Kıbrıs için atan kalp durdu…

Bir yaz günüydü. 1999 yılı yazı. Bir sebepten Kıbrıs’tayım. Dolaşıyorum Girne sokaklarında. Günlerden Cumartesi. Akşam neresine takılsam acaba diye bakınıyorum birazda. Her zaman gelemezsin böylesi bir aşk memleketine. Şirin, küçük, eski bir kasaba gibi Girne. İnsanlar sıcaktan bunalmış ama yüzlerinde tatlı bir tebessüm var. Dükkanlar uzun öğlen arasındalar. Bir nevi siesta…

Deniz şehir içinde ama temiz görünüyor. En azından kir değil deniz kokuyor, yosun kokuyor. Rengi de çekici ve hatta yüzenler var limanın kenarında. Bir kısım gençlik arabalarını park etmişler yol kenarına gazete okuyorlar, ellerinde bira şişesi, ağızlarında yavaş yavaş tüten sigaraları ile. Köşebaşlarında yaşlı adamların dikildiği incik boncuk tezgahları var ama muabbet etmiyorlar hiç. “Alacaksan al, yoksa git” diyorlar en kabasından. Belki ortaliktaki şirinliği bozan tek görüntü onlar.. Maalesef.

Her köşeden bir müzik yükseliyor, içine huzur veren cinsten müzikleri ama. Herkesler akşama hazırlanıyor. Cumartesi akşamları en özel gün buralarda. Herkes en güzel kıyafetlerini giyip atıyor kendini barlar sokağının albenisine. Özgür gün diyorlar o güne ve devamındaki geceye. Ada psikolojisindenmidir nedir bilinmez ama o gün bayram gibi sanki. Genç, çoluk çocuk, ablalar teyzeler amcalar. Herkesler eğlenme günü ilan etmiş o günü ve hakkını da veriyorlar…

Dolaşıyorum Girne sokaklarında dalgın dalgın. Birden bir kalabalık fark ediyorum. Gülüşüyor herkes. Ortada yuvarlak yüzlü, şirin, şişmanca, dost canlısı bir amca. Elinde makine fotoğraf çekiyor bir yandan da sohbet ediyor insanlarla. Merak edip yaklaşıyorum. Gözlerime inanamıyorum. “Yok canım, benzetmişimdir” diyorum. Ama yok be evet o adam… Rauf Denktaş. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı. Halkın arasında, halktan biri.. Ne koruma var etrafta ne polis. Varsa da ben fark edemiyorum. Çünkü hiç rahatsız olan da yok edilen de. İtiş kakışta yok. O kadar sevimli geliyor ki. Sarılmak istiyorum. Biraz daha yanaşıyorum. Etrafa bakınıyorum hala, aranıyorum bir görevli bir şey. Kafamda soru işareti var hala inanamıyorum. Sonra halkına el sallayarak binip gidiyor arabasına. O zaman anlıyorsunuz önemli biri olduğunu. Onun dışında halkının içinde dolaşıp, onlarla şakalaşabiliyor. Onları anlamaya çalışmıyor, gerçekten anlıyor. Bütün bunlara rağmen seveni olduğu gibi sevmeyeni de olabiliyor ne yazık ki…

Arabası uzaklaşınca oradaki insanlara soruyorum gördüğüm kişinin kim olduğunu. “Rauf baba” diyorlar. “Nasıl oluyor bu kadar rahat buralarda?” diye sorduğumda ise anlamsız yüzüme bakıyorlar. “Çok gelir buralara ve hatta bazen oturur kafede çay da içer bizimle” diyorlar. Hayretler içinde yürüyüp uzaklaşıyorum oradan.

O gün bugündür ne zaman televizyonda görsem gülümserim. İçimden inanılmaz bir duygu seli akar gider. Sarılasım gelir hep o şirin tombul amcaya… Rauf Baba’ya…

Yaptıkları, bıraktıkları bir yana, her yönüyle örnek bir lider, mücadeleci ve en önemlisi değer bilen değerli bir insan. Türk halkı seni asla unutmamalı. En azından ben unutmayacağım. Nur içinde yat Rauf baba…

Reklamlar

4 comments on “Kıbrıs için atan kalp durdu…

  1. Allah rahmet eylesin… hepimiz faniiyiz ve caresiz ölecegiz…
    “Nasıl oluyor bu kadar rahat buralarda?”
    Bu sorunun cevabi gayet basit… cünki Kibris Türk Cumhuriyeti maalesef bizden baska hicbir kimse tarafinda kabul edilmemekde…
    Yüreginize saglik.

  2. Uzun süredir uğrayamıyorum. Lütfen gönül koyma. Kitaba yoğunlaştım. Herkesi dolaşıp bir selam göndereyim, buranın da unutulmadığını söyleyeyim istedim.
    🙂 Saygı ve sevgilerimle…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s