Prenses öpmese de olur mu ki…

Ve aniden… Prenses kurbağayı öptü. Biçimsiz kurbağa, genç yakışıklı bir prense dönüştü. Prensesini öptü, selamladı, elini tuttu ve mutlu mesut yaşadılar. Bu bir masaldı ve her masalda olduğu gibi mutlu sonla bitti.

Masallar, hayatın içindeki arzulardan çıkmamış mıdır zaten. Ama ortalıkta bu kadar çok kurbağa varken onları öpecek bir prenses neden olmaz hiç. Bilmezler mi ki bu prensesler öpmeden dönüşülmeyecek bir şeye benzeyen adama.

Ama gel görki sevda masalları hep bir ıstırapla yaşanır ve her masalın sonunda kavuşamaz sevenler. Ama kavuşacamayacaklarını bilseler de vazgeçmezler sevdalarından. Bilirler ki onlar için mühim olan o duyguya girip sevmiş olmaktır. Yürekleri yön tutmaz. Ne olduğu değil de ne hissedildiği önemlidir. Masal gibi duyguların içindedirler ama masal gibi yaşamazlar gerçekleri. Aşk ta demezler bunun adına. Zaten tanımların anlamı yok olmuştur çoktan. Sonrasında olanlarla ilgilenmeden yaşarlar..

Masallardan esinlenir, aşık olur sevdaya düşeriz hep birlikte. Bir bakış bir süzüş yakar yürekleri. Masallardaki prensesleri dinleyerek büyümüş nesilleriz ya. Aşka düşeriz masal gibi başlangıçla. Sonra onlar gibi hissetmek isterken bir türlü beceremeyiz. Çünkü etrafımızdaki dönen hayata aldırış etmeden yaşamak ancak masallarda mümkündür. Bunu başarabilenler zaten tarihin içinde efsane aşıklar olmuşlardır ve hiçbiride kavuşamamıştır. İşte buradan yola çıkılarak yapılan tüm aşk filmlerinin sonunda el ele ölen sevgilileri seyredip yoğun bir duygusallık yaşamamız da bundandır..

Aşka inanmayan ben bile biliyorum ki yürek yol alırsa o yolun dönüşü olmaz. Mühim olan yüreğinin gittiği yola uyum sağlayacak kadar yürekli olabilmek. Bilmeden düşünmeden ama teslim olmadan yaşayabilmek. Sorgulamadan hemde. Varmı ki böylesi yaşananlar olur mu ki sevdanın hüzünle bitmeyen yolları. Bir prenses bir kurbağayı öpermi ki?

Reklamlar

3 comments on “Prenses öpmese de olur mu ki…

  1. Kurbağadan prens falan olmuyor kimse kimseyi kandırmasın masal adı altında bile olsa 🙂 Kurbağalar pis kokar ,prensler de atlarından inmeyen,kendini beğenmiş,baba parası yiyen ukala kılıbıklardır 🙂 Ne kurba(ğa)dan ne de prenslerden hayır gelmez benden demesi 🙂 He bir de ruh ikizi diye bir şey çıktı onu da boşuna aramasın kimse çünkü yaratılan her ruh eşsizdir ikizi falan olacağını sanmıyorum…

    Peki ben neye inanıyorum ben sevgiye inanıyorum.Ruhuna ışık veren senin ne dediğini anlayan hatta hisseden birini buldun mu aç yüreğini sonuna kadar.He sonra açtım ama pişman oldum dersen orasına ben karışmam ama sanırsam ki karşındaki de sevmeyi bilen sevmenin önemini kavrayan biriyse hiç bir zarar gelmez kimseye.. Yüreğini açtığı için de pişmanlık duymaz hiç kimse… Ne o kurbağalar ,prensler,prensesler …O masallar uyumak için okunuyor asıl mesele herkesin kendi masalını yazabilmesi.Nokta 🙂

    Ben yüreğimle kendi masalımı yazabiliyor muyum önemli olan bu! Gerisi uyumak için masal…..

    Bir de aşka inanılmaz ki aşk yaşanır (vuu bu nasıl cümle kurdum ben ) İçine düştükten sonra inansam ne inanmasam ne!

    Aşkın hüzünlü bitmeyenine ben aşk diyemiyorum vuslat varsa aşk gidiyor sank,…Bilmem belki de yanılıyorum …aşk sanki masal tadında kavuşmalar yaşanmadığı zaman aşk oluyor….Bilemedim ki yine..Konuuyorum işte:)

    Saygılar efenim, uzun yorumlarla verdiğimiz geçici rahatsızlıktan dolayı özrli bir borç biliriz…

    Yazınızı çok beğendik devamını bekleriz…

    Saygılar…

  2. Masallar olmasa nasıl açılırdı gönüller? Nasıl anlatılırdı duygular? Prensesler kurbağayı öpmese nasıl anlardık aşkın büyüklüğünü. Nasıl cevaplardık sorulan soruları? Nasıl inanırdık leylek hikayelerine?

    Aşka inanmamak, sevdalanmamak anlamına gelmez ki. Yaşanılan duygunun kölesi olmamak demektir inanmamak. Duygular birine köle olunsun diye yaşanmamalı çünkü. Bunlar karışık şeyler gibi görünüp hayatın içinde sürekli yaşanan ama karşılıklı kasmalardan doğan sancılardan, yaşanıldığı gibi hissedilemeyen duygulardır sadece. Ne güzel açıkladım dimi… 🙂

    İşte bütün bunların öyle bir rengi vardır ki karşındakinin nasıl bir şey olduğunu bile unutturur sana. Kurbağayı öpen bir prenses oluverirsin… Mühim olan öptüğün varlık değil sana hissettirdikleridir. Çünkü insanoğlu ne derse desin, ne kadar itiraz ederse etsin yüreğinin yolunda gitmeye mahkumdur…

    Güzel günlere…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s