Üçlü İttifak | 8.Bölüm | Veda

Bir önceki bölüm

Yürümeye başladıklarında gün henüz ağarmış, toprak en güzel kokularını sürünmüş, ağaçların geniş yaprakları arasından süzülen gün ışığı en parlak haliyle aydınlatıyordu Musa ve ailesini. En son virajı dönmeden durdu Musa. Küçük kızı Merve’yi kucağına aldı. “bak kızım, bura senin köyün, bu son görüşün, bir daha buralara gelmeyeceksin. Haa olurda gelirsen, mutlaka bir şey olarak geleceksin ama mutlaka bir şey olacaksın” diyor bir yandanda kızını köye doğru çeviriyordu. Dilistan kocasının yanına sokulup öylece bakıyor, biryandan gözyaşlarını siliyor bir yandan da özgüven kazanmış bir tay gibi dikleşiyordu. “Musa” dedi. “bir daha dönmeyecek o kız buraya, dönmeyecek”

Çukurca’ya ulaştıklarında öğlen olmuştu. Otogarda bir köşede Dilistan Merve’yi emziriyor Musa elleri arkada bağlı, ileri geri kendi kendine söylenerek yürüyordu. Sonra birden durdu. Karısının yanına geldi yere oturdu. Dizlerini büküp kollarını dizlerinin üstünde uzatarak hareketsiz kaldı bir müddet. Sanki içinde, koparmaya çalıştığı ama bir türlü beceremediği bir sıkıntı var gibiydi. Bakışları donuk ve nefret doluydu.

Dilistan bebeğinin karnını doyurmuş, anlamsız gözlerle kocasına bakıyordu. Sanki “vazgeçtim, gitmiyorum” diyecekmiş gibi duran kocasına ürpererek baktı sadece. Yanına oturdu başını hafifçe kocasının omzuna dayadı. Musa irkildi birden. Pek alışık oldukları bir durum değildi böyle başbaşa dizdize. Ama Dilistan aldırış etmedi. Daha da sokularak usul bir ses tonuyla mırıldandı “her şey çok güzel olacak Musa, çok güzel olacak”

Otobüs tıslayarak yanaştı. Pek yeni olmayan, ama temiz görünümlü bir otobüstü. Çok da önemli değildi. Bu otobüsle Van’a kadar gidecekler oradan başka bir otobüse geçeceklerdi.

Muavinin “Van yolcusu kalmasın” çığlıkları arasında otobüse bindiler. Kısa bir süre sonra otobüs hareket etti. Otobüs Çukurca’dan Zap suyunun kenarından kıvrılan yoldan, vadilerin içinden, köylerin arasından geçerek küçük sarsıntılarla ilerliyordu. Musa ve Dilistan belkide bir daha göremeyecekleri topraklarına hüzünlü bir bakışla veda ediyorlardı.

Otobüs, yol kenarındaki jandarma kontrol noktasını geçtikten onbeş dakika sonra yeniden durduruldu. Ama bu sefer otobüse binenler asker kılıklı değillerdi. Otobüsün etrafında her yöne yayılmış bir sürü silahlı ve yüzleri puşili adamlar vardı. Biri otobüse girerek bağırdı ama yüzü açıktı. “çıkarın kimlikleri, kimse yerinden kalkmasın, biz sizin için çalışıyoruz, sizde yardım edeceksiniz. üstünüzde değerli ne varsa alacağız, davamız sizin için” diye bir konuşma yaparak otobüsün içinde tek tek kimlikleri kontrol ediyor bir yandan verilenlerle yetinmeyerek, “ne varsa ver, ne varsa” diye bağırıyordu.

Musa, geçen geceyi unutmamış, ister istemez pek de hoş olmayan bir ifade ile bakıyordu. Bu durum teröristin dikkatini çekmiş olacak ki. Sertçe Musa’dan kimliğini istedi ve ayağa kalkmasını söyledi. Musa “ne istiyorsan aldın, zaten bütün paramız buydu, daha canımızı mı alacaksın” dedi. Adam “nereye böyle ailece?” diye sordu, tüfeğini karısının kafasına doğrultarak. Bu harekete dayanamayan Musa ayağa fırlayıp adamı tüfeği ile birlikte ittirdi. İçerdeki kargaşayı görenler hemen doluştular ve Musa’yı karga tulumba dışarı çıkardılar. Bu arada annesinin kucağındaki Merve çığlık çığlığa ağlıyordu. Dilistan, bebeği kucağında peşlerinden gitti. “durun, ne olur durun” diye yalvarıyordu ama duyan yoktu.

Musa’yı sürükleye sürükleye otobüsten indirdiler ve liderlerinin karşısına diktiler. Liderleri suratına sertçe tükürdü. “Sen buraların adamısın be adam, yardımcı olacağına neler yapıyosun böyle, bizim davamız sizin davanız.” dedi. Musa iyice hırslanmış bir vaziyette, hiç istifini bozmadan, yüzündeki sert ifade ile” Sizin yaptığınıza eşkiyalık denir. Ne davasından bahsediyorsunuz? Son iki günde neyimiz varsa aldınız. Elimde avucumda ne varsa hemde. Bırakın sizin için çalışıyoruz sahtekarlığını da hizmet ettiğiniz hainlerin kıçını yalayın şerefsizler” diye haykırdı.

Tek bir el silah sesi duyuldu. Musa yere yığılıp kaldı. Dilistan şoka girmiş bakıyordu sadece. Bir anlık sessizlikten sonra. Liderleri “gidiyoruz” dedi. Hızla terk ettiler. Dilistan nefesini tutmuş, çaresiz kocasının cansız bedenine bakıyor, içinden gelen çığlığı tutmaya çalıştığından sadece kısık bir inleme duyuluyordu. Tam düşecekken, otobüsten inen biri bebeği aldı kucağından. Dilistan irkilerek kendine geldi, yerde yatan kocasına sarılıp hıçkırıklara boğuldu…

Devamı Yusuf’ta… 😦

Reklamlar

27 comments on “Üçlü İttifak | 8.Bölüm | Veda

  1. Offf! Ne yaptın sen?… Çok etkileyici bir sahne izlemiş gibiyim. Bu hikaye çok su götürür. Bütün bu dramları hikayenin daha ilerilerinde mutluluğa çeviririz umarım. Ama bütün bunlar gerçek aslında, yıllarca hem bölge halkı hem de oraya gidip gelenler bunları yaşamadı mı zaten! Yazıklar olsun şu milleti parçalamaya çalışanlara! Yazıklar olsun insanların kanlarını emme peşindeki sözde devrimci hainlere ve kendi insanına yabancı işbirlikçilere 😦

    • Yaa aslında şimdi bir kez daha okudum ve bir acaip duygulandım. Çokmu acı oldu ama bunlar yaşandı be dostum maalesef. Hayatın içinden öyküler yazıyorsak İstanbul’da bomba patlamışsa e burasıda Hakkari.

  2. Musa öldü mü acaba? Eğer öyleyse Allah(c.c) Dilistan’ın yardımcısı olsun.Bundan sonra büyük sorumluluklar onu bekliyor..Cevaplar Yusuf’da? 😦

    • Hemde Çukurca’dan gelen haberlerin üstüne. Ne acı tesadüf ama hep diyoruz ya hayat zaten acı tesadüflerle dolu. Oralarda yaşanan hikayeler o kadar çok acı ve gerçek ama. bilen yada algılayan hiç kimse yok. Terörün ne olduğunu da bu fırsatla biraz olsun göstermiş olduk..

  3. Kardeşim benim, güzel söyledin. Hayatın içindeki zorlukların altından da kalkılır Yusuf yeterki aklımızı kullanmayı bilerek mantıklı davranalım. Ucuz lafların peşinden gitmeyelim…

      • Sadece biz değil Yusuf tüm ülkenin aklını kullanıp kanmaması, desteklememesi lazım. Bütün olabilmek için baktığını görebilecek kabiliyette olman lazım. Aklını kullanan insan bugün yapılanların yarını ne hale sokabileceğini görür ve seçimini ona göre yapar. Maalesef Yusuf kardeşim artık her şey için çok geç… Biz birşey yapamadığımızdan birileri ne isterse onu yapıyor. üç gün öncede bir yüzbaşı şehit olmuştu. Hiç duydunmu televizyonlarda falan. Bilmem anlatabildimmi.. Bu işler üç dakikalık tartışma programlarında çok okumuş adamlarla çözülmez Yusuf.. Yürekle çözülür…

    • Sevgili kardelen.
      öncelikle hoşgeldiniz. Ancak sanırım beni hiç anlamamış yada kafanızda olan sıkıntıyı yazarak benim düşüncemin de karşılıklı öldürmek olduğunu sanmışsınız. Maalesef yanılmışsınız. Bu konularda ne kadar tartışırsak tartışalım bir arpa boyu yol gidemeyeceğimizi ve hatta karşılıklı kin güden nesiller yaratabileceğimizi de biliyorum ama bir tek şey söyleyerek konuyu bağlamak istiyorum.
      Biz öncelikle terörün ne demek olduğunu anlamalı, topyekun ona karşı olmalıyız. İnsan öldürerek verilen mücadelenin sonunda kazanılan hiç bir şey olmaz. Çünkü terörist yaklaşımda bu yazıda da bahsettiğim gibi yani Musa gibi öldürülen bir sürü yörenin insanı var. Yani kardelen kardeşim. Terör denen şeyin bir milleti yada zihniyeti, belirgin bir anlayışı yoktur. Yardıma gidenleri pusuya düşürerek adam öldürme taktiği ise terörizmden başka bir şey değildir.
      Yoksa sürekli öldürelim diyen kimse de yok… Lütfen belli bir fikre saplanıp kalmayın, tarafsız bakın… Önce terörizmi tanımlayın kafanızda sonra fikir yürütmeye çalışın…
      Teşekkürler, sevgiler…

  4. Anladım… son 10 yıl içerisinde pkk tarafından resmi kaynaklara göre 10,000 yaklaşan kayıp var!
    Fakat faili meçhuller ise iki misli (17.000)
    Hangi terörden bahsediyorsunuz?
    Her sabah ermeni ,kürt arap`a ne mutlu türküm dedirtmekle hangi toplumu yaratmaya çalışıyorsunuz?
    Sizi anlamak zor.
    Ne mutlu insan diyene.

    • Bak arkadaşım, ne anladın bilmiyorum ama sen pkk tarafından verilen bilgilere resmi kaynak diyerek konuşacaksan hiç konuşmayalım.
      Ben terörden bahsediyorum sen ırkçılık diyorsun. En iyisimi sen yazıları okuyorsan oku ve onlarla ilgili bir fikrin varsa söyle. Seve seve dinlerim ama memleket meselelerini istersen pek düşünme. Senin daha öğreneceğin çok şey katetmen gereken de çok yol var…
      Ayrıca ne diyerek mutlu olacaksan onu de ama benim dediklerime de karışma. Bir taraftan istediğimi söylerim diyorsun öte taraftan sen bunu söyleyemezsin diyorsun.. Oluyormu bir düşün, eğer becerebiliyorsan…
      Sevgilerle, güzel günlere…

  5. bir söyle bin işit… hep haynı kaos,sizler dinazor misalisiniz bir gün gelecek , türkler anlayacak ki ırkçılık değil bize lazım, zihniyet değişecek ve sen ve senin gibiler çok aci çekeceksiniz….
    Dağlar bizimdir

    • Kardelen, kimsin nesin hiç bir fikrim yok. Ama hassas günler yaşadığımız şu dönemlerde lütfen biraz saygılı ve ölçülü ol. Sana neler yapman gerektiğini söyledim. Biraz dağlardan in ve medeni hayatın, kardeşliğin ve barışın ne demek olduğunu öğren.. Seninle hiçbir şekilde Türklük ve zihniyet üzerine tartışmayacağım. Senin gibi saplantılı insanları kazanmanın kaybetmeye eş olduğunu yıllar önce öğrendim çünkü ben… Sen git dağlarda böğürtlen topla…

    • Anlaşılan siz Türkiye’de yaşamıyorsunuz. Uzaklardan bakarak anlamaya çalışmak, uyurgezer insanların yaşadıklarından farksızdır. Önce vatandaş olmanın ne demek olduğunu öğreneceksiniz, sonra vatandaşlık haklarını… En önemlisi de birilerinin peşinden gitmeden biri olmayı bilmelisiniz. Yoksa sadece birinin peşinden giden adam olursunuz sadece. Yemek yediğiniz tası temiz tutacaksınız yoksa bir dahaki sefere yiyecek bir şey bulamazsınız.
      Ahmet Kaya dinleyerek neyin mücadelesini yaptığınızı sanıyorsanız, hayatı da onun gibi algılayın o zaman. “Üretebilmek için asi olmak gerekir. İşte benim isyanım bundandır” diyen bir adamın yaptığı müziği dinleyenlerde körükörüne isyana bağlanırlar… Size mutluluklar diliyorum… Bir gün anlayacaksınız mücadelenin ne demek olduğunu…

  6. Tartışmaya girmeden önce şöyle bir takip ettim. kardelen’in söylemek istediklerini anladığımı fakat tepkisel ve ön yargılı konuştuğunu sanıyorum. Ancak eğer konu hikaye ise kardelen de takip etmeye devam ederse anlayacaktır; bu hikayenin bir ideolojik veya siyasi hikaye olmayacağını görecektir. Buna inanıyorum çünkü bugüne kadar hepimizin yazdığı kendince denemeler ortada. Hatta kardelen’in hepimizin olan ülkemizin rahatsız edici bu büyük sorununun çerçevesinde bir takım ortak sorunlara da parmak basan (buna kardelen’in söylemek istedikleri de dahil) bir eleştirel odaklı dram olacağını anlamış olması gerekir. Bunun yanında Hayaloğlu ve Kaya’nın çok şarkılarını dinlemiş olan biri olarak söylüyorum; o şarkıların taraf olanlarını bir yana bıraktığımızda toplumsal sorunlara parmak basan tarafı ile irdelendiğinde çok da farklı şeyler söylemeyeceğiz. Eğer öyle olmasaydı, sorunun bölge halkına olan etkilerini göz ardı eder herkes gibi bir karakol baskını ile olaya gider oradaki (insan hakları önemsenmeyen) ve helal ekmek parası için çalışan bu ülkenin legal güvenlik güçlerinin ve ailelerinin acılarını öne alırdık. Oysa biz bölge halkının ve tüm sivil toplumun bu beladan nasıl etkilenmiş olduğunu daha çok anlatıyoruz dikkat ederseniz. Biz ırkçı değil, insancılız. Her türlü doğruya doğru, her türlü yanlışa kendi cephesinden yanlış diyebilecek kadar olgun insanlarız. Eminim siz de öyle olma gayretindesiniz. Üç farklı kişi olarak yazdığımız halde hikayemizde şu ana kadar herhangi bir milliyet ve ırk ifadesi geçti mi, gördünüz mü? Siz kendinizi ne olarak hissediyorsanız o’sunuzdur. Buna da saygı duyarız. Saygı ve SEVGİ’yle kalın.
    Kamil Cengiz

  7. Böyle yazarsanız kardeşliği pekiştirirsiniz, ihtiyac duyduğumuz asil kan damarlarımızda mevcuttur.
    Sevgilerimle
    Kamil bey size teşekkür ederim

  8. Geri bildirim: Üçlü İttifak | Üç Yazarın Hikayesi | Bir Yazarsam…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s