Yunus’lar ölmesin…

Enkaz altından çıkan hikayeler. İnsan manzaraları. Kaderin acımasız oyunu. Titreyen yürekler. Çaresiz bakışlar. Yenilmişliğin, kaybedişin yüzdeki acı yansıması. Bir baba, bir anne, bir evlat. Bir ümit….

Yıllar önce, 10 Eylül 1941’de Erciş’te 5.9 büyüklüğünde deprem olmuş 192 kişi hayatını kaybetmiş. Hemde gece 23;53 te olmuş deprem. Sonra 24 Kasım 1976’da Van’ın Muradiye ilçesinde 7,5 şiddetinde 14;22’de bir deprem daha olmuş ve bu sefer 3840 kişi hayatını kaybetmiş. Hasarlı binalardan bahsetmiyorum. Çünkü hasar ne demek hala bilmiyoruz bu sebepten o zamanlar yapılan değerlendirmeler kimbilir nasıl yapılmıştır… Teknoloji geliştikçe, kentleşme başladıkça ve müteahhitler türeyip çok katlı binalar yapmaya başlayınca yıkımlar da çoğalmış, ölümler de…

Son yaşanan depremden tam 35 yıl sonra olmuş şimdiki deprem. Bu geçen yıllar her taraftaki inşaatlar geliştiği gibi oralarda da elbetteki gelişmiş. Şehirler büyümüş, çarpık kentleşmeler çığ gibi. Az biraz parayı bulan müteahhit olmuş. Arsa karşılığı, kat karşılığı dikmiş binayı parayı verene. Amaç ne? Para, para, para… İnsanlık, duygular, adamlık. Karın doyurmaz bunlar. Parasız hiç bir şey olmaz. Bir koyup bin kazanmıyorsan hiç yapma bu işleri. Buldunmu salak müşteriyi gerisinden sana ne…

İkinci el araba pazarı. Allanıp pullanıp satışa çıkmış arabalar. Ama belki çoğu yeri emanet tuturulmuş. E ne olacak. Alan adam düşünsün. Akıllı olsun almasın. Her şey bir keriz bulup satana kadar. Alan adam yolda giderken arıza yapar, kaza yapar ve hatta ölür.. kime ne…

Yepyeni bina. Her tarafı tertemiz. Alıcı yada kiracı soruyor ısrarla. “Sağlam”mı?” Yapan adam en kaliteli malzemeyi kullandık diyor.. Yalan, yalan, yalan… Sattımı bitecek çünkü her şey. Gerisinden ona ne ki… Verdiğinde sağlamdı çünkü…

Bugün enkaz çevresinde yaşanan acı hikayelerin bir gün kendi çevresinde yaşanacağını düşünmüyor belki. Belki bu kadar algılayabiliyor hayatı, belki gerçekten şeytan girmiş içine. Ama o kadar çok varki. Zamanla böyle yaşamak hak olmaya başlıyor. Ama hayır… Hak etmiyoruz bunları. Hayır bu kadar ucuz olamaz, olmamalı.

Ülkenin doğusunda olan deprem için tüm ülke seferber oluyor ve bazıları insanlıktan uzak laf etmeyi depremle terörü kıyaslamayı ve hatta terörün intikamını depremle alır bir tavır takınmayı maharet sayıyor. Yok diyorum gene yok. Bunlar da benim insanım olamaz.

Neredeler o zaman. Bu ülkeyi kim bu hale getirdi. Ne içindi bütün bu katliamlar. Neden öldüler? Neden öldürüldüler? Öldürenler şimdi neredeler. Neredeler bölgenin duygularını sömürenler. Neredeler Kürt halkı eziliyor diyenler? Neredeler her köşede pusu kurup askerleri öldürerek varlıklarını sürdürmeye çalışanlar? Neredeler? Gene benim askerim var etrafta, gene benim insanım var ve gene ben varım. Nerede ülkeyi bölücülüğe sürükleyip asker, polis, öğretmen katletmeyi mücadele sanan çapulcular?

Dünya çıkmaza girince bir savaş başlar ve çıkış bulunur. Her iki dünya savaşı da öyle başlamıştır. Ülkemiz çıkmazdaydı. Keşke olmasaydı ama madem oldu, bu sefer bu deprem bize göstersin bizim birlik beraberliğimizin ne kadar güçlü olduğunu. Doğusu ile batısı ile Anadolu’nun bir kültürler coğrafyası olduğunu. Hüzünlerimizden bir barış türküsü doğsun. En azından bu sefer tuzağa düşmeyelim. Sağlam bina yapmayı öğrenemiyoruz bir türlü ama elimizdeki tek ülkemizin de bir gün bir depremde başımıza yıkılmasına izin vermeyelim. Tuttuk bir ucundan bırakmayalım.

Gözyaşlarımız boşa akmasın. Yunus’lar boşuna ölmüş olmasın. Yıkılan binaların yenisini yaparken bu sefer içine hep beraber birlikteliğimiz tohumlarını da atalım. Yardım edelim, anlayalım yaşananları ama unutup tekrar boğazlamayalım birbirimizi. Bizim bizden başka kimimiz var. Bizi bizim kadar anlayacak, içten bir samimiyetle kucaklayacak başka bir millet mi var. Biz hep birlikte aşmadıkmı her türlü yokluğu da savaşı da. O zaman şimdi nereye koşturuyoruz. Bu ülkede bir şey olmak isteyip te olamayan kim var ki.  Bunca nefret, kin nereye kadar…

Bırakın artık bir grup denyonun gazına gelmeyi. Bırakın artık sahtekarlıkların peşinden gitmeyi. Arabayı allayıp pullayarak satan da, ev yaparken malzemeden çalan müteahhit de çok farklı değil teröristten ve onları besleyenlerden. Artık yetsin. Gelelim kendimize.

Senin için Yunus…

Reklamlar

7 comments on “Yunus’lar ölmesin…

  1. Peygamberimizin ( s.a.v) bir hadisi sanırım konuya çok uygun. Buyuruyorlar ki: “Bizi aldatan bizden değildir..” Üzerinde düşünüp, ehemmiyet verip, kabul edip uygulamak isteyenler için çok uyarıcı..

    Ve yine buyuruyorlar ki: “Bütün müslümanlar kardeştir.”

    Kalemine sağlık sevgili Volkan..

    • Keşke anlayabilsek sevgili İhyaca. Kardeş olmayı, insan olmayı.. Hadi geçtim anlamayı. Onu beceremiyoruz. En azından üç kuruş fazla kazanınca kazanacaklarımızın bize kazandırdıklarının aslında kayıplarımızın başlangıcı olduğunu görebilsek…
      Teşekkürler…

  2. ”Nice insanlar gördüm üzerinde elbisesi yok, nice elbiseler gördüm içinde insan yok”

    Çok haklısınız ,güzel/doğru bir yazı ne denebilir ki…! Allah verdiği aklı/vicdanı doğru şekilde kullanmayı nasip etsin hepimize..Kullanmamakta inat edenleri de ıslah etsin…

    Saygılar…

    • Onlar ıslah olmayacaklar. İşte bu sebepten biz akıllı olalım şimdilik. Aklımız karşısında ıslah olmaktan başka şansları kalmaz nasılsa…
      Teşekkürler…

  3. Siyah üzerine beyazdan ve kaç gündür doğru düzgün uyumadığımdan gözlerim ağrıyor. Yazının tamamını okumadım ama okuduğum kısma kadar çok güzeldi. Eline sağlık abi. Umarım şablonunun değiştirirsin de bir daha yazını yarım bırakmam. 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s