Usta olmak, önce adam olmaktır…

Etrafında esnaf tanıdığı olan mutlaka vardır. Benim de var birçok dostum, arkadaşım. Ne tür iş yaparlarsa yapsınlar, sorsan hep işler berbattır ya da eh işte idare ediyordur. Ama hiç biri düşünmez neden durum böyledir diye.

Dün sanayideydim. Arabamın kilit problemi vardı. Sanırım içinden geçen tel kopmuş. Önce bir arkadaşımın tanıdığı yere gittim. Hava cehennem gibi. Usta, bir arabada çalışıyor. Ama burnundan kıl aldırmıyor. “iki saat sonra bakarız iş çok” diyor. Ama yüzüme baktığı falanda yok. “Ne yapayım o zaman?” diyecek gibi bakıyorum ustaya ama umurundamı ki. Müşteri gelmiş, iş yapacak, para kazanacak. O kadar umursamaz ki, sanırsınız dünyadaki tek usta o.. E haliyle çekip gidiyorum, oradan başka bir yerde hallediyorum işimi. O usta ne düşünmüştür bilmiyorum ama esnaflığın sadece yapılan işin iyi yapılması ile olamayacağını, birilerinin enaf kesimine anlatması ve hatta öğretmek için uğraşması gerektiğini düşünüyorum. Zor, biliyorum ama düşünüyorum işte..

Açız, ölüyoruz, işsizlik çok diye sadece bağıran, hazıra alışmış zihniyetteki insanlara iş verince de aş verince de böyle oluyor maalesef.. Bir tembellik çökmüş üstümüze gitmiyor bir türlü. Çok işi olan adam bir anda şımarıyor. Ertesi gün sinek avlamaya başlayınca da basıyor isyanı. Anlamıyor ki ya da demiyor ki.. “ben nerede yanlış yaptım”…

Herkese iletişim dersi verecek değilim. Ancak insanlarla bağlantılı iş yapanların, az da olsa insanların yüzüne bakmayı bilmeleri gerekmiyor mu? Bunun için hepsini alıp ders verecek halimiz yok, hem haddimiz de değil. Ama gelin bir şeyler yapalım. Biz onlara değil onlar bize muhtaç olduklarını anlasınlar. Taksiye bindiğinizde, taksici saçmalıyor mu. İnin o taksiden. Ya da ustalık bir işiniz var ama usta burnundan kıl mı aldırmıyor, bırakın gidin bir başına. Ya da mobilyacıdasınız adam göz göre göre kazıklamaya çalışıyor veya sorduğunuz sorulara cevap vermeden geçiştiriyor mu sizi. Hemen terk edin orayı. Marketten aldığınız yiyecekler de sıkıntımı çıktı. Fiyatını düşünmeden, 2 kuruşluk bir şey de olsa hemen gerekli yerlere şikayet edin. Tam kasaya geldiniz, kasadaki kişinin suratı beş karış, sizinle ters mi konuşuyor… Aldığınız her şeyi oracıkta bırakın ve mutlaka amirlerine bilgi verin.

Esnaf olmak için hiçbir eğitime gerek yok. Ama her işin başı da eğitim. Bu eğitim sadece işle ilgili olmaz. Biraz da bilmek lazım insanlığı da, nezaketi de. Özellikle kalabalık bir şehirdeyseniz. esnafın umurunda olmuyor. Çünkü nasılsa arkadan gelenler olacaktır diye düşünüyor. Ama yanlış düşündüğünü fark edecek kadar da kafası çalışmıyor. En azından göremiyor ki tam 30 yıl önce beraber işe başladığı adamın 10 tane mağazası hatta mağazalar zinciri olmuşken kendisi hala 30 metrekare dükkanda yaşıyor.. Karın tokluğuna.. Sonra da neymiş efendim.. “Açız!”

Usta olmak için önce adam olmalı sonra işinizin ehli olduğunuzu göstermelisiniz. Adam olmadan ne yaparsanız yapın sadece olumsuz kişiliğinizle konuşulursunuz… Ustalığınız süper de olsa bir yere kadardır…

Bizim insanımızın da insan gibi muamele görmeye herkesten fazla hakkı var. Ama sokağa çıktığımız her günün sonunda sanki bir çuval dayak yemiş gibi dönüyoruz eve. Ya minibüs şoföründen, ya bir satıcıdan ya da o gün gittiğimiz bir resmi kurumdan fırça yiyoruz. Ben daha “siz” diye hitap edilen bir resmi kurum görmedim. Oralar da hep en salak ve de beceriksizsinizdir. Hatta yaşınız kaç olursa olsun orada çalışan sizin abinizdir.

Kişiler hak ettikleri gibi yönetilirler. Gördüğünüz yanlışın karşısında kaybederiz korkusu ile duramıyorsanız. Bütün bunları yaşamaya da layık olursunuz…

Reklamlar

12 comments on “Usta olmak, önce adam olmaktır…

  1. Görmüş,yaşamış ve bize en dogru şekilde aktarmışsınız..Haklısınız susuyoruz yapılanlar karşısında, sesinizi ccıkardıgınız da genelde haklıyken haksız duruma düşürülüyorsunuz..İşim hallalsun mantıgıyla harekeT edip tepkimizi dile getirmiyoruz kendi kendimize sinir oluyoruz..kalemize saglık saygılar…..

    • Yok aslında sesinizi çıkardığınızda haksız olmazsınız ama nasıl ses çıkarmak gerektiğini de bilmek gerek sanırım. Alışmamışız ya. O açıdan da suçlu oluveriyoruz bir anda.. İşim hallolsun diye durumu idare etmesek belki bir tek bizim işimiz hallolmayacak ama bizden sonrakiler için biraz daha temkinli olacaklar. Düşünsenize herkesin böyle davrandığını.. Otomatikmen çözülür her şey.. Kendi kendinize sinir olmayın, içinizde kalmasın anlatın herkeslere. Bu da bişeydir…
      Sevgilerle..

  2. “Ben daha “siz”diye hitap edilen bir resmi kurum görmedim.”demişsin ya kalemine sağlık diyorum.Vardır elbette de sayıları ama demek ki o kadar az ki rastgelmesi zor oluyor.Bu nasıl bir nezaketsizliktir anlamak zor.Maalesef ki “sen”hitabının en yaygın olduğu yerlerin başında tıbbi kurumlar geliyor.Yapı olarak kolay sinirlenmeyen ve soğukkanlı birisi olduğumu düşünüyorum ancak işte o hitabı duymak bir anda şalterlerimin sinyal vermeye başladığı anlar.Yahu kardeşim,ne sen beni tanırsın ne de ben seni,bu ne samimiyettir.Hayır sadece samimiyet içerse yine bir derece hoş görülebilir,ama ukalalık ve kibir kokan o havayı hissetmek acı olan.Böyle yapanlara özellikle “siz”hitabını vurgulayarak cevap vermeye çalışıyorum.Anlayıp düzelten olduğu gibi,anlayana sivri sinek saz durumları da olabiliyor.Bugüne baktığımızda nezaket konusunda özel sektörle oluşan rekabet sonucunda bazı düzelmelerin olduğu görülüyor ama yine de yetersiz.Bazen bazı durumlarda hepimiz “sen”hitabını kullanabiliyoruz.Yaşlı bir teyzeye,amcaya veya onların küçüklere hitapları gibi.Bunlar samimiyet dolu ve hatta güzel geliyor kulağa.İş ki ikisinin arasındaki ayırım yapılabilsin.
    En büyük eğitim kurumunun aile olduğunu düşünenlerdenim.İnsan isterse on tane üniversite bitirsin,ailede aldığı eğitim temeli oluşturuyor ve aileden sağlam bir temel alabilmişse eğer,insan gibi insan olarak hayat yolundaki yolculuğu devam ediyor.Bu güzel temeli yükseltip zenginleştirmek ise çok da zor olmasa gerek..
    Çok uzattım farkındayım ama bu konu bam teli oldu,kalemine sağlık,yüreğine sağlık 🙂

    • Maalesef çok ama çok haklısınız. Mesele “sen” demek değil. O hitap şeklindeki samimiyet. “Sen” derken o kadar aşağılayıcı bir ses tonu kullanılıyor ki. Hiç kimsenin ne böyle davranmaya hakkı var ne de bizlerin böyle bir muameleyi hak edecek bir durumumuz var. Amcalar, teyzeler durumu bambaşka bir durum. Herkesin çokda kibarcık rolu oynamasının anlamı yok elbette. Ama nezaket başka bir şey. Özellikle devlet dairelerinde çalışanların mutlaka ama mutlaka yetiştirilmesi gerektiğini düşünüyorum.. Balık baştan kokar misali…
      Değerli yorumunuz için çok teşekkür ederim. Arada bam teline dokunmadan da olmuyor 🙂
      Sevgilerle…

  3. Önemli bir konuya değinmişsin.Hepimizin başına gelen şeyler bunlar.Dükkana giriyorsunuz dönüp bakmıyorlar bile.Siz de bir daha o düklkana uğramıyorsunuz tabi..Siz de seçici olmaya başlıyorsunuz..Ben büyük bir şehirde yaşamıyorum ama bu saygısızlıklar (çalışanlar arasındaki umursamazlıktan kaynaklanan saygısızlıklar ) burada da çok oluyor..Onlar kaybeder her durumda da …(avuntum bu)

    Bu tarz ilgisiz davranışlar eskiden hastanelerde çok olurdu..Bir şey soracaksınız ya da bir derdinizi anlatacaksınız temizlikçisinden hemşiresine hepsi Başhekim edesıyla dolanırdı etrafta ve sorunuza bir zahmet cevap verirlerdi.şimdilerde düzeldi gibi bu durum .Hemşirelerden korkardım ben önceden :)Şimdi gülümsemeyi öğrenmiş hepsi maşaAllah ….

    Pardon, önemli bir konuya değinmişsin demiş miydim.. 🙂

    Kalemine kuvvet yüreğine sağlık….

    • Belki bir daha gitmemek çözüm gibi ama mecburen gitmeniz gereken yerler ne olacak. Hastaneler düzeldi diyorsunuz çünkü işin içine tercih girdi de ondan. Yani insanlar artık tercih edebiliyorlar. Yani elimiz mahkum değil. Yazık olanda bu ya. İnsan olmak, gülümsemek bu kadarmı zor. hepsinin bahanesi aynıdır genelde. “akşama kadar bunlarla uğraşıyoruz” der çıkarlar işin içinden. Ama aslında bir şeyden çıktıkları yok, daha da batarlar. Anlayamazlarki.. Bir gün anlayacaklar ama 🙂 Çok geç olmasa bari…
      Sevgiler, teşekkürler…

  4. Bir hocamız vardı derdi ki; siz mesleğinizden önce bir insansınız insanlığınız her şeyden daha önemlidir sonra vazifeniz gelir…Kulakları çınlasın sevgili hocamız Levent’in..

    • Levent hocaya selam… 🙂
      İnsan olduğunu bilerek işe başlayanlar da insan olduğunu bilmeden yaşayanlarla işlerini halletmek zorunda kaldıklarından insanlıktan çabucak çıkıveriyorlar maalesef… 🙂
      Mühim olan insan olmaktan da öte ne istediğimizi ve ne için çalışıp yaşadığımız bilmek… Yoksa sadece kendinin insan olduğunu zanneden bir sürü insan müsveddesi var…
      Sevgilerle Pabuç, çok teşekkürler..

  5. benimlede bir memur geçende resmen dalga geçti:) okuduğum okulda çalışan bir memura işim düşmüştü ve bana yaptırmadığı saçmalık kalmadı..önce bir dilekçe yazdırdı aynen söylediği gibi yazmıştım ama yazdığım dilekçenin üstünü çizip tekrar yaz dedi..neden dedim beğenmedm dedi..aynı söylediğiniz gibi yazdım ama dedm o zaman tekrar söylediğim gibi yaz dedi..tekrar yazdım yine çizdi bu seferde kendine değilde başka bir memura sorup yaptığım için sinirlenmiş..kağıt alabilirmiyim dedim yok git kırtasiyeye al dedi..ve kırtasiyede baya uzak..bi kaç kere benim dilekçemi silip silip kırtasiyeye yolladı beni..ki dogruydu dilekçe..ve dilekçeyi verip çıkıcaktım başka bir işim de yoktu..en sonunda feribota yetişmem gerekiyor kabul etseniz artık dedim..bu seferde sanki inadına yapar gibi biraz işim var dışarda beklesene dedi..sonra beni çağırdı bende tam işimi halledicek sandım ki bu seferde bana ayak işlerini yaptırmaya başladı..bi kaç yere onu bunu götürttü benmle bir alakası olmayan şeylerdi oysaki..en sonunda naptım ettim dilekçeyi verdim ve sonra adeta oradan kaçtm:) sırf işimi halletsin diye sesimi çıkaramadm..ama onun o tavrı beni deli etmişti…öyle yerlerde çalışanlar neden bu kadar duyarsız ukala ve kendini bişey sanan tipler olur hiç anlamam..özelliklede kadınsa bu çalışan…o an ona bir hiç olduğunu göstermeyi çok isterdim=)

    • sevgili Nehir,
      Keşke o an ona bir hiç olduğunu gösterseydin.. Belki işin o gün olmazdı ama bir çok kişiye önderlik etmiş olurdun. Çünkü bu tip insanlar yaptıklarının yanlış olduğunu hiç bir zaman öğrenemiyorlar. Çoğunluk işim hallolsun diye düşündüğü için… 🙂
      Sevgiler…

  6. Size çok tesekur ederim. Biz de esnafiz. Esim ve ben de bu durumda çok sikayetciyiz. Turizimde çalışıyoruz kuaförümüz var. Bir çok arkadasımız var. Aynı yerde esnaf olan. Sorduğumuz zaman isler nasıl diye çok kötü gecen yıl bu kadar kötü degildi diyor. On dakika sonra bir turk geliyor adamı traş etmeyip bize gönderiyor ben erkek trasi bilmiyorum diye. Sonra bı bakıyorum yabancı turisti traş ediyor hani sen erkek trasi bilmiyordun Bir ısı ya biliyorsundur, ya da bilmiyorsun… Bunun ortası yok ki…
    Bizimle çalışan elemanlarla da aynı sorunları yasıyoruz. Müşteri gelir adam da bes karış surat ne hoş geldin demek var ne bı şey a akılsız sen o insan sayesinde para kazanıyorsun biraz özen gostersene… Konuşmaya gelince bu sene para kazanamadım kısın acım diyoo kardes sen bu kafayla gidersen hep acsın.

    • Ben teşekkür ederim: Ne kadar güzel ki esnafsınız ve bunların farkındasınız. Keşke herkes anlayabilse, keşke herkes para kazandığı insanlara gülümsemeyi öğrenebilse..
      Saygılarla…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s