Az biraz dinleyin dostlar…

Çok uzun bir zaman değil, günde birkaç saat bazen de dakika.. Ama bu kısacık zamanda bir çok kişi ile karşılaştım. Bir sürü yazı okudum, yorumlar yazdım. Saygısızlık etmemek için özen gösterdim. Yazılan her yazının bir anlamı olabileceğini düşündüm. Özellikle özgün yazılar yazanlara daha bir saygı duydum. Açık yüreklilikle fikirlerimi söyledim. Açık yüreklilikle fikirlerini söyleyenlerle tartıştım, doğruya ulaşmak için uğraştım. Sonra gördümki…. Bloglarda yazı yazanların belki de bir çoğu kendini gerçekten otoriter bellemiş. Ben ne dersem doğruduur ukalalığında. Adeta burnundan kıl aldırmayan tarzdan. Sonra dedim “benim ne işim var buralarda” diye…

Doğruluğundan emin olduğum konularda bile binlerce kez açıklama yapmama rağmen karşımda anlamak için değil, kendi söylediğini kabullenmem için uğraşan insanlar oldukça fazla. Hatta bir blog yazarının yazdığı yazıya bir yorum yazdım. Anlyamadığım bir cevap verdi. “Bu benim görüşüm işine geliyorsa” gibi birşeydi. Sonra bir şeyler daha söyledim ve ne yaptı dersiniz. Tüm yorumlarımı sildi. Güldüm geçtim. İnternet ortamında paylaşıma açık bir yazı yazıyorsun ve sonra bu şekilde bir tavır. Anlamak çok zor..

Belki bende bazen ukalalık yapıyorumdur ama yazdığım ve iddia ettiğim hiçbir şeyi işkembeden atmam. Bir dayanağım mutlaka vardır.

Ben buralarda yazıyorum çünkü inanıyorum ki paylaşmak gerçekten olgunlaşmak demektir. Biliyorum ki bildiklerini paylaşmayanlar aslında hiç bir şey bilmiyorlardır.

Çok okudum, gezdim, yaşadım. Her şeyi olmasa da yaşadıklarımın bana kazandırdıklarını insanlarla paylaşmam gerektiğine inanıyorum. Küçücük bir çocukken bile ülkem için neler yapabilirim acaba diye düşünüyordum çünkü. Hiç bir şeyin fanatiği olmadım, olmam da. Hiç kimsenin peşinden gitmedim gitmem de. Hiç bir kuruluşun, hiç bir firmanın reklamını da yapmam avukatlığını da. Doğru yapanları tebrik ettiğim gibi yanlış yapanların karşısında dururum… Mücadele ederim. Hele ki sadece tek bir taraf için hizmet edenlerin yaptıklarına hizmet demem.

Bölücü zihniyetli insanlar, savundukları değerler ne kadar doğru olursa olsun benden geçerli bir değerlendirme alamazlar. Azınlık yada bir başka milletten olduğuna bakmam hiç kimsenin. İnsanlıktır önde gelen. Çocukluğum o azınlıklarla oyunlar oynayarak geçti. Kürt, laz, çerkez, ermeni, rum yada bilmem ne… Ama onlar içinde önde gelen insanlıksa adam derim yoksa saçma sapan bir mücadelenin peşine düşüp tuhaf hayaller kuranlara gerçeği göstermeye çalışırım. Eskiden hiç kimsenin bir sıkıntısı yokken şimdi neden düşman olduğumuzu anlayamadıklarından kızarım. Sürekli güçlünün yanında olmak için her türlü taklayı atan insanları hiç te iyi bir gözle göremem. Gereken tepkiyi mutlaka gösteririm..

Hiç bir ideolojik yapının yanında olmam. Bana uyan bölümlerini incelerim ama adının peşinde olmadan doğrularını alırım sadece. Hiç bir insana mürit te olmam biat ta etmem. Olanları da anlamadığım gibi hallerine acırım…

Daha çok şey anlatabilirim hakkımda. Ama yok yeter artık susuyorum bir müddet. Amacım kendimi anlatmak değildi. Sadece buralarda yazı yazıyorsam, bazı konularda fikirlerimi söylüyorsam… Mahallenin bekçisi olmadığımı, yaşanmışlıklarımdan gerektiği zaman ders çıkarmayı bildiğimi, okuduklarımdan anlamlar çıkarabildiğimi, saygısız insanlara kırılmadığımı sadece toplum adına üzüldüğümü anlatmaya çalıştım. Aslında yazdıklarımı okurken beni biraz anlamaya çalışarak okumanızı istedim. Çünkü öyle insanlar tanıdım ki… Canı istediği zaman sonunun ne olacağını düşünmeden, sanki kendi duygularının tamamen doğru olması gerektiği şartlanmışlığı ile her şeyi yorumlayabileceğini sanan ama aslında hiç bir şey bilmeyen ve anlamayan.

İşte dostlar, yine duygularımın esiri oldum. Karaladım kendimle ilgili, az bir tarafımı sunmaya çalıştım. Neden sormayın yada hiç okumayın ama bilin istedim. Ben yaşarken hayatın içindeki güzellikleri gördüğüm kadar çirkinlikleri de görür ve yaşarım. Bilirim ki, çirkinler olmadan güzellerin anlamı olmaz…

Sevgiyle…

Reklamlar

15 comments on “Az biraz dinleyin dostlar…

  1. Yazılı ya da sözlü, iletişimde aksaklıklar oluyor böyle zaman zaman 🙂 Sabırla anlaşmaya çalışmak gerekiyor, uzlaşmaya daha doğrusu; kestirip atmadan…zor meseleler 🙂

  2. Volkan kardeşim dostum. Susmak yok. Ben de senin için bir şeyler karalayayım müsaadenle. Halka açık olmadan da sana bunları söyleyebilirdim ama senin bloğunla ilgilenenler de görsün istedim. “nutukçu” adresini hep “bir yazarsam” adresinin kardeşi olarak gördüm, yazarlarının dostluğu gibi. Gün oldu sen benim yazdığıma karşı bir yorum yazdın, hatta kızdın, gün oldu ben senin yazdıklarına serzenişte bulundum. Bazen birbirimizin yazılarını çok beğendik ve uyumlu yazılar da yazdık. İki kardeş nasıl birbirini tamamlıyorsa “nutukçu”nun da “biryazarsam”ı tamamladığını düşündüm hep. Senin üslubun ve olaylara bakışın hep dik, hatta kimi konularda tavizsizdin ve söylediğin sözün hep arkasında olma gayretindeydin. Şu blog deryasında özgün yazılarını bulabildiğim birkaç blog yazarından birisin, ayrıcalıklısın. Ve eminim sadece benim için değil birçok isimli isimsiz takipçin için de bu böyle, ayrıcalıklısın. Düşüncelerine katılanın da katılmayanın da. Bunu herkes başaramaz.

    Susarak kimseye ders vermenin ya da öyle değilse her ne maksatla yapıyorsan seni izleyenlere haksızlık ettiğinin farkında olmalısın. Susmanın doğru olmadığı kesin. Ben birilerine kızıp blog yazmaya ara vermeyi hatta bırakmayı düşündüğümde beni ikna edip dönüş yazıma yaptığın yorumu şimdi sana gönderiyorum. Kendi yorumunu oku ve birkaç gün dinlen (sen de bana öyle demiştin 🙂 ) sonra eskisi gibi devam et.

    Volkan Deniz söylüyor: “İşte bu be.. Tam sana yakışır bir yazı olmuş.. Yürekten kutlarım seni. Çok güzel olmuş gerçekten.. Hatta öyleki başını alıp gitmek isteyen birilerine anlatıp gitmekten alıkoyabileceğime inandığım ve bu maksatla kullanabileceğim bir hikaye yazmışsın.. Azar azar da olsa sanki sadece yazı diliyle oluşan dostça ortamlar oluşmaya başlamış.. Gerçekten çok güzel şeyler bunlar. Sanal ortamlarda seviyeyi yakalamak bir beceriyken, çok daha ileri gidip dostluklar kurulmaya bile başlanmış… Her geçen gün çok daha güzellliklere doğru gidilmesi dileği ile…”

    Bu yorum senindi. Şimdi git o yazıya ve kendini susmaktan alıkoy, senin de söylediğin gibi sanal ortamda her geçen gün daha güzelliklere doğru yol al.
    http://biryazarsam.com/2011/04/21/bir-yazmazsam/

    Sevgilerle dostum…

    • Dostum teşekkür ederim ama sustuğum falan yok. Sadece anlamaya çalışıyorum ve belki de sıkıldım biraz. Benim de herkes gibi olmamı istiyorlar sanki. Ben hayatımda hiç koyun olmadım ki. Birilerinin peşinden gidebileyim. Yanlış olduğunu hissettiğim her şeye o an tepki gösterdim. Ama bakıyorum da şimdilerde ağzı olan konuşuyor. Susuyorum demem ondan. konuşsunlar bakalım ne çıkacak ortaya. Ne anlatacaklar. Dinleyelim bakalım biraz..Şimdilik biraz dinlemek istiyorum sadece.
      Ortalık bilirkişiden geçilmiyor. Dinlemek lazım onları da. Ne yazarsam yazayım ya da ne yaparsam yapayım her taraf savunma avukatı kaynıyor anında. Ben de şimdilik ortalığı bırakıyorum bakalım neyi kurtarıp ne anlatacaklar… Devem etsin herkes birbirini beğense de beğenmese de yapmacık takdir etmeye…
      Sevgilerle…

      • Tamam. Çok üzüldün biliyorum. İstediğin kadar dinlen, izlemede kal. Buna da ihtiyaç duyuyor insan. Seni çok iyi anladığıma eminim. Benzer durumlar yaşadım. Susmak tamamen susmak değil, düşünceleri dinlendirip etrafı gözlemlemek diyorsun, haklısın. Belki bu senin için daha iyi olabilir de. Fakat her gün bu bloğa girip yeni yazı yazmış mı diye benim gibi bakacak epey insan var. Unutma. İster tarih yaz, ister ekonomi, ister güncel, istersen duygusal bir kaç kelime ya da bomboş bir sayfa her zamanki gibi buraya uğrayacak olanlar var. Beğense de beğenmese de okuyacak olanlar var. Düşünceler sadece beğenildiği için değil merak edildiği için de okunuyor. Herkes kendine göre bir şeyler alıyor. Ben alıyorum en azından.

  3. çirkinler olmadan güzelin farkı olmaz…Galiba asıl olgunluk kırmamak değil de kırılmamayı becerebilmekte… Dilin de kemiği yok netice de… Ancak zararı yine söyleyene…
    sevgi ve selamlar,

  4. Hımm, neler oluyor burada bakalım..Sevgili Volkan, sorunlar çözülmek için varlar ve ölümden başka her sorunun da bir çaresi bulunabilir..Kamil’e katılıyorum, git biraz kafanı dinle, yapabiliyorsan dağ, bayır dolaş biraz..Bizim için de güzel, mis kokulu bitkiler topla..Döndüğünde bitki çayı içeriz blogunda..Ha unutmadan mim hazırlığındaydım, şarkıların diliyle : “Daha mim yapacağdık!”

    Sevgilerimle 🙂

  5. Dostlar yanlış anlaşılan bir şey var ortada.
    Ben bir şeyden üzülmüş falan değilim. Bırakıp gitmiyorum da. Kırgınlığım da yok. Bunları sessiz kalıyorum dememden çıkardınız sanırım. Ancak o sessizlikten bahsettiğim birilerine yada bir şeye kızdığım için yazmayı bırakıyorum yada buralardan gidiyorum anlamında değildi ki.
    Bir süre izleyici olmayı ve okumayı düşünüyorum anlamında idi. Ben olur olmaz kişilerden yada yaşanılan herhangi bir olumsuzluktan yaptığım işlerden vazgeçmem. Kişilerle yaşadığım hiç birşey benim hayata bakışımla ilgili yada yapmakta olduğum işlerle ilgili yaklaşımımın değişmesini sağlayamaz.
    Kendimi anlatma ihtiyacı hissettim. Çünkü yazılarımı okuyanlar veya beni değerlendirmek isteyen kişiler anlasın istedim olaylara ve dünyaya nasıl bakıyorum. Beni herkes eleştirebilir, herkes yazdığım yazı hakkında konuşabilir ve fikirlerimi beğenmeyebilir. Ama benimle ilgili fikir beyan edenler önce hakkımda bir şeyler biliyor olmalılar. Rastgele konuşmak sonucunda saygısızlığa kadar gidebiliyor. Maalesef bunun örneğini de çok yaşadım.
    Öyle bir hal alıyor ki bir müddet sonra yazdığınız yazılardan ziyade sizin fikirlerinizi de eleştirenler çıkabiliyor. İşte bu sebeplerden bilmenizi istedim. Ben değerlendirmelerimi ne tür kriterlere göre yapıyorum. Nasıl bir adamım, fikirlerim nelerdir. Ben nasıl ben olmuşum az çok fikriniz olsun istedim.. Sonra da ne diyecekseniz deyin ama bilin ben kimim…

    Sevgili dostlarım Kamil ve İhyaca hiç bir sorunum yok merak etmeyin. Oldukça iyiyim ama sanırım yazarken biraz duygusal yazmış olmalıyım ki içinden bir hüzün çıkmış. Sizin böyle düşünmenize sebep olduğum için üzüldüm. Ama merak etmeyin ben çok iyiyim ve hala gülümseyerek konuşuyorum 🙂
    Sevgilerle…

  6. Bence;
    Volkan DENİZ biraz kafa dinlemeye karar vermiş ama bunu nasıl derim diye düşünmüş taşınmış sonra böyle bir post girmiş…Tamam ya git dinlen ,gez, gör ,nasiplen…Ama kırıp geçme! sinirlendiysen bile önce sakinleş sonra yaz yaz yaz…Neyse bu konuda yazmaycaktım …Gezdiğin yerleri fotografla ve mükünse geldiğinde blogunda paylaş..Yok fotografla uğraşamam dersen de adresi ver biz bir otobüs tutup gelelim peşinden…

    Bir de;
    Bloglarda yazdığımız her cümlemiz zaten bizi anlatıyor ..Gerçi dışa görünüşümüzü anlatmıyor ama düşünce dünyamızı çok iyi anlatıyor..Böylelikle az çok tahmin edilebilir biri haline geliyoruz bir süre sonra…bu paragrafta fazla bir şey yazamayacam onun için geçiyorum diğer paragrafa…

    Ya biliyor musun acayip bir mail aldım birinden..Bilinçli yapılmamış bir hatam yüzünden üzerime ”yalancı” ”sahtekar” elbisesi giydirilmiş..Ne yapmalıyım şimdi..Kendimi mi savunmalıyım..Hiççç uğraşamam ben açıklamamı yaparım gerisi karşımdakine kalmış..İster inanır ister inanmaz..Blog aleminde hiç kimseye kendimi inandırmak zorunda değilim..Zaten ne kadar uğraşırsan uğraş insanlar görmek istedikleri gibi bakıp algılarlar ! Haksız mıyım? Tabi ki değilim 🙂 Can sıkmaya değmez..

    Bir de bu gün hava ne güzeldi öyle hay maşaallah…Tam gezmelik hava..Kış aylarında böyle günler çok hoş oluyor moral oluyor bana..

    Ve bir de Kamil beyi’in yorumları ne kadar güzel değil mi..Çok yapıcı yorumlar yazıyor ,hayran olmamak el de değil…Herkese böyle dost nasip etsin Rabbim…

    Bir de,iyi insan olmak ve iyi insan olarak kalabilmek ne kadar zor değil mi? Hem çok zor hem çok kolay…Tebessüm bile iyilikken bunu bile esirgeyenler var düşünsene ne sinir değil mi? Sanki çok zor tebessüm etmek cık cık cık..

    Ya Karadeniz civarlarına gidersen gezmek görmek dinlenmek için bize bol bol köy peyniri gwetiri misin …Tereyağı da olsun aynında..Fındığa da hayır demeyiz …kurutlmuş hurma falan varsa ondan da olsun 🙂 Çok iyisin biliyor musun ,bunları getireceksin ya…

    Neyse ,bu günlük saçmalayarak sosyal mesaj verme hakkın doldu onun için kesiyorum yorumumu..Hadi gözün aydın…Gerçi sen ciddin çok ciddi bir yazı yazmışsın ama işte ben yazıya uygun yorum yapamıyorum bu konuda beni affedin…

    Saygılar..He bir de yazıyı tekrar okumadım hatalarım olursa düzeltebilirsen sevinirim 🙂

    Not:Ne diyecektim ben ya !

    • Uzun uzun cevap yazmak isterdim sana ama zaten yazmam gereken her şeyi yazmışım yazımda. Tekrara girmeyelim… Yalnız kafa dinlemeye karar verip bunu yazmak isteseydim inan ki böyle yazmazdım. Sinirlenip kırıp geçmiş gibi görünüyor olduğumu da sanmıyorum ama öyle algılamışsan doğrudur. En güzeli sen yazıyı sinirlenmiş bir adam yazmış gibi okuma. O zaman sinirlenmediğimi daha iyi anlarsın eminim.

      Tereyağı, peynir ve fındık için taa Karadenizlere kadar gitmeye gerek yok. Hemen her yerde satılıyor artık 🙂 Ama illaki senden isterim diyorsan söz göndericem. Ama ne zaman olur bilemem.

      Son bir kez daha söylemek zorunda hissediyorum. Canımı sıkmış falan değilim. Nasıl böyle anlaşıldığımı bir türlü anlayamıyorum. Silsemmi ki hepsini..

      Neyse teşekkürler, her şey için…

  7. Merhaba,
    Blogunuza ilk defa denk geldim ve biraz tanıma fırsatı buldum yaklaşık yarım saat önce..
    İnsanların gerek yazdıkları yazılarda gerekse yorumlarında kendilerini otoriter bellemelerinin sebebi ”sadece ve sadece benim düşüncelerim doğrudur” sabit fikrinden olsa gerek.

    Son zamanlarda bende bu tatsızlıklara rastlıyorum aslında. İnsanlar bahsettikleri konu hakkında beklemedikleri eleştiri aldıklarında rahatsız oluyorlar.
    Başka tür insanlarda var ki -bazılarımız bunlara klavye artisti der- cümlelerine karşımdakini nasıl bozabilirim niyetiyle başlarlar. Çünkü insanlar birbirlerine karşı üstünlük kurmaya bayılırlar. Halbuki bir konu hakkında farklı görüşleri bulunan insanlarla seviyeli şekilde tartışması, konu hakkında görüşlerini savunması gerçekten çok güzel.

    ”Küçücük bir çocukken bile ülkem için neler yapabilirim acaba diye düşünüyordum” cümleniz ise çok hoşuma gitti. Kendi küçüklüğüme gittim bir an. Herkes ben doktor olacağım büyüyünce derken, öğretmen olacağım derdim bende. Babaannemin okuma-yazma bilmemesine çok üzülürdüm bu yüzdendir belkide bu öğretmenlik sevdam.

    Saygılarımla
    İyi akşamlar..

    • Hoş geldin Gizem. Beni anlamış olmandan çok mutlu oldum. Öncelikle bunun için çok teşekkür ederim. Benim yapmaya çalıştığımda zaten seviyeli tartışma ortamı yaratabilmek. Çünkü inanıyoum ki uygarlığa ulaşmanın, gelişmenin yegane yolu karşılıklı dialogtur. Benim de yanlışlarım olmuştur mutlaka. Ama yanlışlıklarımın gerçekten yanlış olduğuna ikna olmam gerekir. Yoksa benim doğrumu kendi yanlışı gibi görenlerden bahsetmiyorum elbette. İşte bütün mesele de bu sevgili Gizem. Herkes kendince bir doğrunun peşinde gidiyor ve tahammülsüzlük içinde karşısındakine olduğu gibi saldırıyor. Yok böyle bir şey… Bu tip saldırı karşısında benim de sürekli alttan alıp aşırı nezaket içinde olmamı beklememeli hiç kimse. Çünkü sürekli alttan alarak sonucun nerelere geldiğini görüyoruz ülke olarak..
      Sevgilerle…

  8. Az önce benden sonra yorum yapmış olanların tüm yorumlarını satır satır okudum. Birşey hissettim, paylaşmadan geçemeyeceğim. 🙂
    Hani üç beş arkadaş bir yaz akşamı ateşin başında oturur, eğlenmek için değil de dertleşir ya. (Hayatında kaç kere böyle bir ortam yaşadın diyeceksiniz 🙂 evet az ama öz yaşadım) Volkan’ın yazdığı yazının ardından yapılan yorumlarla sanki kendimi öyle bir ortamda bulmuş gibiyim. Keşke birkaç diğer arkadaş da burada olsaydı da, konu değişse daha da güzel şeylerden bahsetseydik. İnsanları kaybetmek kolay, ne olursa olsun kazanmak gerek. Ben de yapamıyorum. Ama keşke yapabilsem. Hepinize çok çok selamlar.

    • Ne güzel oluırdu öyle olabilsek her zaman. Aslında oluruz da. Ama işte fanatik olmamak gerekir. Kaybetmemek gerekir diyorsun ısrarla ama bazen kazanmanın da anlamı olmuyor. Kazanmak için uğraşıp sonunda yeniden ve belki daha da şiddetli bir şekilde kaybedeceksem. Bırak olduğu yerde kalsın, kazanılması gereken kendisi kazanılmaya müsait olsun. Bişey dedim ama bilmem ki anlatabildim mi.. 🙂
      Ben ateşi yakıyorum arada buluşalım ateş başında… Gelirken gitarı da getir ama … Hani adetetndir o hesaptan. Çalmasak da fark etmez, fonda durur biz de öylece laflarız karşılıklı..

      Sevgilerle… Dostluk güzel be.. 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s