretini gösterdiğin için… Maalesef mangalda kül bırakmayanlar, bu tip meselelerde kül olup uçuyorlar…
    sevgilerle…

  6. Eyvallah Abi. Sen yoruldum diyorsun inan ben senden çok daha fazla yoruldum ve bıktım. Düşünsene çok afedersin şerefsizin biri bayrağı indiriyor, sen buna niye yaptı diyorsun hemen tepki geliyor, “Sen ajan mısın, neden Türk bayrağına saygı gösteriyorsun?” İnternet ortamına geliyorsun ben kürdüm diyorsun hemen birileri “yok öyle bir ırk, siz aslınızı inkar eden Türklersiniz” diyor.

    Özellikle trene her bindiğimde tartışmaktan artık çok yoruldum. Düşünebiliyor musun, her gün bindiği trenin camlarının, çocuklar tarafından kırılmasına doğru diyenle yan yana oturuyorum.

    Allah bilinç versin.

    • Olsun yorulsak da, bıksak da susmamak, sürekli bu konuları doğru düzgün ortamlarda dillendirmek lazım aslında. Eğer biz birbirimizi anlarsak gerisi kendiliğinden gelir.
      Önce birbirimiz sevip, anlayalım sonrasında trenin camını kıran adamlar, o camı kendi elleri ile takarlar…
      Allah yardımcımız olsun…

  7. Okurken yoruldum. Neler olmuş burada! Kayıtsız kalamadım. Yusuf kardeşim önce sana bir cümle de ben söylemek isterim; birbirimize sevgisizlikle ve ön yargıyla yaklaşmak yapacağımız en büyük hatadır bana göre. Asker, polis fark etmez onlar da bu toprağın insanlarıdır ve sadece tek bir ırka mensup değillerdir. İyi de kötü de bir iş yapsalar bunu sadece tek bir ırka ya da mezhepe bağlamak büyük hatadır bana göre. Anlattıklarını çok iyi anladığımı düşünüyorum ama biraz daha ılımlı olmakta fayda var. Zaman bir onbaşının devleti tek başına temsil ettiği zaman değil artık.
    Ama neticede atışmanızın tatlıya bağlandığına sevindim.
    Meseleye gelince; Volkan, epeyce etkilenmişsin anlaşılan. 🙂 Seni anlamaktan da daha ötedeyim. Kardeşim senin gibi en kısa zamanda gidip oradaki havayı teneffüs etmek gibi bir niyetim var. Belki ondan sonra bizim de söyleyecek birkaç cümlemiz olacaktır. İkiniz de sağlıcakla kalın…

    • Kamil dostum, bir şeyden etkilenmiş falan değilim. Ben buyum zaten. Etkilenecek bir şey yok zaten, hüzün var, saçmalık var.. Anlaşılmayan ve uzaktan ahkam kesilen olaylar var. Yalanlar üzerine kurulmuş olaylar.. Bu kadar umursanmaması beni üzdü sadece . Hepsi bu.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s