Açlığa doğanlar…

Ortaokul yıllarındaydım. Dünyayı tanımaya çalıştığımız bir dersteydik. Öğretmenin sevimliliğinden olacak dersi de sevmeye başlamıştım. Sonraları da hobi seviyesinde sevmeye başladım. Ülkelerin başkentleri, geçim kaynakları, bizimle ilişkileri, dünya üzerindeki konumları… Her birinin apayrı yeri ve anlamı vardı. Kıtalardan kıtalara geçer en çok da kutuplarda kalırdık. Çünkü oralarda insanlar neden yaşar o küçücük beynimizle kavrayamazdık. Bir de Afrika… Hep bir kasvet ve mutsuzlukla anılır, içimize bir yerlere dokunan bir hüzünle anlatırdı coğrafya hocamız. Afrika denince akla ilk gelen kelime “açlık” olurdu. Açlıktan ölenler ve beslenemeyen bebekler…

Yıllar geçti ben büyüdüm. Kutuplarda yaşayanlara hala anlam veremem. Avrupa, Amerika hala en kalabalık kıta. Avustralya uzak. Ama Afrika… Hala aç. Gene bir hüzünle gösterilen ölmek üzere olan çocuklar. Sütü gelmeyen anneler. Boş kap kacak. Yiyecek bekleyen bir millet, bir ırk, bir topluluk, bir insan… Hala Afrika denince akla gelen ilk kelime “açlık”

Ben şu an aç olanların annesini de biliyorum anneannesini de, amcasını da halasını da. Ben yıllar önce açlıktan ölenlere üzülüyordum. Yardım etmek için çırpındım. O zamanlarda yardım edildi. “Biz dünyayız” diye haykırdık hep beraber. 1988’de. Hadi Afrika’ya dedik 1998’de. Bir parçada onlar için dedik 2008’de. Şimdi de diyoruz “Somali ölüyor”

Somali bir okyanus ülkesi yaklaşık 2 bin 600 km kıyı şeridi var ama yabancı ülkelerin balıkçı gemileri istila etmiş. Somali bundan ne kazanıyor? Hiç bir şey. O zaman buralardan faydalanmasını sağlayacak bir girişim yapılamaz mı. Bu eminim ki düşünülmüştür yoksa alemin en sivri zekalısı ben değilimdir. Ben yardımdan daha çok bu girişimleri görmek istiyorum ve hatta bekliyorum coğrafya dersinde ilk duyduğum günden beri. Somali avlanmıyor ya da avlanamıyor. Doğru düzgün limanı yok. Hatta bazı bölgelerde balık yemek günah. Şimdi ne kadar da doğruymuş diyesi geliyor insanın. “balık verme balık tutmayı öğret” lafı için.

Tamam anlıyorum Somali aç. Ama neden aç? Hadi birde bunun için gidip araştıralım, inceleyelim. Hadi yardım edelim diyerek yapılan yardımlarla kaç gün daha yaşatırız oradaki bebecikleri. Bugün karnını doyurduğunuz çocuğun yarın azığını kim verecek. Veren ülke olmak güzel ama el açana vermenin nesi maharet. Mühim olan el açmadan bir şeyler vererek el açacak hale düşürmemek.

Bugünkü çocuklarda büyüyecek ve onların doğacak çocukları da açlığa doğacak. Bunu bilen anneler babalar doğurmaktan çocuk sahibi olmaktan vazgeçmeyecek. Çünkü bilemeyecek doğruyu, yanlışı. Belki birileri gene verir sanacak. Ölüme çocuk doğuracak anneler. Hemde üçüncü beşinci çocuğunu. Sonra çok bilen bir ileri gelen “ne yapsınlar, iş güç yok, çocuk yapıyorlar” diyecek. Bunu derken de hiç düşünmeyecek, doğan her çocuğun açlıktan ölme riskinin çok yüksek olduğu bir ülkede doğacağını. Bunu derken doğurmamaları gerektiğini anlatmak için ne yapılacağını düşünmeden konuşacak. Hep konuştular, bugünde konuşuyorlar yarında konuşacaklar. Sonra bir başka ramazanda tekrar el açanlara derman olmak için kolları sıvayacaklar. Gittiği yere kadar. Anlık yaşamaya alışmış ülkem, anlık duygulanarak yaşayacak…

Reklamlar

12 comments on “Açlığa doğanlar…

  1. Öyle doğru şeyler yazmışsın ki..Anlık çözümler çözüm değil,kalıcı çözüm gerek çok haklısın.Ama anlık yardımlar da bazı bebelerin açlığını dindirebiliyorsa yine de kıymettardır.Dileyelim de bir an önce balık tutmayı öğrensinler..Kalemine sağlık..

    • Yardımlar elbette kıymetlidir sevgili İhyaca ama nereye kadar. Bir fotoğraf vardı, hatırlarsan yıllar önce çekilenn. Ölmek üzere olan bir çocuk ve başında onun ölmesini bekleyen bir akbaba. O fotoğraf ödül üstüne ödül aldı ama çocuk öldü. Fotoğrafı çeken adamda intihar etti. İşte bu çelişkilerden sıkıldım artık. Oralara ne yapılacaksa kalıcı yapılsın, sadece yardım yapmak dilenci yapar toplumları. Koca bir ülkeyi tüm dünyadan dilenir hale düşürüyorlar farkında olmadan yada düşünmeden. Yardım sonuna kadar yapalım ama kalıcı çözümler için…
      Sevgiler, teşekkürler.

  2. Biryazarsam’da gayret edip yazmaya çalıştıklarımı öyle yazılmaz böyle yazılır der gibi büyük bölümünü bana birisi teferruatıyla açıklamış gibi oldum. Çok beğendim.

  3. Keşke dediğin gibi olsa ve bu yardımlarla kalıcı çözümlere yönelik projeler yapılsa,hayata geçirilse.Acaba neden yapmıyorlar,bu kadar zor olmasa gerek.Allah nasip etsin diyelim..Bil-mukabele sevgili Volkan..

    • Şimdi bir şeyler söyleyeceğim ama siyaset yapıyor olacağım. Ama biliyorumki birileri oralardan fena nemalanıyor. Umuyorum biter bu garibanların yüzyıllardır yaşadığı zulum.
      Sevgilerle…

  4. evet çok güzel ve doğru yazmışsın diye cümle kurmaktansa yine nacizane fikrimi söyleyip gideyim…Evet güzel ve doğru şeyler yazmışsın 😉

    Afrika için büyük ihtimalle geçici bir yardımdı bu Ramazanda yapılanlar (ama ümidim var biraz daha fazlası yapılacak diye ama oradaki o savaş ve dünyadaki bu umursamazlık olduğu sürece benim umitlerim ne kadar taze kalabilirse artık)İnsanların hiç tanımadıkları insanlar için canla başka çalışmaları da güzeldi be nutukçu..Hala ölmemişiz dedirtti ..Merhamet hala kanlarımızdan çıkıp gitmemiş..Gönül tabiki sürekli olsun bu durum istiyor, bundan sonrası ülke liderlerine kalmış..Biz halk olarak elimizden geleni yaptık ve sonrasını onlara emanet ettik …Elimizden geleni yapmaya devam edecez dersem gidip yerinde yardımcı olmam lazım oradakilere..Ama yardım kuruluşları yardım götürdüğü sürece ben de yardım gönderebiliyorum/hepimiz de öyle malesef…

    Orayı değiştirmeyecek belki yardımlarım/ız biliyorum ama sana demiştim bir kere daha ne olursa olsun yardım göndermeden olmuyor…Onları görüyorsun ya için parçalanıyor…Bu parçalanışın içinde neler var neler.. :/ Benim senin ya da başkasının yaptığı belki karınca misali bir yudum su ama elimizden bu geliyor ve bunu da yapmamış olsam insanlığımdan şüphe duymaya başlarım…

    Acımasız gerçekler yaşanıyor dünyada…! Ne diyeyim ki…Ortada her hangi bir zulüm ve ezilmişlik varsa bu tüm insanlığın suçudur…

    Huzurla kal s.b.y…

  5. Ne güzel söylüyorsun bak. Yardım edelim ve mutlu olalım, huzur bulalım. Evet çok da güzel diyorsun ama bazen insan sadece yardım edip sonrasına gözlerini kapatamıyor. Bu yardım bir gün için aç kalan bir çocuğu doyurmaya benzemiyor. Bu yardım öyle bir hal aldı ki birtakım fırsatçılarında istifade edebilecekleri ajitasyon yaparak insanları sömürecekleri ortamlar yaratıldı. Benim isyanım birazda bundan. İzin verilmemeli bu gibi durumlara. El uzatılacaksa uzatılmalı ama uzanan ellere bir lokma yiyecek vererek kurtulamayız. Uzanan eli bileğinden kavrayıp bataklıktan çıkarmalı. Yardım yapılacaksa böyle yapılmalı.
    Ben senin gibi birilerine havale edemiyorum, düşüncelerimi haykırıyorum belki birileri duyar diye.Biliyorum kimseler duymayacak ama olsun, bir damla su taşıyan karınca sorumluluğunda hissediyorum kendimi. Bende böyle mutlu olabiliyorum.. Yoksa kendimi kandırılmış hissedebiliyorum 🙂
    Sevgiyle kal Pabuç…Huzur dolsun her yanın, verdiğin her yardım muhtaç insanlara ulaştıkça…

  6. bugunü kurtaralımda yarına kim öle kim kala mantığıyla yaşayanlar yarının o kadarda uzak olmadığını bilmeyenlerdir ve o insanlar yarın geldiğinde ölmeye mahkumdurlar…bugününüzü yarınınızı düşünmeye adayın sevgiler=)

    • Bugünleri yarını düşünmeye adayacaksak bugünü de yaşayamayız yarını da göremeyiz. Tamam yarınları düşünelim ama bugünü adayarak değil, akıllı olarak.. Geleceğe yönelik tedbirler alarak 🙂
      Sevgiler, teşekkürler.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s