Doğru kitap, doğru zaman…

Akşamın kör bir saati…

Balkondan şehri seyrediyorum. Işıldayan şehri. Her tarafından gürültüler fışkıran şehri. Yalnızlığımı sorguluyorum. Gelmesi gerekipte gelmeyenlere kızarak. Sonra bırakıyorum şehri kendi sarhoşluğunda, içeri giriyorum. Kitaplığımda duran kitaplara göz atıyorum, buluşma anı gibi heyecanlanarak. Doğru olanı okumak istiyorum ama doğru anın bu an olup olmadığını bilemeden. En sıkılgan anımda okuduğum kitap nedir diye düşünüyorum. Sorgusuzca elim uzanıyor. Taa Ortaokuldan beri beni bırakmayan yarı ansiklopedi yarı kitap olan dostuma… İlk aldığım zamanımı hiç unutamadığım beni her görüşümde gülümseterek o anımı yaşatan kitaba uzanıyorum nedensizce…

Sonra durup gülümsüyorum İhyaca’nın sorduğu soruyu düşünerek; ”Hayatının Kitabı Hangisidir?”

Yıllar önceydi. Ortaokul öğrencisi olduğum yıllarda henüz internet diye bir şey yoktu. Vardıysa da benim haberim yoktu. Mahallemizde kırtasiye, kitapçı karışımı bir dükkan vardı. Çok severdim orayı. Öyle gider kitapları okur, dergileri karıştırırdım. İlk zamanlar çok kovaladı dükkan sahibi ama sonraları anladı derdimin kötü olmadığını. Şirin bir çocuktum çünkü. 🙂 En çokda ansiklopedi okurdum. Nedendir hiç bilemedim ama.. Bir gün o dükkan sahibi yanıma geldi. “Evlat” dedi. “Sen buraya sık sık uğruyorsun, okuyup gidiyorsun ama hiç bir şey almıyorsun. Paranmı yok. Yada böyle okuyarak dahamı kolay oluyor?” diye sordu. Öylece baktım. “yok” dedim sesizce. “Ben burada okumaktan daha çok keyif alıyorum. Evde okumak sıkıyor.” Adam kahkaha ile güldü. Elimi tuttu ve bana her gelişimde mutlaka karıştırdığım ansiklopedi benzeri kitabı verdi. “Al” dedi “sana hediyem olsun. Her gelişinde bu kitaba mutlaka bakıyordun. Şimdi senin olsun, İstediğin kadar oku…” O kitap aldığım ilk hediye kitabım oldu…

“İnsan atlası” Kitabın adı. İnsanın anotomik yapısını anlatıyordu…

Hala durur kitaplığımda. Böyle sıkıntılı anlarımda alır elime karıştırırım. Bilirim insanların tüm sırrının yapısal karışıklığında gizli olduğunu. Bilirim tüm insanlar tertemiz ve pırıl pırıl oluşurlar ama çevresel faktörler yer bitirir çoğunu.

Kalpsiz insan olmadığını, sinirleri alınan birinin yaşayamadığını ve herkesde kullanmak üzere bir beyin olduğunu gördüm o yıllar. Ama çoğu kişinin bu organlarını kullanma becerisine sahip olamadığını da anladım yaşadıkça…

Şimdi gene elimde o kitap, karıştırıyorum. Biliyorum yıllar önce o kitapçı amca doğru kitapla buluşturmuştu beni… O günden sonra o kitapçıya gidişlerim azaldı. taşındık oralardan, sonrası lise, üniversite yılları. Ben fırsat buldukça her türden kitap okudum. Önce öğrendim, sonra yorumladım. Ama hayatı da, dünyayı da onlardan öğrendim.

Sevgili İhyaca demiş. “Doğru kitaplarla buluşabilmeniz,gereğince istifade edebilmeniz dileğiyle” Çok güzel söylemiş. Çünkü doğru kitaplarla doğru anlarda buluşup, gereğince istifade edebilirsek büyürüz. Kendimizi de, etrafımızdakileri de, hayatı da yorumlayabiliriz. Yoksa sadece okur ve peşinden gideriz birilerinin biz olamayız…

Gelibolu 17 gibi bende aynı fotoğrafı kullanıyorum. Bir de teklif yapıyorum. Bundan sonra mim yazısı yazan herkes aynı fotoğrafı kullansın.. Böylece anlaşılsın mim olduğu… 🙂

Reklamlar

54 comments on “Doğru kitap, doğru zaman…

  1. Sevgili Volkan,
    Çok güzel ve çok hayatın içinden bir yazı olmuş,keyifle okudum diğer yazıların gibi.Yeni geldiğini biliyorum.Buna rağmen kırmayıp bekletmeksizin bu yazıyı yazdığın için de ayrıca teşekkürler.Hayatının kitabını ve hikayesini öğrenmek güzeldi,her şey gönlünce olsun 🙂

    • Doğru kitapla bulaşma lafınızla ilham kaynağım oldunuz, Bu sebepten hemen cevap yazmak istedim. Teşekkür ediyorum, sizinde her şey gönlünüzce olsun.
      sevgilerle…

  2. Güzel bir yazı olmuş Volkan. Tahmin ediyorum ki aynı kitap, bu “insan atlası” nı ben de milliyet çocuk okuduğum zamanlarda fasikül fasikül biriktirmiştim. Her hafta milliyet çocuk almak için dedemden babamdan amcamdan (önüme kim gelirse) 🙂 harçlık ister koşa koşa gider alırdım. İnsan Atlası’yla beraber bir de “Türklerin ve Türkiye’nin Tarihi ansiklopedisi” diye bir kitabı daha veriyordu paralel olarak. O günlere götürdün beni bu yazınla. Sonra yok olup gitti fasiküller ciltletemeden.

    • Yaa daha neler vardı o zamanlara ait. fasikül fasikül biriktirip belirli zamanlarda ciltlettirilen. O tarih ansiklopediside var bende hala durur. Hatta Gelişim hachette bile 🙂
      Çok açık ettik bee.. 🙂
      Hoşgeldin bu arada. Bitti tabii tatil. Görüşürüz yakında 🙂

  3. Eline sağlık Volkan Abi. Yalnız teklifin aklıma yatmadı. Herkes öyle derse tamam derim ama bana sorarsanız aynı fotoğraf kullanmayalım. Mesela beni kesseni ben o resmi bloguma koymam.

    • Teşekkür ederim Yusuf kardeşim. mimi bulan fotoğrafı da bulmuş olsun anlamında bir teklifti. Resimden ziyade min sahibine de bir selam olsun, seni düşüneni sende ihmal etme gibi 🙂
      Sevgilerle…

    • Aaa niye şimdi sen öyle dedin,beni kessende ben o resmi bloguma koymam diye yusuf 😦
      tamam zevkler ve renkler tartışılmaz herkesin fikrine saygım sonsuz ama neden birden böyle sertçe kestirip attın onu anlamadım,o resimde seni iten ne vardı mesela? ben bu fikre sıcağım bak daha önceki milenmelerimdede sevdiğim resimlerin aynılarını kullanmıştım,gayette hoş olmuştu : Ama dediğim gibi tercih meseleside bak benden sana abla tavsiyesi,bidada öyle kestirip atma,net konuşma çok ararsın o resimleri sonra 🙂 🙂 🙂

  4. Neyse ya,dur şimdi relax kızım gülcan,sakin ol,sen buraya ne için gelmiştin kavga etme kimseyle kibar ol 🙂
    Tamam sakinim 🙂
    Öncelikle ismim zikredilmiş,teşekkür ederim,bende diyorum niye kulaklarım çınlıyor meğerse böyle güzel bir yazının altına benim ismim iliştirilmiş 🙂 bu 🙂 yeterli olurmu bilmiyorum memnuniyetimi anlatmaya 🙂
    İhyaca’nın yazısından sonra ikinci okuduğum en güzel mim yazısıydı nice zaman sonra 🙂
    çok akıcı,sürükleyici,hiç bitmesin istedim okurken,kaleminize gönlünüze sağlık,gene gene diyorum,hep diyeceğim işte bu yüzden mimleri çok seviyorum,ortaya ne güzellikler çıkıyor 🙂
    Bu arada yaş kaç? K C ‘nin belli bir yaşın üstünde olduğunu az çok tahmin ediyodumda sizin bu kadar yaşlı desem ayıp olurmu 🙂 tahmin etmiyordum doğrusu,,,,ama oraya başka bir tabir bulamadım şimdi yusuff un bana yaptığı gibi milattan öncemi doğdunuz desem ayıp olacak 🙂
    hakikatten yaş kaç çok merak ettim….

    • Çok teşekkür ederim, bu sıcacık yorumlarınız ve dostça yaklaşımlarınız için.
      Yaşım, hayatın içinde olan bitenleri yorumlayacak kadar olgun, salıncakta sallanıp ağaçlara tırmanarak meyve toplayacak, mutluluklarını ifade ederken kucak dolusu gülebilecek kadar da genç.
      Yaşlı deseniz ayıp olur tabii 🙂 Çünkü şimdi değil 70 yaşında bile öyle olacağımı sanmıyorum..
      Sanırım fasikül fasikül dergi alma fikri sizi böyle bir hataya düşürdü. Ama o fasiküller doksanlı yıllarda bile vardı. 🙂
      Çok da yaşlı değilim ama arada bir öyle bir yansımam olabilir..
      Sevgilerle, iyi bakın kendinize…

  5. Resimde tek kelimeyle harika,kendi blog yazımdada bahsettim burdada söylemekten çekinmiyorum,bende evime böyle bir kitap okuma köşesi istiyorum,istiyorum aaaa isteyenin bir yüzü kara,,,çok güzel ya harika,durun bi daha bakayım 🙂

  6. Gelibolu17\\ eğer yanlış anlamadıysam orada kitapların olduğu bir bölme var ve bölmenin üstünde oturulacak bir yer var, öyle mi? Biz gördüğümüz terbiye üzere kitaplara saygı gösteririz. Asla ama asla kitapların üstüne oturmayız, oturanı da hoş görmeyiz. Kitapları başının üstüne değil de altına alan resimleri de sevmez, blogumuza koymayız.

    Resmi yanlış anlamamışım değil mi?

    • Sevgili K C yok fırtına falan koptuğu 🙂 yusuf kardeşim değerlerini baştan yazmayıp öyle konuyu kestirip attığı için böyle oldu…Kendisi bir kaç gün önceki postlarından birinde eleştirilmekten bahsetmişti,bende eleştirdim kendisini dostça 🙂

      Sevgili Volkan Deniz sizdende özür dilerim sayfanızı boş yere işgal ettiğim için,kusura balkmayın nolur,böylesi güzel bir yazının altına yakışır yorumlar olmadı…Üzgünüm,hakkınızı helal edin,sevgiler,selamlar 🙂

      • Özür dilenecek bir şey yok. Lütfen öyle düşünmeyin.
        Sevgiler de saygılar da benden.. Güzel günlere… Hakkımz sonuna kadar helal olsun…

      • Neler olmuş burda. 🙂 Ama olsun çok güzel olmuş. Ben bu tip sohbet ortamında yapılan atışmalardan keyif alıyorum. Hayata dostça bakmayı becerebilen nadir insanlardan olan Gelibolu, sıkıntını söylemişsin ve gerçekten fikirlerini çok açık ifade etmekten çekinmeyen açık yürekli kardeşim Yusuf’ta rahatsızlığını çok net ortaya koymuş. İkinizi de takdir ediyorum. Anlaşılabilmek için açık konuşmak gerekir. Eleştiri olmadan da gelişme olmaz. derim hep. İşte bunun örneğini burada vermiş olmanız beni mutlu etti. Teşekkürler..
        ..

  7. Yahu siz niye bu kadar iyi niyetlisiniz. Benim canım sıkkın belki birileriyle bir kavga çıkarırırım falan diyorum şunlardaki iyi niyete bak. Yok eleştiri iyiymiş, yok değerin böyleymiş. :))

    Şaka bir yana da seviyorum sizi, vallaha seviyorum laf olsun diye demiyorum.

    • Kavga isitiyosan benim bloga gel bi zahmet 🙂 Buraları dahada meşgul etmiyelim:)
      Ne bileyim ben senin karanlıkta göz kırptığını Allah,Allah 🙂 🙂 🙂

    • Laf olsun diye söylemediğini biliyorum. Öyle olsaydın, buralarda olmazdın.
      Hem ayrıca kavga çıkarmak istiyorsan meydan senin. 🙂 Benim iyi niyetim durdurmasın seni. Ayrıca hep iyi niyetli değilim, güzel bakıyorum. Ama her zaman değil 🙂 İçi dışı bir insanlara ve samimiyetten anlayanlara…
      Bende seni seviyorum Yusuf kardeşim.
      Allah’a emanet ol…

  8. Ben vazgeçtim kavga mavga istemiyorum. Gidip kitap neyin okuyayım ben sizinle uğraşılmaz valla. Bin beş yüz yaşındaki insanlarla tartışılır mı? 😀

    • Ne kitabı okucan,adını söyle bakim,bende okucam netten indirip 🙂
      Binbeşyüz yaşındaki insanlar demek,,,,eh biz senin yaşına geri dönemeyiz emme sen bizim yaşımıza gelirsin o zaman senide görürürüz 🙂
      Senin sıcak başına vurmuş ee gölgede 43 derece olunca zor zanaat nefes almak Allah yardımcın olsun 🙂

      • Çok zor bir durumda kaldım şimdi ama. En güzel çözüm şu olsa gerek.
        Haklısınız ikinizde. Ama Yusuf yaşlılara iyi davran sonra sende yaşlanınca etrafında kimse kalmaz.. 🙂 Hayat bu, bugün başkaları için dilediklerin sana da yar olur sonra… 🙂

  9. Şah ve Sultan var şu İskender Pala’nın ama eğer iki lokma yiyecek bir şey bulabilirsem iki saat kadar ders çalışmayı düşünüyorum.

    Şimdi gene mi yemek dedin diyeceksiniz ama gerçekten bugün daha hiçbir şey yemedim. Çok açım ve kimse “sen insan mısın” bile demiyor. Hatta az önce içecek verdiler içmiyorum dedim yine anlamadılar.

    Bir an önce Ramazan olsa da kurtulsak şu yemek derdinden, yoksa açlıktan öleceğim. :))

    • Aaaa şimdi aç karınla senin aklına derste girmez napcaz 🙂
      aklıma şu fıkra geldi bak içecek verdiler deyince 🙂
      Nasrettin hoca bir gün arkadaşına gitmiş gitmesine ama ev sahibi sürekli hocam susuzmusun,uykusuzmusun diye soruyormuş,bir türlü karnın açmı demiyormuş…Hocada ne yasın utancından açımda diyemiyormuş,ev sahibi tekrar susuzmusunn uykusuzmusun diye sorunda dayanamamış ve gelirken bir pınar başında uyumuştum,sadece bağdat viran demiş…..

      sende sizinkilere anlat bu fıkrayı belki halinden anlayan bulunur 🙂

  10. Yaşlıların her mesele için bir fıkra vb. örnekleri olması çok güzel. Makarna bilmiyorum çay yapıp ekmeği banıp banıp yemeyi düşünüyordum gittim baktım su yok. Arıtmayı açık bırakmışlar şu an dolmasını bekliyorum. Dermansız dertler de olabiliyor be abi. Bunu da gördük çok şükür.

    Yaşlılar kötü davranmaz, şefkatlidirler de işte bazen kızan bir sinirli ninemiz var. 😀

    • E tamam işte hemen Gelibolu ablanın sitesinden gerekli tarifleri al, Yok beceremediysen sor söylesin nasıl yapılacağını. Büyüklerimizden yardım istersek mutlu olurlar..
      Ayrıca en azından yumurta kır, çaya ekmek bandırarak yemek yemeğe çalışmak da neymiş 🙂 Bu derecemi yani 🙂

  11. Korkarım döver beni, bu yaşa gelmişsin daha yumurta yapmasını bilmiyorsun derse ne yapacağım. :))

    Kendimi acındırmaya çalışıyorum be abi, yoksa ekmek de yok zaten çaya banmak için. 😀 😀 😀

  12. Emrah’ta olmayan tüm şeyler bende de yok, bir de bunu üstüne sesim de güzel değil. Üstelik o yakışıklı.

    Bir de bin yaşındaki insanlar benimle dalga geçiyor. Ben ağlamayayım da kim ağlasın. 😀

  13. Aha sinirlendirdim valla, şimdi kavga başlasın. Yalnız bakıyorum da yaşlılar daha da alıngan oluyor. Ben şaka yapıyorum ya, niye alınıyorsunuz?

    Fazla uzatmayalım en iyisi. Galiba gevezeliğim canınızı sıktı. 🙂
    Zaten yemek de yedim biraz ders çalışayım. Her şey için teşekkür ederim. Saygılarımı sunarım. 🙂

    • Sevgili yusuff,ben kendi adıma kızmadım,hem kardeş kardeşe kızarmı,küsermi,ben biraz kırılsamda zaten hemen belli ederim günlük hayattada suratım düşüverir,ama sanal dünyada kızdığımı çenemi düşürerek belli ediyorum 🙂
      Bak mubarek Ramazan ayı geldi bu ayda küskünlük ,kırgınlık olmaz diycem ama var benimde aslında kırgın ve küskün olduğum bir yada iki arkadaşım bu camiadan…Allah biliyorya yüzlerini bile görmek istemiyorum,yukarda yazdıklarımla çelişiyorum farkındayım ama,neyse ya boşver ben sana kızmadım yazmayışımın nedeni pc başında olmamamdı,olsaydım mutlaka yazardım….hayırlı Ramazanlar sevgiyle kal,selamlar….

      Sevgili VOlkan Deniz sizede hayırlı Ramazanlar,sevgiler…..

    • Dostlar,
      Yine tatlıya bağladık. Ramazan geldi kurtardı hepimizi. Gelibolu’nun enerjisi sardı bizi de. Yusuf’un dinamizmi ile birleşince biraz yükseldik ve şimdi hepimiz yerli yerindeyiz. Sağ olun, var olun.
      Hepinize hayırlı Ramazanlar..
      Sevgiler, saygılar…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s